3. Hukuk Dairesi 2024/2000 E. , 2025/1421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/60 E., 2024/584 K. DAVA TARİHİ : 20.05.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/208 E., 2022/661 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan 24.03.2006 tarihinde 130.000,00 TL tutarlı konut kredisi kullandığını, kullandığı kredi karşılığı İzmir ili, Karşıyaka ilçesinde bulunan bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiğini, taksit ödemelerinde mücbir sebeplerden dolayı gecikme olması üzerine davalı banka tarafından alacağın tamamının muaccel olduğunu belirterek faizleriyle beraber toplam 140.649,90 TL'nin 30 gün içerisinde ödenmesini noter aracılığıyla 26.01.2009 tarihinde ihtar edildiğini, ihtar tebliğinin 06.02.2009 tarihinde müvekkilinin adreste tanınmadığından bahisle iade edildiğini, kredi borcu ödenmeyince davalı bankanın İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2009/1961 sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başvurduğunu ve her iki taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığını ancak taşınmazların değerinden çok ucuza satılmasından ötürü satış bedelinin kredi alacağını karşılamadığından borcun da bitmediğini, banka tarafından gönderilen muaceliyet ihtarının Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/b maddesine uygun olmadığını, davalının vadesi gelmiş, ödenmemiş taksitlerle ilgili icra takibi yapabilecekken vadesi gelmeyen bakiye kredi borcunun tamamı için takip başlatıldığını, davalı bankanın müvekkilinden fazla para tahsil ettiğini, cebri icra yoluyla taşınmazların gerçek değerinin altında satılması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, fazladan tahsil edilen miktarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile istirdadını, İzmir ve Bodrum'da bulunan taşınmazların satışından dolayı uğranan zararların tespiti ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunarak, ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla davalı bankanın alacağını tahsil ettiğini, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ipotekli gayrimenkullerin ihalelerinin usulüne uygun olarak gerçekleştiğini, davacının açtığı ihalenin feshi davasının reddolunduğunu, faizin taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerince ve Merkez Bankasının belirlemiş olduğu tebliğe uygun olarak hesaplandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu icra takibinin kesinleştiği, taşınmazların satışının yapılarak davalı bankaya ödemenin yapıldığı, bu nedenle menfi tespit talebi yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, takip dosyasında bulunan paranın tamamının davalıya 08.06.2011 tarihinde ödendiği, istirdat davasının bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/182 E. sayılı dava dosyasında davacının taleplerinin icra dosyalarında satışı yapılan Bodrum ve Karşıyaka'da bulunan taşınmazların satışlardan dolayı uğranılan zararların tespitine ilişkin olduğu, Mahkemece davacının talebinin reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek 18.06.2019 tarihinde kesinleştiği, iş bu dava dilekçesinde de aynı talebin ileri sürüldüğü, aynı davanın daha önceden açılmış ve kesin hükümle sonuçlanmış olmamasının dava şartı olarak düzenlediği, taşınmazların satışlardan dolayı uğranılan zararların tespiti istemli davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının ûsul ve esasa uygun bulunduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak açılan Bodrum 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesinin 2013/182 E. sayılı dosyanın iş bu dava dosyası yönünden kesin hüküm oluşturmayacağını, davacının taşınmazının satılması ile vadesi gelmeyen taksit alacaklar ve bu vadesi gelmeyen taksitler için işlemiş faiz yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, sözleşmeye göre kredi geri ödemesinin son taksitinin 24.03.2031 tarihinde olduğu, davalının kalan borçtan feragat etmediğini, feragat etmiş olsa dahi bu nedenle reddedilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, icra takibine konu borç tamamen ödenmediğinden istirdat davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olmasının söz konusu olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, konut finansman sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle menfi tespit, istirdat ve alacak muaccel olmadan başlatılan icra takibi neticesinde satılan taşınmazlar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tespiti istemine istemine ilişkindir. Bodrum 2. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi) Mahkemesinin 2013/182 E., 2016/601 K. sayılı dosyasında; davacının ..., davalının Türkiye Ekonomi Bankası olduğu, davanın işbu dava dosyasına konu edilen 24.03.2006 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibinin haksız olduğundan bahisle tazminat istemine ilişkin olduğu, icra takibi nedeniyle satışı yapılan taşınmazların gerçek bedellerinin tespiti ile uğranılan zararın tazminin talep edildiği, 23.11.2016 tarihli karar ile davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verildiği, kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/88 E., 2018/1610 K. sayılı ilamıyla istinaf talebinin reddi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/780 E., 2019/7384 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/182 E. sayılı dosyasının iş bu dosyadaki talepler yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b39db1f761f406c9 e4e0f0fc1846ea8a