Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/6851 E., 2025/4921 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6851 E., 2025/4921 K. (07.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6851
Karar No
2025/4921
Karar Tarihi
07.07.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6851 E. , 2025/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1313 Esas, 2024/1825 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/243 E., 2024/132 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin “...” markasını 1980 yılında devralarak 36 yıldır bu marka altında faaliyet gösterdiğini, markanın 89/008775, 2001/06838, 2003/21640 ve 2014/05909 başvuru numaraları ile 29, 30, 32 ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu, tanınmışlık kazanan markanın unlu mamuller ile şekerleme ürünleri kapsamında fırın ve pastane hizmetlerinde kullanıldığını, davalının ise önceden müvekkilinin yanında çalıştığını, taraflar arasında geçmişte lisans ilişkisi bulunduğunu, davalının, müvekkiline 1.000,00 TL tutarında aylık lisans bedeli ödediğini, ancak son 36 aydır herhangi bir ödeme yapmadığını, bu nedenle 36.000,00 TL alacak doğduğunu, ayrıca davalının “.. ... Pasta Fırını” ibareli 2015/46397 ve 2015/82233 sayılı markaları tescil ettirdiğini, söz konusu markaların müvekkilin markasıyla aynı ürün ve hizmetlerde yer aldığını, bu tescillerin kötüniyetli olduğunu, davalının markayı logo, renk ve belirleyici unsurlar açısından birebir taklit ettiğini, ürün ambalajlarında, torba, kutu ve poşetlerde kullandığını, bu durumun tüketici nezdinde müvekkilin markasına ilişkin kalite algısının bozulmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalının telefonla yapılan aramalara “.. ...” şeklinde yanıt verdiğini, bu durumun da markaya tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek müvekkilinin yaptığı yeni ambalaj tasarımı ve siparişi için 5.000,00 TL harcamanın, üç yıllık ödenmeyen 36.000,00 TL lisans ücretinin, itibar kaybı ve ticari zarara bağlı olarak 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, hükümsüzlüğü talep edilen müvekkilinin 2015/82233 tescil numaralı markasının 30. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin kullanımının bu tescile dayandığını, dolayısıyla tecavüz iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin “... Nefis Pasta Fırını” markasının, davacının sadece “...” ibareli markalarından bütünlük itibariyle farklılaştığını, tüketici nezdinde ayırtedici özellik taşıdığını, lisans sözleşmesi iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin eşi ile davacı arasında bayi satışı gerçekleştiğini, davacının şubeye ürün temin edemediğini, müvekkilinin daha sonra kendi adına pastane işletmeye başladığını, davacı tarafından bugüne kadar bir itiraz ileri sürülmediğini, sessiz kaldığını, bu aşamada dava açmasının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, önceki kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iade edildiği, her ne kadar davacı tarafça marka hükümsüzlüğü talebinden feragat edilmiş ise de, mahallinde inceleme yapan bilirkişi raporunda görseline yer verdiği üzere, davalının kendi marka tescilinden farklı biçimde, davacının markaları ile şekil ve kelime olarak bire bir ayniyet derecesinde markasal kullanımda bulunduğu, bu kullanımının herhangi bir hakka dayandığının ispatlanamadığı, davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebinin kabul edildiği, maddi tazminat talepleri yönünden; lisans seçeneğine göre talepte bulunulduğu, toplam cironun 835.285,89 TL olduğu, İstanbul Ticaret Odasının (İTO) cevabına göre lisans bedelinin cironun %10'u olan 83.528,58 TL olduğunun anlaşıldığı, davacı lehine 29.282,15 TL tazminat takdirine ilişkin önceki kararı davacının istinaf etmediği, miktar yönünden davalı yararına usuli müktesep hak doğduğu, davalının değinilen eyleminin davacının markadan doğan manevi haklarını ihlal ettiği, ihlalin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ile manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü, davalının eylemi nedeniyle ambalajlarının değiştirilmek zorunda kalmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin ispatlanamadığı, ambalajın değiştirilme zorunluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacı adına tescilli 2001/06838 ve 2003/21640 sayılı “...” esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespitine ve men'ine, davalının bu markaların tescilindeki şekle benzer logo ve markaların her türlü ticari evrak ve tanıtım evrakından çıkarılmasına, toplam 29.282,15 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dayalı tazminat talepleri ile ambalaj değişiminden kaynaklı masraflara dair talebi yönünden davanın reddine, marka hükümsüzlüğüne dair talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi gerekirken, Mahkemece işaret edilen hususlara dikkat edilmeksizin, davacının talebi hatalı değerlendirilmek suretiyle, İTO'ya müzekkere yazılarak emsal araştırması yapılıp 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 159/2-c hükmüne göre markanın lisans sözleşmesi ile kullanılması halinde ödenecek lisans bedeline hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davacının sözlü olarak yapıldığını ileri sürerek maddi tazminat talebine dayanak yaptığı lisans sözleşmesinin davalı yanca inkâr edildiği, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, daha önce ödendiği iddia edilen 1.000,00 TL miktarlı lisans ücretine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, sözleşmenin varlığı hususunda dosyaya sunulan bir delil bulunmadığı, davacının 36 aylık lisans alacağına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, İTO yazısına göre tazminat hesaplanarak maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde görülmediği, davacının ambalajlar hakkındaki fiili zararına yönelik iddiasının ispatlanamadığı, davalının ispatlanan poşet ve kutu üzerindeki “... Pattiserie” ibareli kullanımının davalı adına 30. sınıfta tescilli markasının koruma kapsamında kaldığı, davalının faturadaki logo+marka kullanımının 35. sınıfta olduğu, ancak davacının bu sınıfta tescilli markasının bulunmadığı, ispatlanan poşet ve kutu üzerindeki kullanım sınıfında davalının tescilli markası varsa da; davanın 10.01.2017 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı gün SMK’nın 155. maddesi yürürlüğe girdiğinden, davalının fiillerinin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) hükümlerine tabi olacağı, tescil kapsamındaki kullanımın 556 sayılı KHK döneminde hukuka aykırı kabul edilmediği, davalının davacının eski çalışanı olduğu, davalının eşinin, davacının eski lisans alanı olduğunun davalı tarafça da kabul edildiği, davacının tescilli marka ve logosundan haberdar olduğu göz önüne alınarak, davacı marka ve logosunun birebir aynısının 35. sınıfta faturalarda kullanımının, logo unsurunun da birebir aynılık içermesinin haksız eylem niteliği taşıdığından manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, marka hükümsüzlüğüne dair talebinin feragat nedeniyle reddine, davanın kısmen kabulüne, davalının, davacı adına tescilli markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, meni ve refine yönelik talebin reddine, davacının lisans bedeline yönelik talebinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dayalı tazminat talepleri ile ambalaj değişiminden kaynaklı masraflara dair talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davalının temyizi yönünden; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 5.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığından davalının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacının temyizi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı