12. Hukuk Dairesi 2025/3604 E. , 2025/4892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre ilgilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 25.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Sn. Üye ...’in Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi/borçlu vekilinin 23.03.2023 havale tarihli şikayet dilekçesinde; "...Tüm bunların yanı sıra müvekkilime bir ceza dosyasının infazı ile birlikte vasi atanmıştır. Tebligat Kanunu'nun 11. Maddesinin 3. Fıkrasına göre "Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır." denilmektedir. Dolayısıyla burada esas olarak tebligatın vasi ...'ya yapılması gerekmektedir. Müvekkilimin vasisi 9 Haziran 2022 tarihi itibariyle ... cezaevinde tutuklu (hüküm özlü) bulunmaktadır. (Tutuklu bulunduğu dosya: Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/479 Esas-celbini talep etmekteyiz.). Dosya incelendiğinde ise cezaevine hiçbir tebligatın yapılmadığı görülecektir(Teb.K. m.19). İcra emri hiçbir şekilde tebliğ olmamakla beraber sonraki tebligatlar da vasinin evine yapılmıştır. Yine huzurdaki dosya incelendiğinde icra emrinden sonra yapılan kıymet takdirine dair tebliğin, satış ilanının ve taşınmazın açık arttırma şartnamesine dair tebliğin de ne müvekkilime ne de vasiye usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı görülmektedir. Tebligat Kanunu'nun 19. Maddesi gereğince tebliğin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdiri vasinin kayıtlı olduğu ev adresine yapılmıştır. Kanuna göre icra müdürlüğü satış ilanının tebliğine karar verdiği durumda satış ilanı tüm ilgililere tebliğ edilmeden ihale yapılması sebebiyle ihalenin feshi gerekmektedir. Dolayısıyla ne müvekkilime ne de vasisine usulüne uygun bir tebliğ yapılmamış olup buna dair sonrasında yapılan tüm işlemler de usule aykırıdır. Vasinin tutuklu bulunduğu kurum belli olmasına rağmen yerleşim adresine yapılan tebliğ kanuna göre usulsüzdür..." şeklinde şikayette bulunmuş olup, dilekçeden de anlaşıldığı üzere borçlu "cezaevinde hiçbir tebligatın yapılmadığı" yönünde satış ilanı tebligatının usule aykırılıklarını ileri sürmüştür. Somut olayda, şikayetçi/borçlunun 2 yıl 6 ay 716 gün hapis cezası ile hükümlü olması sebebiyle 19.02.2021 tarihinde cezasının infazına başlandığı, tahliye tarihinin 03.08.2025 olduğu, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas- 2022/414 Karar sayılı kararı ile borçluya TMK'nın 407. maddesi gereğince ...nın vasi olarak atandığı, vasinin de Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2022/427 sorgu numaralı dosyası ile 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı, satış ilanının tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda 14.02.2023 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi, satış ilanın borçlunun vasisi ceza evinde tutuklu olduğu halde vasinin aynı konutta annesi ...'ya tebliğ edildiği, tutuklu olan vasiye Tebligat Kanunu'nun 19. maddesi gereğince tebligatın ceza infaz kurumu aracılığı ile yapılması gerekirken bu kurala uyulmadığı ceza evine çıkan tebligatın cevabı beklenmeden ihalenin yapıldığı, dolayısıyla satış ilanının tebligatının usulsüz olduğu nedenine dayalı olarak ihalenin feshine karar verilmiş olup ihalede 35 gün önce borçlunun vasisine ceza evinde bizzat tebligat yapıldığını gözden kaçırmıştır. Bu karar alacaklı vekili ve ihale alıcısı vekilince istinaf edilmiş olup borçlu vekili, borçlunun yasal temsilcisi olan vasinin cezaevinde tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlık yapamadıklarını ihaleye katılması için alıcı bulamadıklarını bu nedenle de ihalenin feshinin gerektiğini istinaf yolu ile ileri sürmemiştir. Oysa borçlu vekili İlk Derece Mahkemesi kararı lehine de olsa gerekçe yönünden kararı istinafa götürebilir, ve bu yönden de ihalenin feshi gerektiğini ileri sürebilirdi. Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesinin gerekçesini değiştirerek vasinin tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlık ve daha fazla alıcı bulunabilmesine imkan olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında ihalenin feshine karar verdiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre borçluya veya yasal temsilcisine satış ilanı temsilcisine satış ilanı tebliğ edilmemesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olup bu husus ilgilisince ileri sürüldüğünde ihalenin feshi gerekir. Bu husus mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz. Kamu düzenine ilişkin değildir. Somut olayda, satış ilanı tebligatının borçlunun vasisine ihaleden 35 gün önce bizzat ceza infaz kurumunda tebliğ edildiği, tarafların ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulündedir. Ayrıca satış ilan tebliği ile ihale arasında 7 günden fazla bir süre (35 gün) olması nedeniyle makul bir süre önce satış ilan tebligatının yapıldığı da çekişmesizdir. Borçlu vekili davanın hiçbir aşamasında vasinin ceza evinde olması nedeniyle yeterince ihale alıcısı bulunmadığını ileri sürmemiş, bu konuyu ihalenin fesih nedeni olarak göstermemiştir. Borçlunun vasisinin ceza evinde tutuklu iken, noterin cezaevine giderek borçlu vasisinin Av....'u vekil tayin ettiği, dosya arasındaki vekaletnameden anlaşılmakta olup bu vekil tarafından ihalenin feshi davası açılmıştır. Borçlu vekili de ihaleye alıcı temin için her türlü çabayı gösterme imkanı olup, borçlu vasisinin cezaevinde tutuklu olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarih, 2022/105 E.-2023/54 K. sayılı kararında TMK'nın 407/1 fıkrası iptal edilmiş olup bu maddenin vesayet altındaki kişinin ehliyetini sınırlayan bir madde olduğu, hükümlülerin korunması bakımından gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. Kamu düzenine ilişkin olmayan ve borçlu tarafça da ileri sürülmeyen bir sebeple ihalenin feshedilmesi doğru olmadığı gibi, satış ilanı tebliğinin borçlu vasisine ceza evinde bizzat tebliğ edilmiş olması ceza evine noter getirerek borçlu Av....'a tebliğ ettirmesi karşısında vasisinin ceza evinde tutuklu olması hususunun ihalenin feshi için bir sebep olmadığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.25.06.2025 Sn. Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi/borçlu vekilinin 23.03.2023 havale tarihli şikayet dilekçesinde; "...Tüm bunların yanı sıra müvekkilime bir ceza dosyasının infazı ile birlikte vasi atanmıştır. Tebligat Kanunu'nun 11. Maddesinin 3. Fıkrasına göre "Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır." denilmektedir. Dolayısıyla burada esas olarak tebligatın vasi ...ya yapılması gerekmektedir. Müvekkilimin vasisi 9 Haziran 2022 tarihi itibariyle ... cezaevinde tutuklu (hüküm özlü) bulunmaktadır. (Tutuklu bulunduğu dosya: Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/479 Esas-celbini talep etmekteyiz.). Dosya incelendiğinde ise cezaevine hiçbir tebligatın yapılmadığı görülecektir(Teb.K. m.19). İcra emri hiçbir şekilde tebliğ olmamakla beraber sonraki tebligatlar da vasinin evine yapılmıştır. Yine huzurdaki dosya incelendiğinde icra emrinden sonra yapılan kıymet takdirine dair tebliğin, satış ilanının ve taşınmazın açık arttırma şartnamesine dair tebliğin de ne müvekkilime ne de vasiye usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı görülmektedir. Tebligat Kanunu'nun 19. Maddesi gereğince tebliğin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdiri vasinin kayıtlı olduğu ev adresine yapılmıştır. Kanuna göre icra müdürlüğü satış ilanının tebliğine karar verdiği durumda satış ilanı tüm ilgililere tebliğ edilmeden ihale yapılması sebebiyle ihalenin feshi gerekmektedir. Dolayısıyla ne müvekkilime ne de vasisine usulüne uygun bir tebliğ yapılmamış olup buna dair sonrasında yapılan tüm işlemler de usule aykırıdır. Vasinin tutuklu bulunduğu kurum belli olmasına rağmen yerleşim adresine yapılan tebliğ kanuna göre usulsüzdür..." şeklinde şikayette bulunmuş olup, dilekçeden de anlaşıldığı üzere borçlu "cezaevinde hiçbir tebligatın yapılmadığı" yönünde satış ilanı tebligatının usule aykırılıklarını ileri sürmüştür. HMK’nın 355. maddesinde; “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” HMK’nın 357/1. maddesinde; “…Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.” şeklindedir. Somut olayda, şikayetçi/borçlunun 2 yıl 6 ay 716 gün hapis cezası ile hükümlü olması sebebiyle 19.02.2021 tarihinde cezasının infazına başlandığı, tahliye tarihinin 03.08.2025 olduğu, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas- 2022/414 Karar sayılı kararı ile borçluya TMK'nın 407. maddesi gereğince ...nın vasi olarak atandığı, vasinin de Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2022/427 sorgu numaralı dosyası ile 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı, satış ilanının tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda 14.02.2023 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince "...Davacı/borçlunun vasisine yapılan satış ilanı tebliğ işlemi şeklen usulüne uygun ise de, borçlunun hükümlü ve kısıtlı, yasal temsilcisi olan vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkanların oluşmadığı, nitekim muhammen bedeli 5.861.730,00 TL olan taşınmazın 21.03.2023 tarihli ihalede 2.959.530,00 TL bedelle ihale edildiği görülmüştür..." gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmişse de HMK'nın yukarıda zikredilen 355 ve 357/1. maddeleri gereğince şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen ve kamu düzeni nedeni olarak da kabul edilemeyecek "...borçlunun hükümlü ve kısıtlı, yasal temsilcisi olan vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkanların oluşmadığı..." ana gerekçeyle mahkemece re'sen ve kamu düzeni nedeniyle "ihalenin feshi" kararı usul ve yasaya aykırı olup, istemin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de, mes'eleye bakıldığında; Bölge Adliye Mahkemesince benimsendiği üzere satış ilanının tutuklu vasiye bizzat kendisine ceza infaz kurumunda 14.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun vasisine yapılan satış ilanı tebliğ işleminin şeklen usulüne uygun olduğunun kabul edildiği görülmüştür. İhale ise 21.03.2023 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu durumda, satış ilanı tebliğ tarihi ile ihale tarihi arasında da yeterli ve mâkul sürenin (35 gün) bulunduğu anlaşılmakla, artık şikayetçinin satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği iddiası ile ihalenin feshine karar verilmesi mümkün değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarih, 2024/3160 E.-2024/4807 K. sayılı emsal içtihadında da benimsendiği üzere; “…Somut olayda, satış ilanın şikayetçiye 09.03.2022 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edildiği, ancak şikayetçi tarafından 16.03.2022 tarihinde takip dosyasının fotokopisinin alındığı görülmekle, artık satış ilanını 16.03.2022 tarihinde öğrendiği ve ihaleden haberdar olduğu, ihalenin de 13.04.2022 tarihinde yapıldığı, öğrenme tarihi ile ihale tarihi arasında da yeterli ve makul sürenin bulunduğu anlaşılmakla, artık şikayetçi satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği iddiası ile ihalenin feshini talep edemez…” şeklinde içtihat oluşturulmuştur. Dairemizin istisnası bugüne kadar olmayan yukarıda kısaca aktarılan istikrarlı uygulamaları da satış ilanı tebliği yada ıttıla tarihi ile ihale tarihi arasında 7 gün ve daha az süre kalmışsa bu sürenin borçlunun satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için yeterli olmadığı ve kendisine makul süre önce tebliğ edilmediğinden ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği yönündedir(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarihli, 2012/33486 E.-2013/3723 K. sayılı kararı da benzer niteliktedir.). Yukarıda açıklanan nedenlerle; ihalenin feshi şikayetinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASI görüşünde olduğumdan, Dairemizin sayın çoğunluğunun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. 25.06.2025
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3604 E., 2025/4892 K. (25.06.2025)
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3604
- Karar No
- 2025/4892
- Karar Tarihi
- 25.06.2025
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4086 E., 2025/4868 K. 25.06.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3727 E., 2025/4880 K. 25.06.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/1429 E., 2025/4889 K. 25.06.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3706 E., 2025/4894 K. 25.06.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/2997 E., 2025/4895 K. 25.06.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/2860 E., 2025/4903 K. 25.06.2025
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı