Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/2724 E., 2025/6472 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2724 E., 2025/6472 K. (23.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2724
Karar No
2025/6472
Karar Tarihi
23.10.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/2724 E. , 2025/6472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1464 Esas, 2025/248 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın "...", "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, anılan markalarını, bankacılık, kredi kartı ürünü hizmeti ve bununla bağlantılı diğer hizmetler alanında etkin olarak kullandığını, ayrıca marka kullanımı ve verdiği hizmetleri yürütürken kullandığı .... internet alan adlarının da hak sahibi olduğunu, davacı bankanın "...", "..." ve "..." markaları adı altında yürüttüğü kredi kartı hizmetlerinin ülkesel ve uluslararası çapta bilinirliğe ve tanınmışlığa sahip olduğunu, davacı bankanın bankacılık ve kredi kartı alanında sahip olduğu pazar payı, markaları kullanarak yürüttüğü hizmetlerin parasal hacmi, markasını tanıtmak adına şimdiye dek yaptığı harcamalar, reklam, tanıtım ve hizmet faaliyetlerinin birçok faktör birlikte ele alındığında, davacının anılan markalarının tanınmış marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yapmış oldukları kontrollerde davalı şirketin "..." alan adı ile internet sitesi kurarak yurtiçi-yurtdışı, tur/otel ve rezervasyon/araç kiralama hizmetleri verdiğini, firmanın bu site dışında, ...(site taşınmıştır uyarısı vermekte ... adresine yönlendirme yapılmış olduğunu) adlı siteleri de kurduğu ve kullanmakta olduğunu, davalı firmanın sosyal medyada da .... hesaplarında paylaşımlarda bulunduğunu, sosyal medya üzerinden de tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürüttüğünün anlaşılmış olduğunu, davalı firmanın "... . Acentesi Ltd. Şti." (... Tur) ticaret unvanında ve işletme adında davacının adına tescilli "..." ibaresinin bulunduğunu, görüldüğü üzere davalı firmanın unvanının davacının markasını içermekte olduğunu, davalının davacı bankaya ait markadan haksız yararlanma amacında olduğunu, davalı firma tarafından "..." markasının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için 16.11.2015 tarihinde başvuruda bulunulmuş olduğunu, davalı firmanın başvurusunun yayınlanmasına müteakip davacı banka tarafından başvuruya 01.04.2016 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz inceleme prosedürünün halen devam etmekte olduğunu, davalı firmanın daha önce "... " ve "..." markalarının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için yaptığı başvuruların davacının itirazları üzerine reddedildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, menine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının internet sitelerinin alan adlarının iptaline, kullanımının yasaklanmasına, sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, erişimin engellenmesine, davacının markalarının yer aldığı davalıya ait her türlü mal ve hizmetler ile belge, doküman, tanıtım materyalleri, broşürlerine el konulmasına, bunların içeriklerinin değiştirilmesine, imhasına, davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkinine, davacı markalarının tanınmış marka olduklarının tespitine, davacının bu nedenle uğradığı zararın tespiti ile davalıdan tahsiline (belirsiz alacak davası olarak) ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu edilen kullanımlarıyla davacıya ait markalarda yer alan işaretlerin benzemediğini, müvekkilinin söz konusu işaretleri turizm ve eğitim amaçlı olarak düzenlediğini turlarda kullandığını, davacı markaların bu hizmetlerde tescilli olmadığını, davacı markalarının işaretin farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasına engel teşkil edecek düzeyde tanınmış da olmadığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği “...” isimli alan adının dava dışı üçüncü bir kişi adına tescilli olduğunu, bu sitedeki seyahat hizmetlerinin de davacı tarafından değil bu şahıs tarafından verildiğini, bu durumun söz konusu sitede açıkça kamuya ilan edildiğini, davacının bu site üzerinden sadece bankacılık hizmeti verdiğini, müvekkili kullanımları davacının markalarına tecavüz teşkil etmediğinden internet alan adlarının iptali ve ticaret unvanının terkinin taleplerinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki ticaret unvanının terkinine ilişkin talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi davalarının reddine, davacının maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davalıya ait ... alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davası konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına, .... isimli alan adlarının iptaline ilişkin davanın husumet nedeniyle reddine, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini davasının reddine, davacının "...", "..." ve "..." markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı adına tescili bulunan "...", "..." ve "..." markalarına davalı tarafça tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi, maddi tazminat, alan adlarının iptali, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,23.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı