Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/3635 E., 2025/5515 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3635 E., 2025/5515 K. (23.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3635
Karar No
2025/5515
Karar Tarihi
23.09.2025
Konu
Tazminat, Tapu

12. Hukuk Dairesi 2025/3635 E. , 2025/5515 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 23.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet; dayanak ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağından bahisle takibin iptali istemidir. İlk Derece Mahkemesince; şikayetçi/borçlu hakkında ilamlı icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının Bakırköy 9. Tüketici Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli, 2021/7 E.-2022/376 K. sayılı ilamı olduğu, şikayetçi/borçlu tarafından asıl davaya konu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptaliyle tescilinin talep edildiği, iş bu dosyayla birleştirilen Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/1631 E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından şikayetçi hakkında haksız işgal tazminatı (ecrimisil) istenildiği, yine birleşen İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2016/1171 E. sayılı dosyasıyla borçlu tarafından menfi tespit davası açıldığı, icra emriyle birleşen davada hüküm altına alınan ecrimisil, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin istenildiği, ilamın bir bütün olduğu, taraflar arasındaki taşınmazın aynının çekişmeli olduğu, birleşen İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2016/1171 E. sayılı dosyasında verilen kararın menfi tespit hükmüne ilişkin olduğu, asıl ve birleşen davayla ilgili olarak verilen ve ilamda yer alan alacakların ve eklentilerin aynı kurala tabi olduğu, ilamda bulunan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği anlaşılmakla, şikayetin kabulüyle takibin iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; sair istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, her ne kadar asıl davanın konusu tapu iptali ve tescil ise de, bu istemin reddedildiği, birleşen 2019/1631 Esas sayılı davada alacaklı lehine ecrimisile ve elatmanın önlenmesine hükmedildiği, birleşen 2019/1631 Esas sayılı davanın konusunun taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, birleşen 2019/1631 Esas sayılı davanın konusu olan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil kararının icrası bakımından ilamın kesinleşmesinin gerekmediği anlaşıldığından (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/12620 Esas ve 2023/1180 Karar sayılı ilamı, 13.02.2019 tarih, 2018/5643 Esas ve 2019/2005 karar sayılı ilamı), mahkemece takip konusu edilen birleşen 2019/1631 Esas sayılı davada hükmedilen elatmanın önlenmesi kararının infazı ile ecrimisil ve ilam vekalet ücreti alacakları bakımından şikayetin kabulüne karar verilmiş olup, asıl davada tapu iptali ve tescil) ve birleşen menfi tespit davasında alacaklı lehine hükmedilen ilam vekalet ücreti ve yargılama giderleri alacak kalemleri bakımından takibin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiğinden, tümden iptali yerinde olmadığından davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın şikayetçi/borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115/1 m.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından hükmün verilmesine kadar hep mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. Yargıtay HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/12-106 E.-2010/107 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; şikayet başvurusundan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık şikayet konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada şikayetin konusuz kalmasından söz edilir. Bakırköy 9. Tüketici Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli, 2021/7 E.- 2022/376 K. sayılı ilamı nedeniyle şikayetçi/borçlu aleyhine ilamlı takip yapıldığı, bu takipten ötürü eldeki şikayetin ileri sürüldüğü, tarafların şikayeti devam ederken dayanak ilamı istinaf etmeleri üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 27.04.2023 tarihli, 2022/3181 E.-2023/1013 K. sayılı kararıyla HMK’nın 353/1-a-6. bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın, önceki hükümden bağımsız olarak yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu durumda, dayanak ilam tümden ortadan kalktığından ve genel mahkemece de henüz yeni bir karar verilmediğinden, icra takibinin devamı hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle; kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. 23.09.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9d2d73aa95ff9c42 8a061222b351261a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı