Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2243 E., 2025/1338 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2243 E., 2025/1338 K. (03.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2243
Karar No
2025/1338
Karar Tarihi
03.05.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2243 E. , 2025/1338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/251 E., 2024/485 K. DAVA TARİHİ : 22.09.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/527 E., 2023/447 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin çobanlık yaptığını, davalıların köyünün merasında hayvanlarını otlatmak için gittiğinde köy muhtarı olan davalılardan Behlül ile görüştüğünü, havyan otlatmak için köy sınırlarında bir taşınmaz almak istediğini davalı ...'e söylediğini, buna istinaden diğer davalı ... adıma kayıtlı olan 21.848,28 m² alanlı ve tarla vasıflı taşınmazı satın almak üzere taraflar arasında adi yazılı bir sözleşme düzenlendiğini, sözleşmeye göre satış bedelinin 650.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, ilk etapta 25.000,00 TL elden, 15.000,00 TL bankadan olmak üzere toplam 40.000,00 TL kaparo verdiğini, 400.000,00 TL'yi tapu devri sırasında verdiğini, kalan 210.000,00 TL için ise 20.10.2022 vade tarihli senet verdiğini, müvekkilinin tapuda kendi adına işlem yapmak üzere davalı ...'e 18.08.2022 tarihli vekaletname verdiğini, hayvanlarını otlatırken tarlanın satış fiyatının fahiş olduğunu köylülerden öğrendiğini, taşınmazın gerçek bedelinin 200.000,00 TL olduğunu, bu nedenle sözleşmede edimler arasında açık bir orantısızlık olduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek; taşınmazın gerçek rayiç değeri ile müvekkilinin ödediği satış bedeli arasındaki oransızlığın giderilmesi amacıyla değer farkı davacıya ödenerek 210.000,00 TL bedelli kambiyo senedinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; müvekkilinin köy muhtarı olması nedeniyle davacıya yardımcı olduğunu, bu satıştan maddi olarak hiç bir gelir elde etmediğini, davacının taşınmazı çok uygun bir fiyata satın aldığını, emsallerine göre pahalıya satın almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın eski sahibi olan müvekkilinin davacı ile taşınmazın 650.000,00 TL bedelle satışı hususunda anlaştıklarını, davacının peşin olarak 440.000,00 TL para verdiğini, kalan 210.000,00 TL için bono düzenlendiğini, bononun ödeme gününün yaklaşması sebebiyle davacının eldeki davayı açtığını, taşınmazın değerinin 200.000,00 TL olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacının toplam 21.848 m² alanlı taşınmazın metrekaresini 29,7 TL'ye ve emsallerine göre uygun fiyata satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda dava konusu 21.848,28 m² alanlı ve tarla vasıflı taşınmazın davalılardan Kenan adına kayıtlı iken 19.08.2022 tarihli satış işlemiyle davalı ...'a vekaleten dava dışı Murat tarafından 50.000,00 TL bedelle davacı adına vekaleten davalı ...'e satıldığı, ancak taşınmazın gerçek satış bedelinin resmi senette belirtilen bedel değil, 650.000,00 TL olduğu ve davaya konu bononun bu satış işlemi nedeniyle verildiği konusunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı, bu nedenle taşınmazın satış bedelinin 650.000,00 TL olarak kabul edildiği, edimler arasında aşırı bir oransızlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla taşınmaz başında keşif yapıldığı, alınan 22.02.2023 tarihli rapora göre dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerini 677.481,00 TL, satış tarihi itibarıyla rayiç değerinin 646.591,00 TL olarak belirlendiği, raporun denetime elverişli olup hükme esas almaya yeterli olduğu, taraflar arasında kararlaştırılan satış bedeli olan 650.000,00 TL bedel ile taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri olan 646.591,00 TL bedel arasında uygunluk olup, aşırı yararlanmanın varlığının kabul edilebilmesi için ilk koşul olan edimler arasında açık oransızlık bulunmasının (objektif unsur) somut olayda gerçekleşmediği, bu durumda da ikinci koşul olan subjektif unsurunun varlığının incelenmesine de gerek bulunmadığı ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerinin 677.481,00 TL, satış tarihi itibarıyla rayiç değerinin 646.591,00 TL olarak belirlendiği, taraflar arasında kararlaştırılan satış bedeli olan 650.000,00 TL ile taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri olan 646.591,00 TL arasında aşırı oransızlık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, aşırı yararlanmadan söz edilebilmesi için, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki subjektif unsurun da gerçekleşmesine bağlı olduğu, aşırı yararlanmanın varlığının kabul edilebilmesi için ilk koşul olan edimler arasında açık oransızlık bulunmasının (objektif unsur) somut olayda gerçekleşmediği, bu durumda ikinci koşul olan subjektif unsurun varlığının incelenmesine de gerek bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 397/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinden Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilinin satış işlemi gerçekleştirildikten sonra köyde hayvanlarını otlatırken tanıştığı köy sakinlerinden tarlanın satış fiyatının fahiş olduğunu öğrendiğini, 650.000,00 TL ödeyerek (210.000,00 TL’lik kısmı senet karşılığı) satın aldığı tarlanın gerçek fiyatının 200.000,00 TL olduğunu öğrendiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesinde belirtildiği üzere yaptıkları sözleşmede edimler arasında açık bir orantısızlık olduğunu anladığını, yaşanan bu durumda gabinin hem sübjektif hem de objektif unsurlarının varlığının sabit olduğunu, 200.000,00 TL’lik tarlanın 650.000,00 TL’ye satılması sebebiyle alacaklı ve düzenleme tarihi boş olan bononun tahsil edilmek istenmesi halinde telafisi mümkün olmayan maddi zarara uğrayacağını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının satın aldığı taşınmaz bedelinin fahiş olduğunun sonradan öğrenildiğinden bahisle gabin nedeniyle sözleşmedeki değer farkının tahsili ve sözleşme gereği verilen senedin iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkemece alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere edimler arasında açık oransızlık bulunmasının (objektif unsur) somut olayda gerçekleşmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı