3. Hukuk Dairesi 2024/2619 E. , 2025/2097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/267 E., 2024/921 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/270 E., 2020/110 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılardan ... Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalı şirket ile 27.10.2016 tarihinde noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile davaya konu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde ... Blok, ... Kat ... numaralı bağımsız bölümün 234.000,00 TL bedelle satımı konusunda anlaştıklarını, sözleşmedeki teslim tarihinin 24 ay olup bu sürenin 27.10.2018 tarihinde dolduğunu, kaba inşaatın bitirilmediğini, sözleşme ile üstlenilen edimleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen projenin tamamlanarak teslim edilmediğini, davalı bankayla bağlı kredi ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek; Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ile Konut Finansman Sözleşmesinin feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fesih sebebiyle 100,00 TL zararın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle beraber her iki davalıdan müteselsilen tahsiline, en son ödemenin yapıldığı Ekim/2018 döneminden sonra Kasım/2018 ve devam eden dönemler için kredi taksidi ödeme yükümlülüğünün sona erdiğinin ve borcu kalmadığının tespitini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 123.113,32 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı banka cevap dilekçesinde, bağlı kredi ilişkisi bulunmadığından banka hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının seçimlik haklarının bugüne kadar kullanma talebinde bulunmadığını, huzurda görülen davayı ikame etmeden önce ne davalı inşaat firmasına ne de bankaya herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, teslim tarihinin geçmiş olduğuna ilişkin iddianın tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, bankanın sadece kullandırdığı kredi miktarı ile sorumlu olacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı şirket cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, geçerli ve haklı bir fesih iradesi bulunmadığından davacının taleplerinin mesnetsiz olduğunu, mücbir sebeplerle inşaatın geciktiğini, gecikilen sürenin inşaatın teslim süresine eklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacı ile davalı ... arasındaki 27.10.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile, davalı ... Arasındaki 27.10.2016 tarihli kredi sözleşmelerinin feshedildiğinin tespitine, 119.605,65.TL' nin 100.00.TL' sinin dava, geriye kalanının ıslah tarihinden itibaren illeyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'nin sorumluğununun davacıya kullandırmış olduğu kredi üst limiti ile sınırlı olduğunun tespitine, davacının 2018 Ekim döneminden sonraki ödemeler ve kredi taksiti bakımından borçlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya yönelik talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı ve davalı Banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde talebin denkleştirici adalet ilkesine göre belirlendiği belirtilmişse de, alınan bilirkişi raporunda davacının taraflara ödediği miktarların ayrı ayrı tespit edildiği, denkleştirici adalet ilkesine göre herhangi bir hesaplama yapılmadığı ve kurulan hükmün denkleştirici adalet ilkesine göre kurulmadığı bu nedenle kararın sonuç itibari ile doğru olduğu ancak gerekçenin düzeltilmesi gerektiği, kredinin bağlı kredi olması nedeni ile kararda başkaca usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine, davalı ...'nin istinaf başvurusunun, karar gerekçesi düzeltilmek sureti ile esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı Banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 24.10.2023 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince davacının talebinin denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplandığı kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılmadığı gibi davacının talebinin de bu yönde olmadığı kabul edildikten sonra davalının istinaf başvurusunun karar gerekçesi düzeltilmek suretiyle esastan reddine dair karar verilmesinin usule aykırı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumlarda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, ardından yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, davalı Bankanın sair temyiz incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bağlı kredi halinde konut finansmanı kuruluşu ile satıcının tüketiciye karşı konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilememesi nedeni ile tüketicinin TKHK'nın 11. maddesinde seçimlik haklarını kullanması halinde bankanın kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, davacı ile davalı ... arasındaki 27.10.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalı ... arasındaki 27.10.2016 tarihli kredi sözleşmelerinin feshedildiğinin tespitine, 119.605,65TL' nin 100,00TL' sinin dava, geriye kalanının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı Halkbank A.Ş. nin sorumluğununun davacıya kullandırmış olduğu kredi üst limiti ile sınırlı olduğunun tespitine, davacının 2018 Ekim döneminden sonraki dönemler ve kredi taksiti bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı Banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Banka vekili; davacının müvekkili bankadan kullandığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığını, müvekkili bankanın dava konusu taşınmazın alınması konusunda davacıya herhangi bir yönlendirmesi bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, teslim tarihi geçmeden ve dönme beyan süresi beklenilmeden dava ikame edildiği hususunun gözardı edildiğini, davada kabul edilen kısmın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve banka ile yapılan kredi sözleşmesinin feshi, sözleşmeler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir. Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 29. maddesinden alan bir "ön sözleşme" niteliğindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri TBK'nın 237. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde resmi olarak düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan bir sözleşme türüdür. Geçerli bir satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunmaması hâlinde ise vaat alacaklısının 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesine dayanarak borcun ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteyebileceği kuşkusuzdur. Bununla birlikte davacı, konutu satın almak için diğer davalı Bankadan bağlı kredi kullandığını, bu nedenle davalı Bankanın da sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 30. maddesine göre bağlı kredi sözleşmesi; tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu sözleşmedir. Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, ortada bir bağlı kredinin var olduğu söylenebilir. Bunun sonucu olarak, satın alınan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmez ise satıcı, sağlayıcı ve bağlı krediyi veren Banka tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması halinde müteselsilen sorumlu olurlar. Somut uyuşmazlıkta; davalı inşaat şirketinden taşınmaz satın alan davacıya, davalı Banka tarafından kullandırılan kredi niteliği itibariyle bağlı kredidir. Bu durumda davalı Bankanın hesap edilen bedelden diğer davalı yüklenici şirket ile birlikte bağlı kredi limitiyle sorumlu tutulmasının yerinde olduğunun ve sözleşmede kararlaştırılan sürenin aşılması nedeniyle feshin haklı olduğu, sözleşmenin feshi ile bundan sonraki taksitlerin ödenmeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı Bankanın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı Bankadan mahallinde alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 54e7af7966982d73 39426151956bb8f9