Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3114 E., 2025/2782 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3114 E., 2025/2782 K. (14.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3114
Karar No
2025/2782
Karar Tarihi
14.05.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/3114 E. , 2025/2782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1604 E., 2024/942 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2018/467 E., 2020/438 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; Sakarya Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, davalı ile arasında son olarak 04.05.2016 tarihli “Vekalet Sözleşmesi”nin imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşme ve vekalet ilişkisi kapsamında 12.06.2012 tarihli vekaletnamenin verildiğini, davalının 14.03.2017 tarihli azilname ile müvekkilinin basın yayın organlarında çıkan FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde çıkan haberleri gerekçe göstererek azlettiğini, azilname sonrasında müvekkilinin 25.08.2018 tarihli ihtarname ile azil tarihine kadar davalı bankaya verilen hukuki yardımlar karşılığı karşı yan vekalet ücretinin ödenmesi talebinde bulunduğunu, karşı yan vekalet ücretinin talep edildiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL vekalet ücreti alacağının azil tarihi olan 14.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 20.01.2020 tarihli dilekçe ile davaya konu alacak değerini 886.069,26 TL olarak ıslah etmiş, ancak ıslah dilekçesinden sonra 14.10.2020 tarihli duruşmada 72.001,98 TL' lik kısmından feragat etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacı avukat tarafından sözleşme uyarınca müvekkili banka dosyaları takip edilmekte iken 19.01.2017 tarihinde basından davacı avukatın FETÖ bağlantısı iddiası ile tutuklandığı bilgisini aldıklarını, müvekkili bankanın iyiniyetli olarak ilk duruşma gününe kadar beklediğini, ilk duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi üzerine 14.03.2017 tarihli ihtarname ile davacı avukatın azledildiğini, avukatlığın bizzat ifa edilen meslek olduğunu, o tarihlerdeki ülkenin içinde olduğu durumun gözönünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili banka adına takip edilen dosyalardaki hukuki işlemlerin süreye tabi olduğunu, davacı avukatın tutukluluk halinin ne kadar devam edileceğinin öngörülebilir olmadığını, müvekkili banka dosyalarının bilinmeze bırakılmasının beklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli kararıyla; davalı bankanın azil sebebi olarak davacı avukatın terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde haberlerin çıkmasını gerekçe gösterdiği, davacı avukatın Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/31 Esas 2019/97 Karar sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkumiyete yeter derecede delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, davacı avukatın bir süre tutuklu kaldığı, vekil vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü ise de vekile tevkil yetkisinin verildiği, zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabilmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın başkasının işi ifa etmesine açıkça rıza göstermiş olduğu, davacı avukatın tutuklu kaldığı dönemde davacı avukat tarafından takip edilen işlerin gereği gibi yerine getirilmediğinin de azil sebebi yapılmadığı, buna dair delil de sunulmadığı, azlin haksız olduğu, haksız azil sebebiyle davacı avukatın hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu, davacı avukatın takip ettiği 121 adet icra dosyasında vekillik görevini gereği gibi yerine getirdiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 814.067,28 TL 'nin 14.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararıyla; tahliye ihtimaline binaen ceza davası ilk duruşmasına kadar vekalet ilişkisinin iyiniyetle sürdürüldüğü, tutukluluk halinin devamı sebebiyle sözleşmeye dayalı hizmetin ifa olağanın ortadan kalktığı, avukatın şahsi birikim ve tecrübesine dayanılarak kurulan ilişkide tevkil yetkisi bulunmasının tek başına azli haksız hale getirmeyeceği, davacı avukatın haklı sebeple azledildiği, bilirkişi raporunda 22.,27.,41., 43., 53. , 54., 56., 68., 74., 76., 97., 100., 103., 108. ve 110. sırada yer alan işlerin tamamlandığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 186.338,74 TL'nin 20.01.2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 18.04.2022 tarihli ilamla; davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Bölge Adliye Mahkemesince davacının haklı azil nedeniyle vekalet ücret alacağına ilişkin olarak; azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen ve tahsil edilen işlerden dolayı hak ettiği vekalet ücretlerinin hesaplanması için, azil tarihine kadar takip ettiği ve vekalet ücreti alamadığı ve davaya konu ettiği icra dosyalarının getirtilmesi suretiyle taraf ve yargı denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca öncelikle davaya konu tüm takip dosyalarının gerek fiziken gerekse Uyap sistemi üzerinden dosyaya kazandırıldığı, sonrasında nitelikli hesaplamalar uzmanı akademisyen hukukçulardan oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden her bir takip dosyası üzerinden fiziki inceleme yapılmak suretiyle bozma ilamında değinildiği üzere azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen ve tahsil edilen işlerden dolayı hak edilen vekalet ücretinin hesaplanmasının istenildiği, sunulan bilirkişi raporlarına karşı taraf itirazları gözetilerek aynı heyetten farklı üç ek rapor alındığı, son ek rapora karşı davalı tarafça itirazda bulunulmadığı, davacı avukat tarafından ise son ek rapora karşı sunulan 30.04.2024 tarihli itiraz dilekçesi ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1079 Esas sayılı takip dosyası yerine 2016/1670 sayılı dosyanın, 2016/3236 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2016/3216 sayılı dosyanın, 2017/20478 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2017/20408 sayılı dosyanın, Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5943 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2015/5643 sayılı dosyanın hatalı olarak incelendiği , yine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/2105 Esas sayılı ve 2017/9238 Esas sayılı takip dosyalarındaki hesaplamanın hatalı olduğunun beyanında bulunup itirazları karşılayan üç ek rapor sonucunda itirazlarını sonuç olarak bu takip dosyaları ile sınırlandırdığı, davacı avukatın son ek rapora karşı yaptığı itirazların Dairece değerlendirildiği, ek bilirkişi raporunda dosya esas numaralarının yazımında hata yapılmış ise de, doğru takip dosyaları üzerinde yapılan incelemede; Sakarya 1. İcra müdürlüğünün 2016/1970 Esas ve 2016/3236 Esas sayılı takip sayılı dosyaları ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5943 Esas sayılı takip sayılı dosyalarının haciz aşamasında olup, azil tarihi itibariyle tahsilat yapılmadığı, Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2017/20478 Esas sayılı takip dosyasında takip alacağının azil sonrası borçlu tarafından haricen ödenmek suretiyle kapandığı ve anılı dosyaların davacı avukatın vekalet ücretine hak kazanması için aranan tahsilat şartını sağlamadığı gibi yapılan tahsilatın da azil tarihinden sonra yapıldığı, itiraza konu Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/2105 Esas sayılı ve 2017/9238 Esas sayılı takip dosyalarının ise taraflarla ilişkisi bulunmadığı ve sonuca etkili olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihi olan 14.10.2020 tarihinden itibaren, 3.263,75 TL'nin 20.01.2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın tam kabulü gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru sonucunun beklenmemesinin hatalı olduğunu, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkili avukatın vekalet görevinin ifası kapsamında kasten ya da ihmali davranışının bulunmadığını, aksine davalı banka tarafından vekaletten azil gerekçesi olarak salt hakkında açılmış bulunan kamu davasının gerekçe kılındığını, söz konusu ceza davasının ise beraatle sonuçlanması dikkate alındığında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi kapsamında vekalet ücretinin tamamının müvekkili avukata ödenmesi gerektiğini, azlin haksız olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli olduğu, davacı avukatın 30.04.2024 tarihli dilekçesi ile sunduğu ek rapora itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme ile doğru şekilde değerlendirilip davacı avukatın davalı bankadan olan karşı yan vekalet ücreti alacağının belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 55b30bc8c4561ed2 e8e02ebcc6ed60f5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/3114 E. , 2025/2782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1604 E., 2024/942 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2018/467 E., 2020/438 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; Sakarya Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, davalı ile arasında son olarak 04.05.2016 tarihli “Vekalet Sözleşmesi”nin imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşme ve vekalet ilişkisi kapsamında 12.06.2012 tarihli vekaletnamenin verildiğini, davalının 14.03.2017 tarihli azilname ile müvekkilinin basın yayın organlarında çıkan FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde çıkan haberleri gerekçe göstererek azlettiğini, azilname sonrasında müvekkilinin 25.08.2018 tarihli ihtarname ile azil tarihine kadar davalı bankaya verilen hukuki yardımlar karşılığı karşı yan vekalet ücretinin ödenmesi talebinde bulunduğunu, karşı yan vekalet ücretinin talep edildiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL vekalet ücreti alacağının azil tarihi olan 14.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 20.01.2020 tarihli dilekçe ile davaya konu alacak değerini 886.069,26 TL olarak ıslah etmiş, ancak ıslah dilekçesinden sonra 14.10.2020 tarihli duruşmada 72.001,98 TL' lik kısmından feragat etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacı avukat tarafından sözleşme uyarınca müvekkili banka dosyaları takip edilmekte iken 19.01.2017 tarihinde basından davacı avukatın FETÖ bağlantısı iddiası ile tutuklandığı bilgisini aldıklarını, müvekkili bankanın iyiniyetli olarak ilk duruşma gününe kadar beklediğini, ilk duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi üzerine 14.03.2017 tarihli ihtarname ile davacı avukatın azledildiğini, avukatlığın bizzat ifa edilen meslek olduğunu, o tarihlerdeki ülkenin içinde olduğu durumun gözönünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili banka adına takip edilen dosyalardaki hukuki işlemlerin süreye tabi olduğunu, davacı avukatın tutukluluk halinin ne kadar devam edileceğinin öngörülebilir olmadığını, müvekkili banka dosyalarının bilinmeze bırakılmasının beklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli kararıyla; davalı bankanın azil sebebi olarak davacı avukatın terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde haberlerin çıkmasını gerekçe gösterdiği, davacı avukatın Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/31 Esas 2019/97 Karar sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkumiyete yeter derecede delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, davacı avukatın bir süre tutuklu kaldığı, vekil vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü ise de vekile tevkil yetkisinin verildiği, zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabilmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın başkasının işi ifa etmesine açıkça rıza göstermiş olduğu, davacı avukatın tutuklu kaldığı dönemde davacı avukat tarafından takip edilen işlerin gereği gibi yerine getirilmediğinin de azil sebebi yapılmadığı, buna dair delil de sunulmadığı, azlin haksız olduğu, haksız azil sebebiyle davacı avukatın hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu, davacı avukatın takip ettiği 121 adet icra dosyasında vekillik görevini gereği gibi yerine getirdiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 814.067,28 TL 'nin 14.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararıyla; tahliye ihtimaline binaen ceza davası ilk duruşmasına kadar vekalet ilişkisinin iyiniyetle sürdürüldüğü, tutukluluk halinin devamı sebebiyle sözleşmeye dayalı hizmetin ifa olağanın ortadan kalktığı, avukatın şahsi birikim ve tecrübesine dayanılarak kurulan ilişkide tevkil yetkisi bulunmasının tek başına azli haksız hale getirmeyeceği, davacı avukatın haklı sebeple azledildiği, bilirkişi raporunda 22.,27.,41., 43., 53. , 54., 56., 68., 74., 76., 97., 100., 103., 108. ve 110. sırada yer alan işlerin tamamlandığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 186.338,74 TL'nin 20.01.2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 18.04.2022 tarihli ilamla; davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Bölge Adliye Mahkemesince davacının haklı azil nedeniyle vekalet ücret alacağına ilişkin olarak; azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen ve tahsil edilen işlerden dolayı hak ettiği vekalet ücretlerinin hesaplanması için, azil tarihine kadar takip ettiği ve vekalet ücreti alamadığı ve davaya konu ettiği icra dosyalarının getirtilmesi suretiyle taraf ve yargı denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca öncelikle davaya konu tüm takip dosyalarının gerek fiziken gerekse Uyap sistemi üzerinden dosyaya kazandırıldığı, sonrasında nitelikli hesaplamalar uzmanı akademisyen hukukçulardan oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden her bir takip dosyası üzerinden fiziki inceleme yapılmak suretiyle bozma ilamında değinildiği üzere azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen ve tahsil edilen işlerden dolayı hak edilen vekalet ücretinin hesaplanmasının istenildiği, sunulan bilirkişi raporlarına karşı taraf itirazları gözetilerek aynı heyetten farklı üç ek rapor alındığı, son ek rapora karşı davalı tarafça itirazda bulunulmadığı, davacı avukat tarafından ise son ek rapora karşı sunulan 30.04.2024 tarihli itiraz dilekçesi ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1079 Esas sayılı takip dosyası yerine 2016/1670 sayılı dosyanın, 2016/3236 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2016/3216 sayılı dosyanın, 2017/20478 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2017/20408 sayılı dosyanın, Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5943 Esas sayılı takip sayılı dosyası yerine 2015/5643 sayılı dosyanın hatalı olarak incelendiği , yine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/2105 Esas sayılı ve 2017/9238 Esas sayılı takip dosyalarındaki hesaplamanın hatalı olduğunun beyanında bulunup itirazları karşılayan üç ek rapor sonucunda itirazlarını sonuç olarak bu takip dosyaları ile sınırlandırdığı, davacı avukatın son ek rapora karşı yaptığı itirazların Dairece değerlendirildiği, ek bilirkişi raporunda dosya esas numaralarının yazımında hata yapılmış ise de, doğru takip dosyaları üzerinde yapılan incelemede; Sakarya 1. İcra müdürlüğünün 2016/1970 Esas ve 2016/3236 Esas sayılı takip sayılı dosyaları ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5943 Esas sayılı takip sayılı dosyalarının haciz aşamasında olup, azil tarihi itibariyle tahsilat yapılmadığı, Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2017/20478 Esas sayılı takip dosyasında takip alacağının azil sonrası borçlu tarafından haricen ödenmek suretiyle kapandığı ve anılı dosyaların davacı avukatın vekalet ücretine hak kazanması için aranan tahsilat şartını sağlamadığı gibi yapılan tahsilatın da azil tarihinden sonra yapıldığı, itiraza konu Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/2105 Esas sayılı ve 2017/9238 Esas sayılı takip dosyalarının ise taraflarla ilişkisi bulunmadığı ve sonuca etkili olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihi olan 14.10.2020 tarihinden itibaren, 3.263,75 TL'nin 20.01.2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın tam kabulü gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru sonucunun beklenmemesinin hatalı olduğunu, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkili avukatın vekalet görevinin ifası kapsamında kasten ya da ihmali davranışının bulunmadığını, aksine davalı banka tarafından vekaletten azil gerekçesi olarak salt hakkında açılmış bulunan kamu davasının gerekçe kılındığını, söz konusu ceza davasının ise beraatle sonuçlanması dikkate alındığında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi kapsamında vekalet ücretinin tamamının müvekkili avukata ödenmesi gerektiğini, azlin haksız olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli olduğu, davacı avukatın 30.04.2024 tarihli dilekçesi ile sunduğu ek rapora itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme ile doğru şekilde değerlendirilip davacı avukatın davalı bankadan olan karşı yan vekalet ücreti alacağının belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 55b30bc8c4561ed2 e8e02ebcc6ed60f5 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı