Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2321 E., 2025/1669 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2321 E., 2025/1669 K. (17.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2321
Karar No
2025/1669
Karar Tarihi
17.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2321 E. , 2025/1669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1416 E., 2024/1124 K. DAVA TARİHİ : 11.05.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/120 E., 2021/302 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı asıl; 2012 yılında Özel ... Hastahanesine gittiğini, davalı Jinekolog doktora muayene olduğunu, kendisine rahim sarkması olduğunu ve bu yönde tedavi uygulanacağını söylemesi üzerine ameliyat olduğunu, daha sonra sağlık sorunlarının devam etmesi üzerine Özel ... Hastanesine başvurduğunu, burada Dr. ... tarafından rahimde ur olduğunu ve sağlık sorunlarının bu nedenle devam ettiğini beyan etmesi üzerine 2014 yılının haziran ayında ikinci kez ameliyat olduğunu, hastalığına konulan doğru teşhis sonucu sağlığına kavuştuğunu, davalının yanlış teşhisten yapmış olduğu ameliyattan dolayı mağdur olduğunu, bununla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğunu ve şikayetinin bir sonuç bulmadığını, dosyasının Gaziantep Sulh 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2015/2751 D.İş kararı ile davanın hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği yönünde karar verilmesi üzerine bu davayı açtığını, bu sebeplerle davalının sağlığının bozulmasına sebebiyet vermediğini ileri sürerek; 5.000.000,00 TL maddi manevi tazminat talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının beyanlarının gerçekleri yansıtmadığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, ikinci ameliyatın beş sene sonra yapıldığını, müvekkilinin yapmış olduğu tedavinin hukuka ve meslek kurallarına uygun olduğunu, onam belgesinin alındığını, soruşturma dosyasında alınan raporda da davalının kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli kararıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2019 tarihli kararıyla zamanaşımı def'inin süresinde yapılmadığı ve davacının bu def'i'ye karşı açık bir muvafakatı olmadığından zamanaşımı def'ine değer verilmemesi gerektiği nazara alınmaksızın davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esasına girilip tarafların delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;denetime elverişli, usul ve yasaya uygun 01/04/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/6095 sayılı soruşturma dosyasında aldırılan raporun birbiriyle uyumlu olduğu, tedavide kusur ve ihmalin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Adli Tıp Kurumundan alınan rapor içeriğinde, karşılaştırılan iki tıbbi müdahalenin de aynı bölgede gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkilin dava konusu ilk ameliyatından sonra rahatsızlıklarının devam ettiği ve sağlığına kavuşmak için yine aynı rahatsızlık nedeni ile bir çok farklı hekime daha muayene olduğu rapor içeriğinde de açıkça belirtilmesine rağmen bu hususlar yerel mahkemenin kararına esas aldığı raporda ve yerel mahkemece gözetilmediğini, her bireyin fizyolojik özellikleri ve her operasyonun spesifik özellikleri gözetilmeden alınan maktu onamda geçerli bir rızanın varlığından bahsedilemeyeceğini, söz konusu onam matbu olup geçerli olmadığından davacı müvekkile yapılan bir bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, mahkemeden Adli tıp raporuna itiraz ederek dosyanın Ankara veya İstanbul'da bulunan üniversite hastanelerine tevdi edilerek yeni bir rapor aldırılmasını talep etmelerine rağmen bu taleplerinin de mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekimin özen sorumluluğundan kaynaklı, uğranılan maddi ve manevi zarar istemine ilişkindir. Dosya içerisinde olayla ilgili olarak ceza soruşturmasında tek hekimden alınan bilirkişi raporunda hekimin hukuki sorumluğu yönünden değerlendirme yapılmamış, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından verilen 31.03.2021 tarihli raporda hastanede yapılan işlemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu mütalaa olunmuştur. Davacı, alınan rapora itiraz etmiş, özellikle üniversite hastanesinden konu ile ilgili yeniden bir rapor alınmasını mahkemeden istemişse de, bu husus Mahkemece değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece, davacının iddiaları ve özellikle bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazlar da değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı