Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/7211 E., 2025/446 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/7211 E., 2025/446 K. (22.01.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7211
Karar No
2025/446
Karar Tarihi
22.01.2025
Konu
Tapu

12. Hukuk Dairesi 2024/7211 E. , 2025/446 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Aleyhine başlatılan ilama dayalı takipte, borçlunun meskeniyet iddiasına dayalı haczedilemezlik şikâyeti ile taşınmazı üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikâyetin kısmen kabulü ile dava konusu mesken niteliğindeki taşınmazın 580.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satılmasına, bu bedelin şikâyetçi borçluya haline münasip bir ev alması için verilmesine, satıştan arta kalan miktarının alacaklıya ödenmesine karar verildiği taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine hükmedildiği, anılan karara yönelik olarak şikâyetçi/borçlu tarafından temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. 2004 sayılı İİK'nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendinde; 'borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez.' hükmüne yer verilmiştir. Meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikâyetinde borçlunun haline münasip ev değeri ve şikâyete konu taşınmazın değerinin haciz tarihi itibariyle taşınmazın bulunduğu bölgedeki diğer taşınmazlarla emsal mukayesesi yapılmak ve aynı vasıftaki taşınmazların alım-satım değerleri denetime elverişli ve somut veriler içerecek şekilde tespit edilmek suretiyle, İİK'nın 82/12. maddesi gereğince belirlendikten sonra borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın hak sahiplerine ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına; şayet borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar mahcuzun değerinden fazla ise haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez. Borçlunun, şikâyete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, daha mütevazı semtlerde haline münasip meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, şikâyete konu haciz tarihi 19.07.2022 olup, işbu hacze yönelik 103 Davetiyesinin 03.08.2022 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, 26.07.2022 tarihinde ise anılan haczin kaldırılması şikâyetiyle borçlunun icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, şikâyete konu taşınmazda 09.11.2022 tarihinde keşif yapılmış olup, sonrasında mahkemeye sunulan 25.11.2022 tarihli Kök Raporun 3. sayfasında taşınmazın keşif tarihi itibariyle değerinin 708.050,00 TL ve dava tarihi (26.07.2022) itibari ile 581.876,67 TL olduğu belirtilmiş iken aynı raporun 4. Sayfasının sonuç bölümünde ise taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 581.876,67 TL ve haline münasip ev değerinin ise yine dava tarihi itibariyle 470.000,00 TL olduğu kanaatine varıldığı görülmektedir. Akabinde dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişilere tevdii ile alınan 15.08.2023 tarihli 1. Ek Raporda ‘…keşif tarihi itibariyle 585.000,00 TL bedelle satış ilanında olan dairenin dikkate alındığı, dolayısı ile taşınmaz değerinin Yİ-ÜFE endeksleriyle dava tarihine güncellenerek dava tarihi itibariyle haline münasip ev değerinin belirlendiği, işbu nedenle davacının haline münasip evin keşif tarihi itibariyle değerinin kök raporda da belirtildiği üzere satış ilanında 585.000,00 TL olduğu, dolayısı ile pazarlık payı da dikkate alındığı takdirde haline münasip ev değerinin 580.000,00 TL olabileceğinin..’ kanaatine varıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların itirazı üzerine dosyanın tekrar kök raporu hazırlayan bilirkişilere tevdii ile alınan 16.11.2023 tarihli 2. Ek Raporda ise ‘..daha önceki raporlardaki beyanlarda olduğu gibi dava konusu bağımsız bölümün değeri için keşif ve dava tarihi itibariyle belirlenen bedelin yerinde olduğu..’ ifade olunmaktadır. Mahkemece, keşif tarihi itibari ile mahcuzun bedelinin (25.11.2022 tarihli Kök Rapor gereği) 708.050,00-TL ve dava tarihi itibariyle haline münasip ev bedelinin (15.08.2023 tarihli 1. Ek Rapor ve işbu raporu teyit eden 16.11.2023 tarihli 2. Ek Rapor gereği) 580.000,00 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davacının meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikâyetinin kısmen kabulüne karar verildiği, tarafların istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine hükmedildiği, anılan kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir. Meskeniyet iddiası bir haczedilmezlik şikâyeti olup; mahcuzun değerini ve borçlunun haline münasip alabileceği meskenin değerinin haciz tarihi itibariyle yapılması zorunluluktur. O halde, mahcuzun değerinin ve hale münasip ev değerinin, borçlunun sosyal durumu ve yine borçlunun ailesinin ihtiyaçları göz önünde tutularak bilirkişi marifeti ile tespit ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için şikâyete konu haciz tarihi olan 19.07.2022 tarihinin esas alınması gerekirken, yazılı gerekçeyle oluşturulan hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15/10/2024 tarih ve 2024/992 Esas, 2024/1245 Karar sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Karaman İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30/04/2024 tarih ve 2022/190 E. 2024/277 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Sn. ...'ın Karşı Oy Yazısı; HMK'nın 26/1. maddesinde Taleple Bağlılık İlkesi başlığı altında "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." HMK’nın 355. maddesinde; “(1)İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” HMK’nın 357/1. maddesinde;“…Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.” hükümleri yer almaktadır. Somut olayda, örnek 4-5 nolu ilamlı takip nedeniyle davalı/alacaklılar tarafından davacı/borçlu aleyhine takip yapıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine şikayetçi/borçlu adına tapuda kayıtlı şikayete konu taşınmaz üzerine 19/07/2022 tarihinde haciz konulduğu, bu haciz nedeniyle 26/07/2022 tarihinde meskeniyet şikayetinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince “Şikayetin kısmen kabulü ile; Karaman İcra Dairesinin 2022/6949 sayılı dosyasında hacizli bulunan Karaman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 1127 ada, 30 parsel 2. Kat 7 nolu bağımsız bölümün satılarak şikayetçi borçlunun haline münasip ev alınabilmesi için 580.000,00TL'nin kendisine verilmesine, artan kısmın alacaklı tarafa davalıya ödenmesine, satışın şikayetçi borçlunun haline münasip ev almak için kullanacağı, 580.000,00 TL ile satış giderlerinden az olmamak üzere yapılmasına…” şeklinde karar verildiği, kararın şikayetçi/borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği ve temyiz edildiği anlaşılmıştır. "Aleyhe bozma yasağını" açıklamak gerekirse; taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hükmün temyiz eden tarafın aleyhine bozulamayacağını ifade eden aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/4 üncü maddesinde açıkça hükme bağlanmış ise de hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün temyiz edenin aleyhine bozulması hâlinde, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25 ve 26) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli ve 2022/11-277 Esas, 2023/408 Karar; 29.11.2022 tarihli ve 2021/13-431 Esas, 2022/1614 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır (Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/03/2024 tarih, 2023/5638 Esas 2024/2654 Karar sayılı emsal içtihadında da “... şikayete konu taşınmaz ve şikayetçinin haline münasip evin değerinin haciz tarihi itibariyle değerinin belirlenmesi gerektiğinden…” bahisle bozma kararı verilmiş olup, bu karara İlk Derece Mahkemesince uyma kararı verilerek şikayetçi/borçlunun daha aleyhine olacak şekilde yeniden kısmen kabül hükmü tesis edilmiş ve bu karar da o dosya şikayetçisi tarafından “…verilen ilk karardan daha aleyhe bir karar verilmesi mümkün olmadığından…” temyiz edilmiştir.). Temyiz edenin sıfatına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan İlk Derece, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında yazılı gerekçelere ve özellikle temyizen denetlenen kararın hüküm kısmının 1 numaralı bendinde yazılı “Şikayetin kısmen kabulü ile; Karaman İcra Dairesinin 2022/6949 sayılı dosyasında hacizli bulunan Karaman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 1127 ada, 30 parsel 2. Kat 7 nolu bağımsız bölümün satılarak şikayetçi borçlunun haline münasip ev alınabilmesi için 580.000,00TL'nin kendisine verilmesine, artan kısmın alacaklı tarafa davalıya ödenmesine, satışın şikayetçi borçlunun haline münasip ev almak için kullanacağı, 580.000,00 TL ile satış giderlerinden az olmamak üzere yapılmasına…” şeklinde meskeniyet şikayetinin kısmen kabulüne dair hüküm kurulması, HMK'nın 26, 355, 357/1. maddeleri "TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ve ALEYHE BOZMA YASAĞI" dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden ONAMA kararı verilmesi gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyorum. 22.01.2025 ... SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b414126e7aaa8a3e 54d01582704a14cc

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı