Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/5223 E., 2025/6814 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5223 E., 2025/6814 K. (18.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5223
Karar No
2025/6814
Karar Tarihi
18.11.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/5223 E. , 2025/6814 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1324 Esas, 2024/1768 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/484 E., 2024/139 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, dava konusu senede dayalı bir borcu olmadığı halde haksız ve dayanaksız olarak takibe geçildiğini, dava konusu senedin "malen" kaydıyla düzenlendiğini, "malen" kaydıyla verilmiş olan dava konusu senedin karşılığında herhangi bir mal ve hizmet teslimi de olmadığını, dolayısıyla müvekkiline herhangi bir mal teslimi yapılmamış olup "malen" kaydı içeren senede dayalı borcunun da bulunmadığını ileri sürerek dava konusu senede dayalı olarak başlatılan Aydın İcra Müdürlüğünün 2019/4336 E. sayılı dosyasıyla takibe konulan senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/263 E. sayılı dosyasıyla açılan menfi tespit davasının derdest olduğunu, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/174 E. sayılı dosyada davacının konkordato komiserine işbu dava dosyası ile ilgili bilgi verirken icraya konu senedin bilgisini de verdiğini, konkordato komiseri raporunda da görüleceği üzere 27.09.2018 keşide, 22.11.2018 ödeme tarihli, 1.000.000,00 euro senedin bilgisinin verildiğini, esasa ilişkin olarak Yargıtay kararları ile kabul edildiği üzere "malen" kaydı bulunan bonolarda bono bedeli ile açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olup iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin keşide edildiği tarihte "malen" kaydıyla verildiği halde mal teslimi yapılmadığı gibi davalı tarafından senedin ihdas nedeninin değiştirilmesi sonucunda borç nedeniyle verildiği iddiası ispatlanamadığından bu durumda senedin takibe konu edilmesinde davalının haksız ve kötüniyetli olduğu, bu sebeple kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Aydın İcra Dairesinin 2019/4336 E. sayılı dosyasıyla takibe konulan 1.000.000,00 euro asıl alacak, 9.764,38 euro işlemiş faiz ve 3.000,00 euro komisyon olmak üzere toplam 1.012.764,38 euro bedel üzerinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacak üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoda kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğu, ancak; bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılması durumunda, artık buna uyulması gerektiği, bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükünün yer değiştireceği, senedi ta'lil edenin, iddiasını ispatlamak yükümlü olacağı, dava konusu senette "malen" kaydının bulunduğu, davacı vekili, davalıdan herhangi bir mal veya hizmet almadığını, aralarında borç ilişkisi de olmadığından senet nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürdüğü, davalının ise senede karşı senetle ispat zorunluğu olduğunu, "malen" kaydı bulunan bonolarda bono bedeli ile açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olup iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalı vekili Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/419 E. sayılı dava dosyasında, davaya dayanak bononun da aralarında bulunduğu senetlere ilişkin olarak sunduğu 04.11.2019 tarihli beyan dilekçesinde aynen; "....tarafımızca çek ve senetlerin davacıya ve yetkilisi olan ...'e verilen borç paralara ilişkin olduğuna dair kanıtların sunulması gereği görülmüştür. Elbetteki bu kadar yüksek meblağlarda borç para verilmesi müvekkilin (davalının) davacıya ve yetkilisi olan ...'er verilen borç paralara ilişkin olduğuna dair kanıtların sunulması gereği duyulmuştur..... taraftan ... sürekli işlerinin iyi olduğundan siparişlere yetişemediğinden dolayı yeterli nakit sermayesi olmaması nedeniyle aralarındaki ticari ilişkiye güvenen müvekkilinin söz konusu borç paraları davacıya vermekten çekinmedi ancak borç paraların ardı arkası kesilmeyince borç paralar karşılığı müvekkilimin kendisine evrak verilmesini istemiş ve dayaya sunulan çek ve senetler düzenlenmiştir,....davacı şirket yetkilisi ... borç aldığı paraları ödemeye yanaşmaması üzerine aralarındaki güven ilişkisi kırılmıştır..." şeklindeki beyanda bulunarak senedin borca karşılık verildiğini ikrar ederek senedi ta'lil ettiğinden ispat yükü yer değiştirerek davalı alacaklıya geçtiği, davalının yemin deliline de dayanmadığı, bu haliyle, dayanak icra takip dosyaları da birbirinden farklı olmakla davanın konusu aynı olmadığından davalının derdestlik itirazı da yerinde olmadığından davanın kabulüne ilişkin verilen yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28e6825a2707252b 054cdc45b230386c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı