Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/3976 E., 2025/1034 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/3976 E., 2025/1034 K. (06.02.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3976
Karar No
2025/1034
Karar Tarihi
06.02.2025
Konu
Boşanma, Nafaka, Tazminat

2. Hukuk Dairesi 2024/3976 E. , 2025/1034 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2017 E., 2024/224 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2020/126 E., 2022/290 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı karşı davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi ve aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda davacı karşı davalı kadının ağır, davalı karşı davacı erkeğin hafif kusurlu olduğu kanaatine varılmış, hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Dosyanın yapılan incelemesinde; davacı karşı davalı kadına İlk Derece Mahkemesince yüklenen güven sarsıcı davranışın en son 2016 yılında gerçekleştiği, tarafların bundan sonra beraber yaşama devam ettikleri, 2020 yılında yaşanan tartışmadan sonra ayrı yaşamaya başladıkları, davalı karşı davacı erkeğin de karşı dava dilekçesinde yaşanan olayı sineye çektiğini, başka bir yere taşındıklarını söylediği, bu şekilde davalı karşı davacı erkeğin kadının güven sarsıcı davranışını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerektiği, bu kusurun kadına bu nedenle yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Bunun dışında davacı karşı davalı kadının ortak çocuğa şiddet uyguladığı, davalı karşı davacı erkeğin ise davacı karşı davalı kadına baskı ve şiddet uyguladığı, kadının ailesine gitmesine izin vermediği toplanan delillerden sabittir. Buna göre tarafların boşanmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davacı karşı davalı kadının ağır, davalı karşı davacı erkeğin hafif kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek, kadına nazaran daha ağır kusurlu olup somut olayda erkek yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu erkek yararına tazminatlara hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 4.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusuru daha ağır ve eşit olmayan ve bu olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen kadın yararına şartları oluştuğundan 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu olarak kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 5.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (4721 sayılı Kanun md.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı karşı davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönlerinden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 3.Davacı karşı davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı