Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2108 E., 2025/1123 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2108 E., 2025/1123 K. (26.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2108
Karar No
2025/1123
Karar Tarihi
26.02.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

3. Hukuk Dairesi 2024/2108 E. , 2025/1123 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1077 E., 2024/126 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/237 E., 2021/1110 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre asıl davada 110.346,23 TL, Birleşen Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/472 Esas sayılı davada 107.314,36 TL hüküm altına alınmış ve temyize konu edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 362. maddesi uyarınca birleşen davalarda hüküm altına alınan bu tutarların kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davaya ilişkin taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin Birleşen Antalya 1. İş Mahkemesi 2011/457 Esas sayılı dava yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; avukat olan müvekkili ile davalılar arasında hukuki danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin hizmet akdi mahiyetinde olduğunu, sözleşmede davacı avukat için aylık 350,00 TL (+ KDV ve stopaj)'ın kararlaştırıldığını, sözleşmenin bitiminden 15 gün önce fesih bildiriminde bulunulmamakla her yıl bu ücretin %70 oranında artışla devam edeceğini, davalıların davacıya ücretini ödememesi sebebiyle 24.09.2001-24.09.2006 tarihleri arasındaki ücret alacaklarına ilişkin Antalya 1.İcra Müdürlüğünün 2006/1647 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu beyanla davalıların icra takibine yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen Antalya 1. İş Mahkemesinin 2011/457 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; davacı avukat ile davalılar arasındaki hizmet akdi ilişkisi çerçevesinde 24.09.2006 ila 31.12.2008 dönemindeki davacının ödenmemiş toplamda 287.222,74 TL tutarında ücret alacağının bulunduğunu, bu sebeple davalılar hakkında Antalya 1.İcra Müdürlüğünün 2009/4280 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı ile takibin durduğunu, sözleşmede gecikilen her bir aylık ücret için aylık %15 gecikme faizinin işletileceğinin kararlaştırıldığını beyanla, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %40' ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen Antalya 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/472 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; davacı ve davalılar arasında hizmet akdi ilişkisi bulunduğunu, davacının ücret alacaklarının ödenmemesi sebebiyle davacı tarafından hizmet akdinin feshedildiğini, davacının vekalet görevini yerine getirdiği esnada yaptığı masraflarının davalılarca ödenmediğini, yukarıda belirtilen dosyalara konu yapılmamış ödenmemiş aylık ücret alacağının bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesine göre davacının ek tazminat isteyebileceğini, yürüttüğü işlemlerden doğan ücret alacaklarının bulunduğunu, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı , ihbar tazminatı alacalarının ödenmediğini beyanla şimdilik 2.500,00 TL aylık ücret alacağı, 100 TL diğer işlemlerden doğan ücret alacağı, 1 TL masraf alacağı, 1.500,00 TL yıllık izin ücreti alacağı, 3.500,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı ve 2.000,00 TL sözleşmenin 9.maddesi uyarınca ek tazminatın aylık %15 faiz oranı üzerinden davalılardan tahsilini talep etmiş, 12.03.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle 37.457,25 TL ücret alacağı, 17.008,77 TL yıllık izin ücreti, 52.848,34 TL kıdem tazminatı alacak talebinde bulunmuş, 100,00 TL diğer işlemlerden doğan ücret alacağı, 1 TL masraf alacağı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı ve 2.000,00 TL ek tazminat taleplerini atiye bıraktığını bildirmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; asıl ve birleşen davalarda; davacının avukat olduğunu, davacı ile davalılar arasında avukatlık hizmetine ilişkin ayrı bir ücret sözleşmesi yapılmadığını, bu durumda TBB tarafından yayınlanan ücret tarifesine göre ücret ödeneceğini, görev itirazları bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdinden doğduğunu, davalıların hukukçu olmaması sebebiyle hangi işlemin yapılıp yapılmadığını bilme imkanı bulunmadığını, güvendiği vekili olan davacının istek ve yönlendirmeleri ile bazı zaman kendi eli ile bazı zamanlar ise Antalya'da bulunan arkadaşları aracılığıyla ücret ve masraf adı altında ödemeler yaptığını, bu ödemelerin yaklaşık 27.000,00 TL olduğunu, ödemelerin ilk 2.000,00 TL'lik kısmına ilişkin davacı tarafından ödeme belgesi verildiğini, ancak zamanla davacı ile aralarında güven oluşması nedeniyle davalıların yaptıkları ödemeler için belge almadıklarını, davacının iş akdi ile çalışan biri olmayıp vekalet akdi ile işini yürüten, adına vergi levhası bulunan bir avukat olduğunu, işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davaya temel olan ücret sözleşmesinin ise tek taraflı şekilde davacı tarafından hazırlandığını, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi ihtiva etmediğini,süresi biten sözleşmenin yenilenmediğini,sonrasında iş takibi için davalılarca talimat verilmediğini, bir müvekkilinin vekile vekaletname vermesinin o kişinin tüm işlerinin vekil vasıtasıyla görüleceği anlamına gelmediğini, ilgili sözleşmede avukata, işe başlamama, yarım bırakma veya sözleşmeyi feshetme imkanı tanınmışken, 2001-2009 döneminde ücretini alamadığını iddia eden davacının işi yapmaya devam ettiğini, bir avukatın müvekkilinin masraflarını kendi parasından ödemesinin ve hiçbir ücret almadan çalışmasının mümkün olmayacağını, davacının sözleşmeyi feshetme hakkı varken sözleşmeye dayanarak yıllar sonra dava açmasının da açıkça kötü niyetini ortaya koyduğunu, kötü niyetin ise kanun tarafından korumayacağını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dosyadan davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2006/11647 esas sayılı dosyasından yapılan takibe itirazın kısmen iptali ile takibin 41.126,44 -TL üzerinden devamına, Birleşen Antalya 1. İş Mahkemesinin 2011/457 Esas sayılı dosyası ile Birleşen 9 AHM sinin 2014/472 Esas sayılı dosyasından açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle; birleşen Antalya 1.İş Mahkemesinin 2011/457 Esas sayılı ve birleşen Antalya 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/472 Esas sayılı davalarının reddine, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, Antalya 1.İcra Müdürlüğünün 2006/11647 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 77.305,85 TL net ücret alacağı, 15.461,17 TL stopaj, 13.915,05 TL KDV.olmak üzere toplam 106.682,07 TL üzerinden iptali ve takibin bu miktar yönünden devamına, hüküm altına alınan takip konusu asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; yasa yolu incelemesinin Yargıtay tarafından yapılması gerektiğini, taraflar arasında hukuk danışmanlığı ve avukatlık ücret sözleşmesi düzenlenerek bir yandan hukuk müşavirliği bir yandan da avukatlık hizmeti verildiğini, davalıların davacıya aylık düzenli olarak ödemeleri gereken ücret ve ferilerine ilişkin sözleşme hükmünün mahkemece hatalı yorumlanıp uygulandığını, davalıların sözleşme altındaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığını, mahkemenin hatalı algı ve ön yargısı sonucu adil yargılanma, hukuki dinlenilme, ispat hakkı kapsamında toplaması gereken delilleri toplamadan eksik inceleme ile karar verdiğini, bilirkişilerin hakimin yerine geçerek yasal olmayan hukuki mütaalalarda bulunmak suretiyle mahkemeyi yanlış yönlendirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, açılan tüm davaların kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin içtihatlara, hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin yasaya aykırı olarak ön inceleme tutanağı düzenlemediğini, sözlü yargılama aşamasına geçildiğini taraflara bildirmediğini, davalı tarafın süresi içerisinde davaya cevap vermediğini ve delil sunmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmasına rağmen mahkemece bu taleplerinin haksız yere reddedildiğini, davacının alacağını almak için icra takibine başvurmasının vekalet ilişkisini sona erdiren sebep olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı kaldığını, davacının haklı istifa ettiği tarihe kadar geçen süreye tekabül eden ücrete hak kazanmadığı yönündeki yorum ve yaklaşımın isabetli olmadığını, mahkemenin kabul ettiği kısım yani takibe konu alacak miktarının da isabetli şekilde tespit edilmediğini, hükme elverişli bir raporlandırma yapılmadığını, sözleşme özgürlüğü ilkesinin ihlal edildiğini, hukuki danışmanlık ile dava avukatlığının farklı işler olduğunu, davacı avukatın ödenmemiş ücret alacakları için icra takibi başlatmasının istifa olarak kabul edilemeyeceğini, davalıların tacir olup, basiretli tüccar olarak imzaladıkları sözleşmenin davalıları bağlayacağını, süpriz karar yasağı, davacının hukuki güvenliği, eşitlik ilkesi ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, ayrımcılık yasağı , dürüstlük kuralı, hak ve nesafet ilkesine aykırı davranıldığını, mahkemenin kararının yeterli gerekçe içermediğini, hizmet hukuk müşavirliği niteliğindeki taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu, sözleşmede belirlenen ücretin Avukatlık Kanununa aykırı olduğunun kabul edilemeyeceğini, bu sözleşmeye göre davacının ücret alacağının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı avukatın geçerli sözleşme uyarınca hizmet sunarak Avukatlık Kanunu 12/1-c bendi uyarınca danışmanlık hizmeti ile Avukatlık Kanunu 163 ilâ 74. maddeleri arasında yer alan akdi ilişki kapsamında davalılardan ücret talep edebileceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili; taraflar arasında düzenlenen 24.09.2001 tarihli sözleşmenin 24.09.2002 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığını, davacı avukatın sadece 2002 Mart ayına kadar vekillik görevini yerine getirdiğini, buna rağmen hizmet vermediği döneme ilişkin ücret alacağı talebi ile icra takipleri başlattığını, davacının 7 yıl boyunca vekillik görevini ifa etmediği gibi hiçbir ücret almaksızın hizmet vermesinin hayatın olağan akışına da uygun düşmediğini, davacının Avukatlık Kanunu kapsamında gereken özeni göstermeyerek bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin sona erme tarihi olan 24.09.2002 tarihinden sonra davacının vekillik görevini ifa etmemesi sebebiyle sözleşmenin zımnen feshedildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davacının davalı şirketin adresini dahi bilmediğini, bu durumun başlattığı icra takibinden anlaşıldığını, davalı tarafın davacıya toplamda 27.000,00 TL ödediğini, yargılama safhasında 8 ayrı bilirkişi raporu alınarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini, sözleşmenin faiz yönünden uyarlanması gerektiği belirtildiği halde bu taleplerinin karşılık bulmadığını, faiz ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümlerin somut olaya uygulanması gerektiği yönündeki Yargıtay kararlarına uyulmadığını, 24.09.2001 den 29.08.2006 tarihine kadar alacak hesaplaması yapılmasının doğru olmadığını, 24.09.2001 ila 24.09.2002 tarihleri arasındaki sözleşme dönemi için ücretinin davacıya ödendiğinin dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı avukatın hukuki danışmanlık/vekalet hizmeti karşılığından ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve sözleşmeye dayalı hak ve alacaklarının tazmini istemine ilişkindir. 1.Sözleşmenin feshi, sürekli edimli sözleşmelerde taraflardan birinin tek taraflı irade beyanıyla sözleşmeyi sona erdirme hakkını ifade eder. Fesih sebeplerini taraflar sözleşmede düzenleyebilirler. Sözleşmede düzenlenmemişse, Kanun’da o sözleşme için düzenlenmiş özel bir fesih sebebi varsa o sebebe dayanarak, böyle bir hüküm yoksa genel hükümlere göre sözleşme feshedilebilir. Fesih hakkı, bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu için fesih bildirimi, karşı tarafa ulaşması ile birlikte sonuçlarını meydana getirir ve ulaştıktan sonra geri alınamaz. Fesih, sözleşmenin sona ermesi için süre verilip verilmediğine göre olağan (süreli) fesih ve olağanüstü (süresiz) fesih diye ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme, bildirimden belli bir süre sonra sona erer. Olağanüstü fesihte bildirimin karşı tarafa ulaşması ile birlikte sözleşme derhal sona erer. Fesih üzerine tarafların birbirine karşı doğan geri verme yükümlülükleri, feshin dolaysız bir sonucu olmayıp, bizatihi feshedilen sözleşmenin sonucudur. 2. Davacı avukat ile davalılar arasında imzalanan 24.09.2001 tarihli Ücret Sözleşmesinin işin konusuna ilişkin 1. maddesine göre "Avukat, iş sahibinin iş ve işlemlerinden dolayı karşılaşabileceği hukuki, cezai, icrai probemlerde davalılar uyarınca danışmanlık ve avukatlık hizmeti verecektir..", işin ücretine ilişkin 2. maddesine göre "İşsahibi avukata aylık peşin KDV hariç net olarak 350.000.000 TL ücret ödeyecek, stopajını, () fonunu ilgili vergi dairesine avukat adına ayrıca ödeyecektir...Ücret peşin olup, ihtara gerek olmadan faiz işletilecektir.", yürürlük ve süreye ilişkin 10. maddesinde ise "İşbu sözleşme imza tarihinden itibaren 23.09.2004 tarihine kadar geçerli olmak üzere yapılmış ve imza tarihinden itibaren ücret muaccel olmuş olup, iş sahibinin avukata henüz vekaletname verip vermemesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Taraflar sözleşme süresi bitiminden onbeş gün önce açıkça diğer tarafı ihbar ederek sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmez, yazılı bir görüşme yapılmaz ise, sözleşme ücretin %70 oranında artırılacak bir yıl daha uzamış sayılır. Bu süre uzatımı, gelecek yıllar için de aynı şekilde geçerli olacak ve ücret her yeni devam edecek yılda sonraki ücretin %70 artırılması ile ödenecektir. İşbu sözleşme iptal edilmediği sürece devam eder ve ücrete artış uygulanır." hususunda anlaştıkları ihtilafsızdır. 3. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı avukat tarafından sözleşme kapsamında 24.09.2001-24.09.2006 tarihleri arasındaki ücret alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış ise de sözleşmeyi feshetmeyen davalılar sözleşme ile bağlı olup, davalılar tarafından davacı avukatın azledilmediği, avukatın da 09.06.2009 tarihine kadar istifa etmediği anlaşılmıştır. Davacı avukat 09.06.2009 tarihli ihtarnamesi ile davalıya bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirmiştir. Bu durumda sözleşme geçerli olmaya devam etmiş olup, sözleşmeyle bağlılık ilkesi (pacta sunt servanda) gereği davacı avukat tarafından davalılar aleyhine icra takibi başlatılmış olması sözleşmenin kendiliğinden, fiilen veya re'sen sona erme sebebi olarak nitelendirilemeyecektir. Bu durumda davacı avukat, sözleşmenin feshine kadar davalıların ücret ödeme borcundan kaynaklanan alacaklarını talep edebilecektir. 4. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin 09.06.2009 tarihli ihtarnamenin tebliği ile sona erdiği ve davacı avukatın sözleşme uyarınca ücrete hak kazanacağı gözetilerek yapılacak hesaba göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden birleşen dosya yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 5. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 6. Kabule göre de; bozma öncesinde davacının talebine ilişkin Antalya 2. İş Mahkemesinin 2007/838 E., 2013/13 Karar, 22.01.2013 tarihli kararı ile kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği ve bahsi geçen karar aleyhine davacının temyiz yoluna gitmediği görülmekle bu yöndeki kararın davacı tarafından benimsendiği ve davalı taraf lehine "kabul edilen kısım yönünden" usuli müktesep hak doğduğunun kabulü gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine; Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 53c729a47da188a4 e22b23a129f9120c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı