12. Hukuk Dairesi 2025/6543 E. , 2025/5974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki dava sonucu Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp, düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373. maddesinin 5. fıkrası “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.” hükmünü içermektedir. Dairemizce verilen 14.04.2025 gün ve 2025/1677 E.-2025/3084 K. sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. Üye Dr. ... ve Üye ...’ın Karşı Oy Yazıları; Bölge Adliye Mahkemesince; "...Borçlunun, takibi şikayet tarihi itibariyle öğrendiğini, takibe dayanak senetteki imzanın borçluya ait olmadığını, TK.'nın 21.maddesindeki usul işletilmeksizin bila iade edilen tebligatta komşu isim, imzası bulunmadığını ve muhtıra kapıya asılmaksızın iade edilerek hukuka aykırı şekilde takibin kesinleştirildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, 60.000,00 TL sahte senet düzenlendiğini, sonrasında başına 5 rakamı eklenerek 560.000,00 TL yapıldığını, borca imzaya itiraz ettiğini, borçlunun ikametgahı Çubuk olmasına rağmen yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan takibin usulsüz olduğunu, takibin kanuna ve yönetmeliğe aykırı hazırlandığını, asıl alacağa işletilen faiz ve faiz oranlarında da hatalar bulunduğunu belirterek takibin iptali ve tazminata karar verilmesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu; alacaklının cevap dilekçesinde, ödeme emrinin borçlunun mernis adresine tebliğe çıkarıldığını, tanınmadığından iade edildiğini, ardından borçlunun bilinen son adresi olan mernis adresinin bağlı olduğu muhtarlığa TK.'nın 21/2.maddesine uygun şekilde tebliğ edildiğini, itirazın sürede olmadığını, hem senedin varlığının kabul edildiğini, hem de çelişkili olarak imzaya itirazda bulunulduğunu, Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili olduğuna dair yetki şartının bulunduğunu beyanla itiraz ve şikayetin reddi ile tazminat ve para cezasına hükmedilmesini savunduğu; mahkemece, mernis adresine çıkartılan tebligatın tanınmadığından iade edildiği, ancak 7201 sayılı kanunun 21/1 maddesine göre tebligatta muhatabın adreste tanınmadığını bildiren komşunun ismi alınmadan tebliğ işleminin yapıldığı, iade gelen ilk tebligatın bu haliyle 7201 sayılı kanunun 21/1 ve yönetmeliğin 30.maddesi hükümlerine aykırı olduğu, 21/2.maddesinin uygulanmasına esas alınamayacağı, tebligatın usulsüz olarak gerçekleştirildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan bilirkişi raporunda imzanın borçluya ait olmadığı tespiti yapıldığı gerekçesiyle şikayet ve itiraz kabul edilerek ödeme emri tebliğ tarihinin 28/02/2024 olarak düzeltilmesine, imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, şartları oluşmadığından tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği; bu karara karşı alacaklının cevap dilekçesindeki nedenlerin yanında dosyaya kazandırılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunun duruşmada elden tebliğ edilerek itiraz için süre tanınmadığı, savcılık nezdinde alınan bilirkişi raporunun icra mahkemesi dosyasına kazandırılmasının usule aykırı olduğu, itiraz sürede olmamakla birlikte aksinin kabulü halinde dahi mahkemece rapor aldırılarak uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinden bahisle istinaf incelemesi talep ettiği; Dairemizin 16/01/2025 tarih ve 2024/11 52... /50 Karar sayılı kararı ile borçluya ödeme emrinin Tebligat Kanununun 21/2.maddesine uygun şekilde tebliğ edilmesi nedeniyle mahkeme kararının kaldırılarak tebligat usulsüzlüğü şikayetinin reddine, imzaya ve borca itirazın süre aşımı nedeniyle reddine, koşulları oluşmadığından tazminat ve para cezası tayinine yer olmadığına karar verildiği; borçlunun temyiz başvurusu sonunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14/04/2025 tarih ve 2025/16 77... /3084 Karar sayılı kararı ile usulüne uygun araştırma yapılmaksızın tebligatın iade edildiği, iade dönen ilk tebligatın 7201 sayılı kanunun 21/1.maddesi ile yönetmeliğin 30.maddesi hükümlerine aykırı olup, usulsüz olduğundan Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesinin uygulanmasına esas alınamayacağı, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğu, borçlunun aynı zamanda imzaya ve borca itiraz ettiği, düzeltme tarihine göre itirazın sürede yapıldığı gözetilerek bu husustaki istinaf nedenlerinin incelenmesi gerektiği açıklanarak Dairemiz kararının bozulduğu, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır. Başvuru, İİK.nın 16/1.maddesi kapsamında ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ ESAS NO : 2025/6543 edilmediği iddiasına dayalı tebliğ tarihinin düzeltilmesi şikayeti ile İİK.nın 169/a ve 170. maddesi kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir. Başvuruya konu Ankara 5.Genel İcra Müdürlüğünün 2024/6829 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklının, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, ödeme emrinin 13/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Alacaklının istinaf nedenlerinin değerlendirilmesi bakımından yasal düzenlemelere bakıldığında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 10/1. maddesine göre ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.'', Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.'' Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 16.maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Bilinen son adrese tebligat yapılamaması halinde uygulanacak usulü gösteren Tebligat Kanununun Tebliğ İmkansızlığı ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21.maddesinin ikinci fıkrasında, "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' düzenlemesi yer almaktadır. Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/8.maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydın tebligat evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercii tarafından tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna ve anılan maddeye göre tebligat yapılması gerektiğine dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak tebligat gönderilmeli, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh verilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. (Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 15/05/2024 tarih ve 2023/96 21... /4783 Karar sayılı kararı) Somut olayda, borçluya gönderilen ödeme emri tebligatının ismen tanınmadığından iade edilmesinden sonra adres kayıt sisteminde yer alan adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi gereğince tebliğ edilmesi hususu tebligatı çıkaran merci tarafından şerh edilmek suretiyle gönderilmiş ve sözü edilen maddeye göre 13/02/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 13/02/2025 tarih ve 2024/74 03... /1144 Karar sayılı kararında aynen; "Somut uyuşmazlıkta; muhatabın bilinen adresi olan, “ ...... Burhaniye / Balıkesir” adresine çıkartılan örnek 7 numaralı ödeme emri tebligatının, "belirtilen adrese tevziat saatlerinde gidildi, adres kapalı olduğundan adreste kimse bulunamadı. Beyan alınacak komşu, kapıcı, yönetici vb. bulunamadığından muhatap tespit edilemedi. Tebliğ evrakı çıkış merciine iade” şerhi düşülmek suretiyle bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine ödeme emrinin, ESAS NO : 2025/6543 bu adresin borçlunun mernis adresi olması nedeniyle aynı adrese gönderildiği ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre 03.12.2022 tarihinde, 103 davetiyesi tebligatının da aynı adrese ve aynı usulde 14.01.2023’te tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Buna göre; Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesine göre bilinen son adrese çıkartılan tebligatın iade edilmesi nedeniyle yasal şartın oluşması üzerine yukarıda açıklanan ilke ve kurallar uyarınca borçlunun adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan ödeme emri ve 103 davetiyesi tebliğ işlemleri usulüne uygundur. Hal böyle olunca, her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince; bila tebliğ iade edilen tebligatta, borçlunun adreste bulunmama sebebinin yazılmaması ve bunu bilebilecek kimselere sorulmaması nedenleriyle bu tebligatın usulsüz olduğuna işaret edildikten sonra, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince tebligat çıkartma şartları oluşmadığından bahisle bu maddeye göre yapılan ödeme emri ve 103 davetiyesi tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu kabul edilmiş ise de; yukarıda açıklanan Yasa maddesinde böyle bir araştırma yapılması zorunluluğu bulunmadığından şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." açıklamalarına yer verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dosyada borçluya gönderilen ödeme emri tebligatı "adrese gidildi adres kapalı olup muhatap bulunamadı. Muhatap hakkında komşu-yönetici beyanı alınamadı. Sistem kaydı olmayıp muhatap ismen tanınmadığından tebligat merciine iade" şerhi ile iade edilmesinden sonra Tebligat Kanununun 21/2.maddesine göre tebliğ işlemi gerçekleştirilmiştir. Yukarıda yer verilen Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2024/74 03... /1144 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği gibi Tebligat Kanunu'nun 10... /2.maddelerinde borçlunun adresinde bulunmama sebebi ve bunu bilebilecek kimselere sorulması ya da diğer şekilde araştırma yapılmasına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Tebliğ işleminin gerçekleştirildiği adres tebliğ tarihi itibariyle borçlunun adres kayıt sistemindeki adresi olup tebliğ işleminin usulüne uygun gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. İade gelen tebligatta adresin kapalı olması ve ismen tanınmaması nedeniyle iade işleminin yapılmış olması Tebligat Kanununun 21/2 maddesi gereğince tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi bakımından yeterlidir. Mahkeme kararında iade gelen tebligatın muhatabın tanınmadığını bildiren komşunun ismi alınmadan tebliğ işlemi yapıldığı gerekçesiyle kanunun 21/1.maddesine aykırı olduğu kabul edilmiş ise de iadeye ilişkin tebligatta bu şekilde isim ve imzanın alınması zorunluluğuna ilişkin yasal düzenleme yoktur. Kaldı ki bahsedilen hususlar tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi halinde gereklidir. Somut olayda ise iade gelen tebligat bakımından belirtilen koşulların aranması doğru değildir. Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi lafzına bakıldığında "gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli ayrılmış olsa dahi...." ibaresine yer verilmiştir. Buna göre muhatabın adres kayıt sistemindeki adresinde halen oturuyor olması ile adresten ayrılması ya da hiç oturmamış olması hali arasında ayrım yapılmamıştır. Eş söyleyişle muhatap adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinde ister oturuyor olsun, isterse ayrılmış olsun tebligata elverişli olmadığının anlaşılmış olması ya da tebligat yapılamamış olması halinde söz edilen maddeye göre tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Bahse konu maddeye ilişkin daha önce iade edilen tebligatta Dairemiz kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve yönetmeliğin 30.maddesinde belirtilen şekilde araştırma yapılması yasa koyucu tarafından aranmamıştır. Aksi halin kabulü Tebligat Kanununu 21/2. maddesinin düzenlenme amacına aykırı olacaktır. Bu nedenle mahkemece tebligat usulsüzlüğü şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü yerinde görülmemiş ve Yargıtay ESAS NO : 2025/6543 bozma ilamına karşı Dairemizin daha önceki kararında direnilmesine karar verilmiştir. Ödeme emri tebligatına ilişkin usulsüzlük iddiası reddedildiğine göre; İİK.nın 168/1.maddesinin 4. ve 5.bentlerine göre borçlu, borca ve imzaya itirazını yine yetki itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş günlük süre içinde icra mahkemesine bildirmek zorundadır. İnceleme konusu dosyada, 13/02/2024 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğinden 28/02/2024 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuru yasal beş günlük süreden sonra olup, imzaya ve borca itirazın da süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Şu halde, mahkemece şikayetin ve itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetli görülmemiş, alacaklının istinaf başvurusu kabul edilerek mahkeme kararının kaldırılmasına, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin reddine, borca ve imzaya itirazın ise süre aşımı nedeniyle reddine, itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinden dolayı şartları oluşmadığından tazminat ve para cezası tayinine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." şeklinde direnme kararı verildiği, bu kararın davacı/borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesi ile Dairemizin 13.02.2025 tarih. 2024/7403 Esas-2025/1144 Karar sayılı emsal içtihadı bir arada değerlendirildiğinde; HMK'nın 373/5. fıkrası gereğince Dairemizin 14.04.2025 tarih, 2025/1677 Esas-2025/3084 Karar sayılı BOZMA kararının kaldırılmasına, davacı/borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 07.07.2025 tarih, 2025/717 Esas-2025/1136 Karar sayılı direnme kararının ONANMASI gerekirken, Dairemizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki Hukuk Genel Kuruluna gönderme kararına katılamıyoruz.07.10.2025
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6543 E., 2025/5974 K. (07.10.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6543
- Karar No
- 2025/5974
- Karar Tarihi
- 07.10.2025
- Konu
- Tazminat
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7855 E., 2025/5947 K. 07.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6497 E., 2025/5982 K. 07.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3772 E., 2025/5956 K. 07.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3738 E., 2025/5975 K. 07.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6305 E., 2025/5980 K. 07.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6099 E., 2025/6011 K. 07.10.2025