Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1088 E., 2025/6 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1088 E., 2025/6 K. (06.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1088
Karar No
2025/6
Karar Tarihi
06.01.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/1088 E. , 2025/6 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2990 E., 2022/692 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/555 E., 2019/517 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekil; davacının Doğal Gaz Alım-Satım ve Ekipman Kira Sözleşmesi gereğince davalıya 718.420,48 TL değerinde doğal gaz satışını gerçekleştirdiğini, söz konusu sözleşmede belirtilen 64.000,00 Euro'nun kiralalan depolara ve işletmek ekipmanlarının teminatı olarak davalı tarafından ödendiğini, ancak davalının ödemeleri düzensiz ve geriden ödeyerek 554.229,00 TL ödeme yaptığını, geriye kalan 161.121,48 TL'nin ödenmemesi üzerine, tahsili için yapılan takibe davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek; itirazın iptalini ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile davalının 25.04.2014 tarihinde bir yıl süreli sözleşme imzaladığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmede ise ek ile düzeltme yapılarak sözleşmenin bitiş yılının 2018 tarihi olarak değiştirildiğini, davalının davacı ile 4 yıllık sözleşme imzalamadığını, davacının açtığı takip ve bu dava ile haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, sözleşmenin kapsadığı bir yıl içinde de davacı yana ödemelerin yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça cevap dilekçesinde belirtmemekle beraber, bilirkişi raporunda, teminat olarak verilen 150.000,00 TL'nin mahsubu ile borç miktarının düşeceğinin belirtilmesinin ardından bu bedelin mahsup edilmesi gerektiğini belirttiği, bir definin esasa cevap süresi geçtikten sonra bildirilmesinin savunmanın genişletilmesi anlamına geleceğinden, böylesi bir definin mahkemece dikkate alınabilmesi için, karşı tarafın buna muvafakat etmiş olması gerektiği, davacı, bilirkişi raporunun ibrazının hemen ardından verdiği dilekçe ile davalının bu yönde savunması olmadığını belirterek savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği gibi dosyaya sunulan evraklardan da belirtilen 150.000,00 TL'nin davalı dışında başka bir şirket tarafından ödendiğinin ödeme makbuzlarından anlaşıldığından bu bedelin asıl alacaktan mahsup edilmediği, 150.000,00 TL'nin davalı tarafından kullanılan malzemelerin teminatı olarak verildiği, teminatın iadesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığı dolayısı ile muaccel olup olmadığı iddia ve ispat edilmediği, alacağın sözleşme hükümlerine ve aralarındaki cari ilişki ve fatura belgelerine göre belirli olmasına rağmen davalının takibe itirazında haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli kararıyla; banka hesap dökümleri ve ödeme kayıtları, davacının muavin kayıtları ve fatura içerikleri birlikte değerlendirildiğinde davalının icra takibine konu faturalar nedeniyle borçlu olduğu, dava dışı üçüncü kişi müteahhit ... Yapı Tur.Eml.İnş.Paz. Şirketi'nin davacı şirkete vermiş olduğu 150.000,00 TL teminat bedeli alacağını davalıya temlik ettiğine dair dosya kapsamında bir delilde bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davalı ile davacı şirketin 28.08.2012 tarihinde davacı şirket ile ... Yapı arasında akdedilmiş olan sözleşmeye istinaden doğal gaz alım satımının gerçekleştirildiğini, ... Yapının akabinde oluşan ... Konakları Yönetim Kurulunun ise mezkur sözleşmeyi davacı şirket ile 2017 yılının sonuna kadar sürdürdüğünü, 2018 yılından itibaren ise ... Konakları adlı sitenin taşımalı doğal gaz sistemine son verildiğinden davacı şirketten gaz alımı gerçekleştirmediğini, 28.08.2012 tarihli sözleşmeye istinaden ... Yapı adlı şirketin sözleşme gereği ekipman ve teçhizatların teminatı olarak site adına 150.000,00 TL teminat yatırıldığını, yatırılan teminat uyarınca davacı şirket ait ekipman ve malzemelerin 2017 yılına kadar sitede bulundurulduğunu, 2017 yılının Aralık ayı itibari ile siteye doğal gaz verildiğinden ekipman ve teçhizatların davacı şirketçe geri alındığını, ancak site adına yatırılan 150.000,00 TL tutarındaki teminatın sözleşme gereği iade edilmediğini, istinaf ilamında ... Yapının alacağını müvekkiline temlik ettiğine dair bir ibare bulunmadığı gerekçe olarak belirtilmiş ise de; ... Yapı'nın teminat tutarını kat maliklerinden alarak yatırdığını, davacının müvekkili ile sözleşme imzalarken ayrıca teminat talep etmediğini, davanın ... Yapıya ihbarının talep edildiğini ancak ihbarının yapılmadığını, teminatın iade şartlarının gerçekleştiğini, takas/mahsup her aşamada ileri sürülebileceğini, bilirkişi raporunda takip talebinde belirtilen yıllara ilişkin değerlendirme yapılması gerekirken genel borcun ne olduğunun hesaplanması yoluna gidildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fatura alacağına dayalı başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “takas” ve “mahsup” kavramları açıklanmalıdır. 2. Hemen belirtmek gerekir ki; takas ve mahsup farklı iki hukuki kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynaklanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir. 3. Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. 4. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK'nın) 139 uncu maddesinde (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 118 inci maddesi); “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmü ile takasın şartları düzenlenmiştir. 5. Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. 6. Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu) olması gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. 7. Özdeşliğin, TBK’nın 143 üncü maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Turgut Uygur, 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, 3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. 8. Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). 9. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. 10. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-267 Esas, 2021/1463 Karar sayılı kararı). 11. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. md. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selâhattin Sulhi Tekinay, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). 12. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. 13. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). 14. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 Esas, 2021/208 Karar ile 26.04.2022 tarihli ve 2017/(23)6-873 Esas, 2022/605 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. 15.Taraflar arasında imzalanan 25.09.2014 ve 04.01.2017 tarihli sözleşmelerin (2.12) maddesinde "Müşteri iş bu sözleşmenin teminatı olmak üzere 150.000,00 TL Nakit Yılmazlara vermiştir" hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamı ve taraf kayıtlarına göre; davacının, davalıdan alacağı kaldığı ihtilâfsızdır. Ancak davalı yanca, 2017 yılının Aralık ayı itibari ile siteye doğal gaz verildiğinden davacı şirketten gaz alımını gerçekleştirilmediği için ekipman ve teçhizatların geri alındığını, ancak site adına yatırılan 150.000,00 TL tutarındaki teminatın sözleşme gereği iade edilmediğini savunarak mahsup itirazında bulunmuştur. 16. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince, mahsup itirazında bulunabilmek için cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olmadığı gibi karşı dava açılarak talep edilmesinin de zorunlu olmadığı, davalının ayrıca karşı dava açmaksızın eldeki davada mahsup itirazını ileri sürebileceği dikkate alınarak, konusunda uzman teknik bir bilirkişi eşliğinde mahallinde keşif yapılarak ekipman ve teçhizatların davacı şirketçe geri alınıp alınmadığı tespit edilerek, ekipman ve teçhizatların davacı şirketçe geri alınmış olması halinde 150.000,00 TL tutarındaki teminatın davacının alacağından mahsup edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunu'nun 371. Maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c1f19e7b8bc65b12 5b8c03e24538465b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı