Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1611 E., 2025/1436 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1611 E., 2025/1436 K. (10.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1611
Karar No
2025/1436
Karar Tarihi
10.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/1611 E. , 2025/1436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/838 E., 2024/159 K. DAVA TARİHİ : 16.04.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/342 E., 2021/1406 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; hamileliği boyunca tüm kontrolleri normal olan davacı ...'in sancılarının başlaması üzerine, sabah saatlerinde davalı şirket tarafından işletilen Özel hastaneye başvurduğunu, ancak öğle saatlerine kadar bekletildiğini, bu süreçte kirli ortamda fenalaştığı, davalı hekimin yaklaşık 10 kişilik stajyer hekimler ile doğumhaneye geldiğini, davacının gelen kalabalıktan çok rahatsız olduğunu, doğum gerçekleştiğinde bebeğin morarmış ve ağzı burnu köpük içinde olduğunu, ancak anneye her şeyin normal olduğunun söylendiğini, 1 gün sonra davalı hastaneden taburcu edildiklerini, ancak bebeğin halsiz olması ve anneden süt emmediğinden beslenememesi nedeniyle, bebeğin 2. gün tekrar davalı hastaneye götürüldüğünü, yapılan kontrolde ilgili çocuk hastalıkları uzmanı hekim tarafından sorun olmadığı belirtilerek, ek mama ve biberon verilmesinin önerildiğini, ancak küçük Beyza'nın evde mama almamaya, beslenememe haline devam ettiğini, 4.gün bebeğin tekrar davalı hastaneye götürüldüğü ve bu kez yapılan kan tahlili sonucunda yüksek oranda enfeksiyon tespit edildiğini ve bebeğin yoğun bakıma alındığını, "neonatal sepsis+menenjit+beyin ödemi+status epileptikus+uygunsuz adh sendromu+böbrek yetmezliği+nazokomial sepsis+multiorgan yetmezliği" tanısı konulduğunu, davalı özel hastanenin yoğun bakım ünitesinde 41 gün tedavi edildiğini, 8 yaşına girmiş olan Beyza'nın halen desteksiz oturamadığı, yürüyemediği, el ve kollarını kullanamadığını, konuşmakta ve iletişim kurmakta zorlandığını, %100 oranında özürlü olduğunu, olayın sorumlusunun davalı hekim ve hastanenin hastaya karşı hatalı uygulamaları olduğu, davalıların hatalı tıbbi talimatları ile hastane enfeksiyonuna bağlı olduğunu, bebeğin 4 günlükken, 25.06.2010 tarihinde CRP değeri 188 olduğu, yani esasen bebek, doğduğu andan itibaren sepsis tablosunda olduğu ve sepsis tablosu davalı hastanede doğru biçimde tedavi ile yönetilemediği, çocuğun sağlığına kavuşabilmesi için fizik tedavi ve bir takım gereçlere ihtiyaç olduğunu, bu kapsamda davacıların maddi zararlarının mevcut olduğunu, ailenin manevi üzüntü yaşadığını bu kapsamda manevi zararlarının doğduğunu, açıklanan nedenlerle küçük Beyza için şimdilik 1.000,00 TL maddi (maluliyet, bakım, rehabilitasyon ve tıbbi gider) tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini, Anne .... ve baba ... için 25.000,00’er TL, küçük ... için ise 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; davacı ...'in 21.06.2010 tarihinde müvekkili şirkete ait hastaneye doğum için müracaat ettiğini, saat 11.00’da yatışı yapıldığını, saat 12.45’te müvekkil Op. Dr. Ümmügülsüm tarafından kontrolünün yapıldığı, hastanın saat 14.00’da doğum masasına alınmış ve saat 14.15’te 3.320 gr ağırlığında canlı kız bebek dünyaya getirdiğini, takiplerde herhangi bir problem görülmeyen davacı hastanın 22.06.2010’da taburcu edildiğini, müvekkili şirket hastanesinde hijyen kurallarına riayet edildiğini, tüm sürecin doğum standartlarına uygun olarak gerçekleştiğini, davacının başvurusu üzerine yapılan soruşturma neticesinde adli tıp kurumu başkanlığından alınan iki ayrı rapor ile müvekkili hekim ve müvekkili şirket hastanesi çalışanlarının tıbbi süreçle ilgili herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığının tespit edildiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hekim ve davalı sağlık kuruluşuna atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle yasal koşullarının bulunmayan ve ispat olunamayan davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarında yeni doğan bebeğin bağışıklık sisteminin yetersiz olması ihtimalinde enfeksiyon seyri sırasında bir kısım komplikasyonların gelişmesinin beklenebileceği, uygun tedaviye rağmen ilerleyen dönemde nörolojik sekeller , zeka geriliği, epilepsi gibi rahatsızlıkların görülebildiği, yenidoğan yoğun bakım servis tedavi süresi boyunca hijyen eksikliği nedenine dayalı bir durumun varlığına ilişkin illiyet bağının kurulamadığı, yenidoğan yoğun bakım servisi yatışı süresince sepsis ve menenjit bakımından yapılan tetkik tedavilerin yapıldığı yönünde her iki raporun birbirini doğrular bilimsel verileri içerdiği, tanıya yönelik uygun tedavilerin verildiğinin her iki raporla belirlenmesi karşısında ;bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, ilk derece mahkemesinin raporları/ delilleri takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; müvekkili annenin hijyenik olmayan ortama maruz bırakıldığını, bebeğin hangi yollarla enfeksiyon kapabileceği hakkında hakkında Adli Tıp Kurumu raporunda 3 seçenek ortaya konulduğunu ancak somut olayda sebebin hangi seçenek olduğunun değerlendirmesinin yapılmadığını, bebeğin plasenta yoluyla değil hijyenik olmayan koşullardan enfeksiyon kaptığını, doğumda anneye geç müdahele edildiği ve bebeğin doğum sonrası taburcu edilerek, hastaneye ilk başvurdukları 23. Haziran tarihli muayene aşamasının değerlendirilmediği, davalıların geç tanıda bulunduklarını, raporların hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, bebeğin özürlü olmasına sebep olan faktörün aydınlatılmadığını ileri sürerek: kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 2. Dosya içerisinde yer alan Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan 08.05.2020 tarihli raporda, bebeğin doğumunun uygun şekilde gerçekleştirildiği düşünülmüştür denilmiş, Beyzanur'un ailesinin bir gün sonra emmeme yakınması ile davalı hastaneye başvurusuna ait tibbi kaydın dosyada bulunamadığı belirtildikten sonra Beyzanur'un 25.04.2010 tarihinde bebeğin dört günlükken emmeme, aşırı halsizlik, tiz sesli ağlama nedeniyle hastaneye getirildiği, geliş fizik muayenesinde genel durumunun kötü, inlemeli solunumunun olduğu ve oksijen satürasyonunun %70 olması üzerine yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatış yapıldığı belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun 13.08.2021 tarihli raporunda da anne ve bebeğin 22.06.2010 tarihinde şifa ile taburcu edildiği, Özel Umut Hastanesine Beyza'nın 25.06.2010 tarihinde emmeme, aşırı halsizlik ve tiz ağlama yakınmalarıyla götürüldüğü, genel durumu kötü, siyanotik ve inlemesinin olduğu, entübe edildiği, akciğer grafisinde bilateral yaygın infiltrasyonlar mevcut olduğu, 28.06.2010 tarihli kan kültüründe ve BOS kültüründe Streptococcus spp.ürediği, 3 kez kısa süreli konvulsiyon geçirdiği, Vancomycin ve Meropenem tedavisinin 8.gün olarak devam ettiği, 03.07.2010 Kültür sonucunda patojen bakteri üremediğinin belirtildiği, 21.07.2010 tarihinde ateşi tekrar olduğu ve CRP 95’e yükseldiği, Usg’de ventrikülit bulguları devam ettiği için mevcut tedavi protokolüne cevap eksikliği olarak değerlendirildiği, Ceftriaxon 150 mg/kg eklendiği, takiplerinde CRP:12mg/dl olan küçüğün ilaçsız taburcu edildiği, Küçüğün Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 22.03.2016 tarihinde yapılan muayenesinde menenjit sonrası sekelli, tekerli sandalye ile hareketli, üst extremite orta-ağır fonksiyon kaybı, epilepsi tanılı olduğu belirtilmiştir. Davacılar vekili bilirkişi raporuna itirazında, bebeğin doğum anında morarmış ve köpük içinde olması hususunun incelenmediğini, hijyenik olmayan ortam yüzünden enfeksiyon kapmış olduğu, doğumdan bir gün sonra hastaneye başvurulmuş olmasına ve mevcut semptomlara rağmen yeterli tıbbi müdahelede bulunulmadığı, geç tanı konulduğu ve tedavi sürecinin gecikmesi ile iyileşme şansının kalmadığını beyan etmiş, Mahkemece, davacının itirazları karşılanmadan hüküm tesis edilmiştir. 3.O halde Mahkemece; bebeğe enfeksiyon buluşmasına neden olabilecek sebepler değerlendirilerek, doğum sonrası taburcu edilmeden yapılması gereken tetkikler ile davalı hastaneye bebeğin getirildiği ilk muayenede yapılan tetkiklerin ve uygulanan tedavinin tıbben yeterli ve uygun olup olmadığı, eğer gereken tetkikler yapılsaydı, bunun sonuca etkili olup olmayacağı hususları nazara alınarak davalılara yüklenebilecek atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması için öncelikle, bebeğe ait davalı hastanede bulunan tüm tıbbi kayıtlar, özellikle 23.06.2010 tarihli tıbbi kayıtlar getirtilerek, davacıların tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6cfa19d8fc8bb5dd 4b7daf39e0e3222c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı