Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/7153 E., 2025/4451 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/7153 E., 2025/4451 K. (30.04.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7153
Karar No
2025/4451
Karar Tarihi
30.04.2025
Konu
Boşanma, Nafaka, Tazminat

2. Hukuk Dairesi 2024/7153 E. , 2025/4451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/52 E., 2024/1719 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Çumra Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2020/563 E., 2023/722 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davacı erkeğin evin geçimine katkıda bulunmayarak birlik görevlerini ihmal ettiği ve davalı kadının ise bir erkekle cep telefonundan arama ve mesajlaşma yolu ile sık görüşmelerinin bulunduğu, bu haliyle eşine karşı güven sarsıcı davranışları olduğu anlaşılmakla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına davalı erkeğin ağır kusuru ile sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı kadın vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar yanında kadın tarafından açılan ve kesinleşen 4721 sayılı Kanun'un 197 inci maddesine dayalı nafaka davasında erkeğe yüklenen yaklaşık 2 yıldır evine gelmediği, tarafların birlikte yaşadıkları dönemlerde de işe gidiyorum diyerek evden çıkıp gece geç saatlerde eve döndüğü, alkol alışkanlığının olduğu ve başka kadınlarla görüştüğü, kadının ve çocuklarının maddi manevi ihtiyaçlarını karşılamadığı, kadının kendi imkanları ve ailesinin desteği ile geçindiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün bu şekilde kesinleştiği, kadının eldeki dava sırasındaki beyanlarının af niteliğinde olmadığı buna göre bu kusurlarında erkeğe yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, davalı kadının ağır kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. 3.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerden; yukarıda (2) numaralı paragrafta da açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusuru daha ağır olmayan davalı kadının düzenli bir işi ve gelirinin olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği, lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkek ağır kusurlu olup lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları koşulları oluşmamıştır. O halde davacı erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, reddedilen kadının yoksulluk nafakası talebi ve erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, reddedilen kadının yoksulluk nafakası talebi ve erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 3.Davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı