Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/4831 E., 2025/1630 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/4831 E., 2025/1630 K. (18.02.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4831
Karar No
2025/1630
Karar Tarihi
18.02.2025
Konu
Boşanma, Nafaka, Tazminat

2. Hukuk Dairesi 2024/4831 E. , 2025/1630 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1839 E., 2024/245 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/1515 E., 2023/718 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından karşı davanın kabulü, kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 161 ve 166/1 inci maddelerine dayalı davaların reddi, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir nafakasının miktarları, ıslah dilekçesinin dikkate alınmaması, hükmedilen maddî tazminat, reddedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise hükmedilen tazminatın miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı-davalı kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve sonuncu fıkralarına dayanılarak boşanma davası açılmış, erkek tarafından ise aynı Kanun’un 166 ncı maddesinin sonuncu fıkrasına dayalı karşı dava açılmıştır. Kadın tarafından ayrıca aynı Kanun'un 161 inci ve bunun kabul edilmemesi halinde 166 ncı maddenin birinci fıkrasına dayalı birleşen boşanma davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, kadının zina ve sadakatsizlik iddiasının dosyadaki delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle erkeğe kusur yüklenmemiş, daha önce boşanma davası açarak fiili ayrılığa sebep olan kadın tam kusurlu kabul edilerek, asıl ve karşı davalar Kanun’un 166 ncı maddesinin sonuncu fıkrası uyarınca kabul edilmiş ve tarafların boşanmalarına ve fer’ilere hükmedilmiştir. Kadının asıl davada 166 ncı maddenin birinci fıkrasına dayalı talebi ile kadının birleşen davası reddedilmiştir. Her iki tarafın istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan deliller ve özellikle dosyaya delil olarak sunulan bir kısım fotoğraflarda davalı-davacı erkeğin de yer aldığı dikkate alındığında, erkeğe isnat edilen zina olgusu gerçekleşmemiş ise de erkeğin güven sarsıcı davranışlar içinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda kadının zinaya dayalı davasının reddi doğru olmakla birlikte, kadının asıl davada ve birleşen davada 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı davaları kanıtlanmıştır. Bu davaların kabulü gerekirken reddi hatalıdır. Ne var ki, kadının aynı Kanun’nun 166 ncı maddesinin son fıkrasına dayalı boşanma davasında verilen hüküm boşanma yönünden kesinleşmiştir. Dolayısıyla boşanma talebi konusuz kalmıştır. O halde, kadının 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve kadının birleşen davadaki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıdaki bentte açıklandığı üzere erkek işen güven sarsıcı davranışta bulunduğu ispatlanmış olup erkeğe bu eylemin kusur olarak yüklenmesi gerekir. Bu halde ilk davayı açıp boşanma sebebi yaratan kadın ile fiili ayrılık sırasında güven sarsıcı davranış sergileyen erkek eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Davalı-davacı erkek yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. O halde davalı-davacı erkeğin maddî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, davacı-davalı kadın hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında kadının evlere temizliğe gittiği, yargılama sırasında emekli olduğu, bir kısım taşınmazının bulunduğu, erkeğin ise emekli olduğu, aynı zamanda çalışmaya devam ettiği, tasfiye halinde bir şirkette tek ortak olduğu, bir iş yerinden kira geliri bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşüp düşmediği araştırılarak, yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı-davalı kadın yararına asıl ve birleşen davadaki 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebinin reddi, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddi tazminat ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davadaki 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebinin reddi, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddi tazminat ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası yönünden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, 3.Davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden Cemile'ye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b5ec7f3186e8caa7 3c18f7e3949d21aa

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı