Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/6992 E., 2025/5732 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6992 E., 2025/5732 K. (26.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6992
Karar No
2025/5732
Karar Tarihi
26.06.2025
Konu
Tazminat, İcra, İflas

12. Hukuk Dairesi 2025/6992 E. , 2025/5732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi 3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından dava dışı borçlu ...Gayrimenkul Yatırım İşletme Anonim Şirketi aleyhine başlatılan adi kira ve hasılat kiralarına özgü 13 örnek nolu ilamsız icra takibinde, şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine başvurusunda, tahliye kararının infazına ilişkin 18.09.2023 tarihli müdürlük kararının iptalini istediği, İlk Derece Mahkemesince; tahliyenin infazı aşamasında icra müdürlüğünce İİK'nın 276. maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi gerektiğinden 18.09.2023 tarihli müdürlük kararının icra dosyasının bulunduğu aşama itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; alacaklının istinaf isteminin vekalet ücretine ilişkin olması nedeniyle istinaf başvuru dilekçesinin İİK'nın 365/3. maddesi gereğince reddine; şikayetçi 3. kişinin istinaf başvurusunun ise, hükmün gerekçesi yönünden kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, tahliyenin infazına ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığından talebin kabulüne dair karara karşı takip dosyasının tarafı olmayan şikayetçi 3. kişinin şikayetinde hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesi ile hukuki yarar yokluğundan şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi 3. kişi tarafından temyiz edildiği, temyizen yapılan inceleme üzerine Dairemizin 26.02.2025 tarih, 2025/104 E.-2025/1691 K. ve yine Dairemizin14.05.2025 tarih, 2025/3470 E.-2025/3937 K. sayılı bozma kararları ile “İcra müdürünün şikayete konu kararla İİK'nın 276/1. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesine, ancak üçüncü kişinin taşınmazın tahliye işlemlerini yapabilmesi için 02.10.2023 tarihine kadar tahliyenin infazının ertelenmesine karar verdiği, İİK'nın 276/2. maddesine göre tahliyeyi tehirle 3 gün içince icra mahkemesine bir karar vermesi için keyfiyeti icra mahkemesine bildirilmesine karar vermediğinin açıkça anlaşıldığı, bu nedenle üçüncü kişinin taşınmazın işgalde haklı bulunduğuna ilişkin iddia ve delillerini icra mahkemesinde ileri sürerek İİK'nın 276/3. maddesine göre bir karar verilmesi için şikayette bulunmakta hukuki yararı olduğu, icra müdürlüğünce 18.09.2023 tarihli tahliye işlemi sırasında İİK'nın 276/2. maddesindeki prosedürün işletilmemiş olması, şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurmasına engel olmadığından bahisle, İİK'nın 276. maddesi kapsamında gerekli inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine yapılan inceleme neticesinde; "şikâyetçi 3. kişinin alt kiracı sıfatıyla borçluya tebaen bu adreste oturması nedeniyle İİK'nın 276/son maddesi uyarınca 3. kişi sayılmayacağından tahliye işleminin icrasında bir usûlsüzlük bulunmadığı” gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır. Kural olarak, icra müdürlüğünce 18.09.2023 tarihli tahliye işlemi sırasında İİK'nın 276/2. maddesindeki prosedürün işletilmemiş olması, şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurmasına engel değildir. Ancak; İİK’nın 366. maddesinin son fıkrasında; “Yargıtayın bozma kararı veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma, düzelterek veya yeniden esas hakkında vereceği kararları üzerine icra ve iflas işlerinde 40. md hükmü kıyas yolu ile uygulanır.” düzenlemesi mevcuttur. İİK’nın 40. maddesinin 1. fıkrasında; ”Bir ilamın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.” düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda; icra müdürünün tahliyenin infazına yönelik şikayete konu 18.09.2023 tarihli kararına dayanak olan Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/1395 E.-2023/432 K. sayılı tahliye kararı Dairemizin 22.05.2024 tarihli, 2024/2091 E.-2024/5185 K. sayılı kararı ile tahliye isteminin reddi gerekeceği yönünde bozulmuş olup bozma ilamı doğrultusunda verilen tahliye talebinin reddine ilişkin karar dairemizin 06.05.2025 tarih, 2025/2155 E.-2025/3658 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda ortada şikayete konu tahliye işleminin infazına dayanak bir tahliye kararı kalmamıştır. İİK'nın 40. maddesi uyarınca henüz iadesi gereken bir işlem yok ise de tahliyeye ilişkin kararın bozulması ile takip duracağı için artık bu aşamadan sonra ortada geçerli bir tahliye ilamı kalmadığından icra müdürünün şikayete konu karar ile üçüncü kişiye tahliye için süre vermesi işlemi usulsüz hale gelmiştir. O halde, yukarıda açıklanan doğrultuda şikayetin kabulüne ve şikayete konu 18.09.2023 tarihli müdürlük işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2025/649 E.-2025/826 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tâbi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikâyet, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı başvurulan kendine özgü bir kanun yolu (hukukî bir çare) olup, bir dava değildir. Bu nedenle şikâyette davacı ve davalı terimlerinin yeri yoktur. Şikâyette iki taraf vardır: 1)Şikâyet eden, 2)Şikâyet olunan (karşı taraf) İcra müdürünün bir işleminden zarar gördüğünü bildiren her ilgili, o işlem hakkında şikâyet yoluna başvurabilir. Başka bir deyimle, icra müdürünün bir işlemini, yukarıda belirtilen sebeplerden birine dayanarak iptal ettirmek veya düzelttirmekte hukuki menfaati (yararı) bulunan herkes, şikayette bulunabilir. Bir kimsenin, bir işlemin iptal edilmesinde veya düzeltilmesinde, korunmaya değer bir menfaati (yararı) vardır diyebilmek için o işlemin doğrudan doğruya kendi hukuki durumuna ilişkin olması ve zararının bulunması gerekir. Şu halde şikâyet hakkı, şikâyet konusu işlemin iptal ettirilmesinde hukuken korunmaya değer bir menfaati (yararı) olan alacaklı, borçlu ve üçüncü kişilere aittir(Pr.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Kasım 2004 baskı-sh.99). Somut olayda; alacaklı tarafından dava dışı borçlu ... Gayrimenkul Yatırım İşletme Anonim Şirketi aleyhine adi kira ve hasılat kiralarına özgü örnek 13 nolu ilamsız takip başlatıldığı, borçlu tarafından süresinde borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, alacaklı tarafından itirazın kaldırılması ve tahliye talebiyle icra mahkemesinde dava açıldığı, Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli, 2022/1395 Esas-2023/432 Karar sayılı ilâmı ile "Davanın KABULÜ ile Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2022/12990 E. sayılı dosyasındaki itirazın KALDIRILMASINA, asıl alacağın %20'si oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacı/alacaklıya verilmesine, davalı kiracının dava konusu .......... Mah............................. / adresindeki kiralanandan İİK'nın 269-269/a maddeleri gereğince temerrüt nedeniyle TAHLİYESİNE" karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince; 18.09.2023 tarihli talep dilekçesiyle alacaklı vekili tarafından bahse konu “TAHLİYE” ilamı ibraz edilerek tahliyenin infazı istenmiş olup, aynı tarihli icra müdürlüğü kararıyla talebin kabulüne karar verilmişse de tahliyenin infazına ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis edilmediği gerekçesiyle “talebin kabulüne dair icra müdürlüğü kararına karşı takip dosyasının tarafı olmayan şikâyetçi 3. kişinin şikâyetinde hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu durumda mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle şikâyetin reddine...” karar verildiği, bu karara karşı şikâyetçi 3. kişi tarafından temyize başvurulduğu görülmüştür. HMK’nın 26/1. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir...” şeklindedir. Şikayetçi 3. kişi 26.09.2023 tarihli şikayet dilekçesinde; 18.09.2023 tarihli icra müdürlüğü kararının iptalini istemiş netice ve talep kısmında da “şikayetin kabulü ile Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü 2022/12909 Esas sayılı dosya kapsamında verilen 18.09.2023 tarihli tahliye kararının infazına ilişkin müdürlük kararının iptalini” talep etmiştir. HMK’nın 26/1. maddesi uyarınca “TALEPLE BAĞLILIK” ilkesi dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. İİK’nın 276. maddesi; "Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur. Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra müdürü tarafından mahallinde yapılacak tahkikat teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildirir. İcra mahkemesi, tarafları dinleyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı veya kocası, ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikında üçüncü şahıs sayılmazlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şikayet dilekçesine göre şikayetin konusu 18.09.2023 tarihli icra müdürlük kararının iptali isteminden ibarettir. 26.09.2023 şikayet tarihi itibariyle icra müdürlüğünce henüz İİK’nın 276/1., 2. ve 3. fıkralarındaki prosedür işletilmemiş olup, şikayetçi 3. kişi yönünden İİK’nın 276. maddesine yönelik bir şikayetin varlığından da söz edilemez. Öte yandan kabule göre de alacaklı tarafından dava dışı borçlu ... Gayrimenkul Yatırım İşletme A.Ş. aleyhine adi kira ve hasılat kiralarına özgü icra takibi başlatıldığı, borçlunun taşınmazdan tahliyesine karar verildiği, tahliye için gidilen adreste borçlunun kiracısı şikâyetçi 3. kişi ...'nin bulunduğunun icra müdürlüğünün 18.09.2023 tarihli tutanağı ile sabit olduğu, şikâyetçi 3. kişinin alt kiracı sıfatıyla borçluya tebaan bu adreste oturması nedeniyle İİK'nın 276/son maddesi uyarınca şikayetçi 3. kişi sayılmayacağından tahliye işleminin icrasında bir usûlsüzlük bulunmamaktadır(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, 2022/10379 Esas-2023/2976 Karar sayılı ilâmı benzer niteliktedir.). Alacaklı taşınmaz malikinin tahakkuk eden kiraları almış olmasının, takipten ve tahliye isteminden vazgeçme sayılamayacağı (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, sy, 854) anlaşıldığından, mahkemece şikâyetin reddine karar verilmesi de isabetlidir. 28.11.1956 tarih 15/15 sayılı YİBK ve YHGK'nın 17.03.1954 tarih ve 3/40-49 sayılı kararı gereğince; her dava/şikayet açıldığı tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanır. Sonradan gelişen ve değişen olaylar değerlendirmeye alınamaz. Bu durumda, 18.09.2023 müdürlük işlem tarihi itibariyle şikayetin esası değerlendirilmiş olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, özellikle “TALEPLE BAĞLILIK” ilkesi, dosyada bulunan 26.02.2025 tarihli muhalefet görüşüm ve kabule göre ise temyiz olunan 26.06.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cbffe5b68438193c 3507300c8daf2ab3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı