Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1307 E., 2025/1279 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1307 E., 2025/1279 K. (03.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1307
Karar No
2025/1279
Karar Tarihi
03.03.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/1307 E. , 2025/1279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2935 E., 2023/1840 K. DAVA TARİHİ : 13.07.2015 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/463 E., 2022/301 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; yapılan işlemin farklı bir işlem olmasına rağmen davalı Kurum tarafından P607870 Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kodu ile yersiz fatura edildiği için yersiz faturalandırılan 435.308,31 TL’nin yasal faizi ile birlikte davacı şirketin ilk ödemesinden kesinti yolu ile tahsil edileceğinin bildirildiğini, 24.03.2013 tarihinde Kurumun SUT'ta yaptığı değişiklik ile varis ameliyatları için yeni kod belirlediğini, incelemenin yapıldığı dönemde SUT’ta varis ameliyatları için ikinci bir kod olmadığını, davalının 2013 yılına kadar P607870 SUT kodu ile yapılan ameliyatların faturalandırılmasının yanlış olduğuna karar verdiğini, davacının yaptığı binlerce varis ameliyatı olduğunu, davalının savunma ve açıklama almadan mahsup yapmak istediğini ileri sürerek; davacının 01.01.2009-30.04.2013 döneminde doğmuş ve ödenmiş alacaklarından 435.308,31 TL'lik tutarın hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı Kuruma tahakkuk etmiş ilk güncel alacağından kesileceği yönündeki mahsup işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; başmüfettiş tarafından düzenlenen inceleme raporunda davacı Kuruma ait hasta dosyalarında, yapılan operasyonların deri grefti ile radikal linton tipi olmadığı, mevcut operasyonun yapıldığı tarihte işlemle ilgili SUT kodunun bulunmadığının tespit edildiğini, ancak davacının Medula sistemi üzerinden P607870 SUT kodu ile Kuruma faturalandırdığını, söz konusu operasyonla ilgili olarak 01.05.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile P607871 SUT kodu ile eklenip karşılanmaya başladığını, yapılan incelemede davacının 01.01.2009-30.04.2013 tarihleri arasında P607870 SUT kodu ile 435.308,31 TL yersiz faturalandırma yaptığının belirlenmesiyle işlem yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli kararıyla; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin SUT’ta yer almayan hizmetin o hizmete yakın bir kod ile yapılan işlemin hizmet bedelini davalı Kuruma fatura etmesinin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye ve SUT'a aykırı olduğu, bilirkişi kök ve ek raporunda belirtildiği üzere cezai şart işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli kararıyla; dava konusu yapılan işlemleri kapsayan tedavinin SUT'da düzenlendiği 01.05.2013 tarihinden önceki tarihlerde davalı Kurum tarafından bu tür işlem bedellerinin hangi esaslara göre ödendiği, ülke genelinde yerleşik bir uygulamaya gidilip gidilmediği, SUT'da yer almayan bir tedavinin Kuruma fatura edilmesi halinde ödemenin ne şekilde yapıldığı hususlarını kapsar şekilde, konuya ilişkin mevzuat hükümleri de irdelenerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, itirazları karşılar şekilde son raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak karar verilmesi gerektiği için davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına ve yargılama yapılmak üzere, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurumun 30.04.2013 tarihinden önce SUT'da yer almayan bu işleme ilişkin nasıl bir uygulama yapıldığına dair herhangi bir delil sunmadığı, bu tarihten önce fatura bedellerinin Kurumca ödendiği, tüm bu nedenlerle davacı hakkında uygulanan cezai işlemin yersiz olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 435.308,31 TL'lik cezai şarta ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacının davalıya bu işlemden dolayı 435.308,31 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; vekalet ücreti yönünden kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda Kurum işleminin iptali ile davacının 435.308,31 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine rağmen maktu vekalet ücretine karar verildiğini, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, vekalet ücreti bakımından kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; kaldırma kararından sonra müvekkili Kuruma yazılan müzekkereye cevap verildiğini, bilirkişi ek raporunda da Kurum tarafından davacı hastane faturalarında yapılmış olan kesintinin yerinde olduğu kanaatine varıldığını, davacının SUT'da yer almayan hizmeti, o hizmete yakın bir kod ile yapılan işlemin hizmet bedelini Kuruma fatura etmesinin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye ve SUT'a aykırı olduğunu, müvekkili Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine aykırılık nedeniyle davalı Kurum tarafından uygulanan kesinti işleminin iptali istemine ilişkindir. 1. Hukukumuzda sözleşme özgürlüğü (serbestisi) ve sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkeleri kabul edilmiştir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca, taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin, taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi beraberinde tamamlayıcısı olan sözleşmeye bağlılık ilkesini getirmektedir. Bu ilke gereğince, hukuki güvenliği sağlamak amacıyla belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması beklenir. Anılan bu ilkeler ile davacı tarafın tacir olduğu ve basiretli davranmakla yükümlü bulunduğu dikkate alındığında, somut olayda SUT'un (4.2) maddesinde Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerinin SUT ve eki listelerde belirtildiği ifade edilmiş, söz konusu maddeyle sadece SUT'da yer alan teşhis ve tedavilerin bedellerinin davalı Kurumca karşılanabileceği hüküm altına alınmıştır. Davacı şirket; davalı Kurumla imzaladığı sözleşmenin (6.2.1) maddesi ile sağlık hizmeti verirken, davalı Kurum tarafından çıkarılan ve çıkarılacak mevzuata uygun davranacağını taahhüt etmiştir. Dolayısıyla, SUT'a eklenmemesi sebebiyle bedeli karşılanmayacağı anlaşılan bir işlemin, benzer bir kod üzerinden davalı Kuruma fatura edilmiş olması, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ve SUT'a aykırı olduğu gibi hak ve nefaset ilkeleriyle de bağdaşmaz. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; tacir olan davacının davalı Kurumla imzalamış olduğu sözleşme hükümleri ile bağlı bulunduğu gözetilerek, somut uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan sözleşme ve bu sözleşmeye de atıf yapılan SUT hükümleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 736c8440f2587fb2 58b423c29f128d49

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı