Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1394 E., 2025/2470 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1394 E., 2025/2470 K. (29.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1394
Karar No
2025/2470
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/1394 E. , 2025/2470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1957 E., 2023/2310 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/100 E., 2022/315 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı/karşı davalı vekili tarafından istenmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı vekili Avukat ... ile davalı/karşı davacı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; asıl davada kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 150.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı karşı davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalının 19.11.2012 tarihli protokol ile bir taşınmaz satın alınması ve tapu kaydının 1/2'şer hisse ile adlarına tescili konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin taşınmaz bedelinin 150.000,00 TL'sini davalıya ödediğini, ancak davalının protokole aykırı olarak taşınmazı adına tescil ettirdiğini ve müvekkilinin ödediği bedeli iade etmediğini ileri sürerek; ödenen 150.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin tanınmış bir akademisyen olduğunu, müvekkilinin ... uyruklu davacı ile 20.04.2012 tarihinden itibaren ilişkisi bulunduğunu, davacının müvekkiline bekar olduğunu söylediğini, evli olduğunu gizlediğini, davacının müvekkili ile ilişkisini sürdürmek için sık sık ...'ye geldiğini, bu gelişlerinde müvekkilinin davacının evli olduğunu öğrendiğini, buna rağmen ilişkinin devam ettiğini, davacının bu gidiş gelişlerde otelde kalmak yerine bir ev almak istediğini ancak ... uyruklu bir kişinin Türkiye'de mülk edinemeyeceğinin anlaşıldığını, davacı bunu bilmesine rağmen 19.11.2012 tarihli protokolün ısrarla imzalanmasını istediğini ve evli olduğunu müvekkilinin anlaması üzerine taşınmaz bedeline kendi isteyerek katkıda bulunduğunu, davacının, müvekkili ile hukuka, ahlaka aykırı, gayrimeşru ilişkiyi devam ettirdiğini, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) göre hediye niteliğindeki katkıyı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davasında ise; davacının HIV virüsünü taşıdığını bilmesine rağmen müvekkilinden sakladığını, özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, gerekli açıklamayı yapmadığını, bilerek ve isteyerek müvekkiline bulaştırdığını, müvekkilinin tıbbi olanaklar çerçevesinde hayatının sonuna kadar ilaç kullanmak zorunda olduğunu, müvekkilinin HIV tanısı sebebiyle büyük bir travma yaşadığını, intiharın eşiğine geldiğini, ağır bir depresyon geçirdiğini ileri sürerek; 500.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunun açıkça belirtildiği, taraflar arasındaki 2013 yılına ait e-mail kayıtlarından davacının ... vatandaşı olması sebebiyle adına tescil işlemi yapılamadığı ve taşınmazın 04.03.2013 tarihinde davalı adına tescil edilmesiyle ifanın imkansız hale geldiği, davacı ile davalının 20.04.2012 tarihinde ilişkilerinin başladığı, ...'de birlikte oldukları, davalının daveti üzerine davacının 28.05.2013- 26.06.2013 tarihleri arasında ...'a gittiği, dönüşünde yüksek ateş, bulantı ve kusma belirtileri nedeni ile ... Üniversitesine başvurduğu, yapılan tetkikler sonucunda bağışıklık sistemini bozan (HIV) virüsün bulaştığının 07.08.2013 tarihinde tespit edildiği, davalı ile yapmış olduğu e-mail ve mesajlaşmalar doğrultusunda davalıya test yaptırmasını istediği, davalının yaptırmış olduğu test sonucunda davalıda da (HIV) virüsünün olduğunu tespit edildiği, ... Fakültesi Dekanlığı Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 21.08.2019 tarihli raporda, "..hastalığın davacı...'da 29/07/2013, davalı ...'nda 07.08.2013 tarihinde tespit edildiği, hastalığın Dünya Sağlık Örgütü tarafından cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında gösterilmekle birlikte, cinsel yol dışında kan teması ile de bulaşabileceğinin bildirildiği, bu nedenle hastalığın kesin olarak hangi yol ile bulaştığının tespitinin mümkün olmadığı, hastalığın güncel tedavi seçeneklerine göre tedavisinin sürekli olduğu, hastalığın Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik (süreğen) hastalık grubunda tanımlandığı, güncel tedavilerle tamamen sona ermediği, hastalık tedavi ile tamamen kontrol altında tutulabildiğinin..." bildirildiği, tarafların aralarında yapmış olduğu e-mail yazışmalarının 6100 sayılı Kanun'un 199. maddesi kapsamında belge olması nedeniyle delil olduğu, davacı ... tarafından davalı ...'a "..hala iyi olmadığını duymak beni üzdü. Her saat başı kısa aralar ver örneğin öğlenleri kısa yürüyüşlere çık. Kendine iyi bakmazsan, sağlığını yitirebilirsin ve hiçbir şey sağlığını geri getiremez. Tavsiyelerimi ciddiye almadığından ve doktora gitme konusunda direttiğinden dolayı seni takip etmek zorundayım. Hala kendini kötü hissediyorsan lütfen bir doktora görün. Kendini hasta hissettiğinden beri bayağı bir süre geçti..." 11.04.2013 saat 13.29'da gönderilen şeklindeki mesajda davalının, davacı ile görüşmelerinde hasta olduğunu belirttiğinden davacının hastalığın geçip geçmediğini sorduğu, bu durumun davalı tarafın hasta olduğunu, teşhis konulamadığını ancak davalıda (HIV) virüsü olduğuna ilişkin belirtilerin olduğunu gösterdiği, 21.08.2013 saat 12.47'de davalı ...'dan davacı ...'e gönderilen mesaja göre davalının CD4 seviyesinin düşük olduğunu ve 2009 dan beri hasta olduğunu beyan ettiği ayrıca mesaj içeriklerinden davalının hasta olduğunu kabul ettiği, ancak test yaptırmadığından dolayı (HIV) virüsü teşhisinin konulamadığı, davacının talebi ile yaptırmış olduğu kontrol sonucunda da (HVV) virüsü teşhisinin konulduğu, davalının ihmalkar ve kusurlu davranışı sonucunda, tedavisi mümkün olmayan (HIV) virüsünü davacıya bulaştırdığı, bu durumun davacının tüm yaşamını etkileyerek davacıda travmaya sebep olduğu, davacının bu hastalık nedeniyle hayatının sonuna kadar düzenli ilaç kullanmak zorunda kaldığı, toplumun davacıya bakış açısı, davacının sosyal statüsü, yaşı ve bu hastalık nedeniyle sürekli olarak sosyal ve iş çevresince olumsuz durumlarla karşılaşabileceği, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabı bir nebze de olsa gidermek amacıyla, zararın ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alınarak takdir edilen tazminatın zararla orantılı olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile 150.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karşı davanın kabulüne; 500.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanları, taraflar arasındaki mailler ve söz konusu bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, HIV virüsünün davacı-karşı davalıda daha önce var olduğu ve davalı - karşı davacıya da virüsü bulaştırdığı, bu durumda 6098 sayılı Kanunun 56 ve 58. maddeleri gereğince davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacının uğradığı manevi zararı tazminle yükümlü olduğu, zarar görenin davayı kendisinin veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabileceği, ddvalı-karşı davacının seçimlik hakkını kullanarak ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde davayı açtığı, Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunduğu, virüsün sebep olduğu hastalığın niteliği ve kesin tedavisinin mevcut olmaması, hastalığın davalı-karşı davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, protokol içeriğinden taşınmaz satış bedelinin davacı-karşı davalının yaptığı katkının hediye niteliğinde olmadığı, davacı-karşı davalı ... vatandaşı olması nedeniyle Türkiye'de adına taşınmaz tescil edilemeyeceğini öğrendiğinde sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödediği bedelin iadesini talep ettiği, muaccel olmayan bir alacağın talebinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Karşı davalı vekili; karşı davanın usulüne uygun olmadığını, asıl dava ile karşı dava arasında bağlantı bulunmadığını, karşı davada takas veya mahsup talebinde bulunulmadığını, her iki davanın tarafları aynı olması dışında hiçbir bağlantısı olmayan davalar olduğunu, açılan karşı davanın teknik anlamda bir karşı dava olmadığını, karşı dava bakımından uyuşmazlıkta uygulanacak olan hukukun MÖHUK madde 34'e göre belirlenmesi gerektiğini, maddenin 1 ve 2. bentleri uyarınca haksız fiilden doğan borçların haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabi olduğunu, haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması halinde zararın meydana geldiği ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, karşı davacıya bulaştığı iddia edilen HIV virüsünün ... seyahatinde bulaştığını, haksız fiil ile zararın meydana geldiği yerin ... olduğunu, bu nedenle ... Halk Cumhuriyeti hukukunun uygulanması gerektiğini, müvekkilinin daha önce HIV taşıyıcısı olduğuna dair bir delilin bulunmadığını, müvekkilinin 11.07.2013 tarihinde bile hiçbir şekilde HIV belirtisinin bulunmadığını, 29.07.2013 tarihinden önceki durumunun tıbben resmi raporlarda açıkça belli olduğunu, 11.04.2013 tarihi mail içeriğinin HIV ile ilgisinin bulunmadığını, resmi raporlar karşısında ne olduğu belli olmayan farklı bir mail ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin 11.04.2013 tarihinde HIV semptomunun bulunmadığını, başka rahatsızlıklarının HIV olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, ATK raporunda müvekkilinde 29.07.2013 tarihinde karşı davacıda 07.08.2013 tarihinde hastalığın tespit edildiği belirtilmiş ise de virüsün kimden bulaştığına dair bir delilin bulunmadığını, salt HIV testlerinin çıktığı tarihe bakılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin kendisinde olduğunu bilmediği bir virüsü bilerek isteyerek karşı tarafa bulaştırmak kastı ile hareket ettiğinin söylenemeyeceğini, hastalığın cinsel yol dışında kan ile de bulaşabileceğini, dosyada yer alan 21.08.2019 tarihli rapora göre hastalığın karşı davacıya ne şekilde bulaştığının belli olmadığını, sadece karşı davacının raporunun daha sonra çıkmasının müvekkili aleyhine değerlendirildiğini, müvekkilinin karşı davacının yönlendirmesine kadar 29.07.2013 tarihine kadar hiçbir semptomunun bulunmadığını, karşı davacının ve doktorlarının talebi üzerine test yaptırdığını, tarafların virüs testi yapılan tarihten önceki 3 ay önce boyunca ve test yapıldığı tarihte görüşmediğini, dinlenen tanıkların virüsün kim tarafından bulaştırıldığına ilişkin beyanda bulunmadıklarını, müvekkilinin ekonomik durumu ile ilgili en ufak bir araştırma bulunmadığı halde aleyhine yüksek tazminata hükmedildiğini, ATK'nın 14.11.2018 tarihli raporunda karşı davacının durumunun maluliyete neden olacak düzeyde olmadığının belirtildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, karşı dava haksız fiil sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve dosya kapsamında yer alan raporlar ile mail yazışmaları içeriklerine göre davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı- karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Karşı davalı tarafından temyiz edilen karşı davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan alınıp davalı/karşı davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz giderinin temyiz eden davacı/karşı davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı/karşı davacıya iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e351678d03db7250 b616354ff2e6ab4c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı