Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/43 E., 2025/4288 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/43 E., 2025/4288 K. (18.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/43
Karar No
2025/4288
Karar Tarihi
18.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/43 E. , 2025/4288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1339 Esas, 2024/1568 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/441 E., 2021/31 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/141 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkili ve bazı sanıklar hakkında dosyanın tefriki ile aynı mahkemenin 2020/41 E. sayılı dosyasına kaydının yapıldığını, yargılama esnasında müvekkilinin yöneticisi olduğu ve içinde davalı şirketin de bulunduğu şirketler ile müvekkilinin şahsi mal varlıklarına beş kişinin kayyım atandığını, bu beş kişinin hem müvekkilinin şahsi mal varlığına hem de şirketlerine atanan kayyımlar olduğunu, kayyımların görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, arabuluculuğa konu hususların tamamı hakkında bilgi sahibi olamadıklarını, bunların saklandığını ancak bir uzlaşmanın gerçekleştiği ve bunun müvekkili aleyhine olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek Arabuluculuk Daire Başkanlığının 2020/121600 numaralı dosyası kapsamında 10/09/2020 tarihinde verilen ve 2020/407748 numaralı olan anlaşma tutanağının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mevzuat ve kararnamelerle görevlendirilen TMSF tarafından atanan kayyımların arabuluculuk görüşmelerine de " asli olarak " katıldıklarını, bizzat taraf sıfatlarının bulunduğunu, terörle mücadele için alınan yargı kararları ve ilgili KHK'lar ve yasal mevzuattan kaynaklandığı için davacının bu tür işlemlere itiraz hakkı bulunmadığını, arabuluculuğa ve borçlulara karşı "itiraz ve dava hakkının" ancak kayyım heyetinde olduğunu, davacının itirazlarını kayyım atanmasına konu olan kararların tesis edildiği kamu davaları nezdinde ileri sürebileceğini, KHK ve yasal mevzuat gereğince kovuşturma işlemleri kapsamında alınan kararların bu kovuşturma işlemleri ve davalar devam ederken gerçekleşen kayyım işlemlerine dair mahkemelerin hukuka uygunluk denetimi yapamayacağını, arabuluculukla anlaşma konusu işlemlerinde taraf ve kamu menfaatlerine aykırı bir durumun bulunmadığını, kayyım yönetimi esnasında şirketin eski yöneticisi olan ve yargılanan davacıdan alacaklı olduğunun belirlenmesi üzerine açılacak davanın ticari dava olması sebebiyle zorunlu olarak arabuluculuğa gitmek zorunda kaldıklarını ancak arabuluculuk aşamasında müvekkili şirketle davacı arasında TMSF'nin atadığı kayyımlar vasıtasıyla anlaşma sağlandığını, bunun yasal olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal mevzuat ve 15/07/2016'dan sonra çıkan KHK'lar nedeniyle terör örgütü mensupluğuyla suçlanan ve bu nedenle hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/141 Esasında dava açılan fakat yurt dışında olup yakalanamadığından dolayı aynı durumda olan şahıslarla birlikte dosyası aynı mahkemenin 2020/41 Esasına tefrikle kaydedilen davacının gerek kendi şahsi mal varlığıyla gerekse sahibi olduğu şirketlerdeki hisseleri itibariyle mülkiyet hakkının atanan kayyımlarla birlikte kesilmiş olduğu, bu husus bizzat yasal mevzuattan ve KHK'lardan kaynaklandığından, davacının kendi mal varlığına ilişkin kayyımlar üzerinden yapılan arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmesinin mümkün olmadığı, ancak söz konusu arabuluculuk işleminden dolayı kasten ya da kusurla zarar ettirilmişse, etmiş olduğu zararları akçalı sorumluluğu bulunan ve bu arabuluculuk sürecine katılan kayyımlardan dava yoluyla isteyebileceği, yoksa arabuluculuk tutanağının iptalini isteme hakkı bulunmadığı, ayrıca arabuluculuk tutanağı getirtilemediği ve bu nedenle arabuluculuğa konu miktar tespit edilemediği için zorunlu olarak davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hukuki yararın dava şartı olduğu, davacının açacağı veya açılan bir davada anlaşma tutanağının geçersizliğini ileri sürebileceği gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, arabuluculuk anlaşma tutanağının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı