Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/5937 E., 2025/5263 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5937 E., 2025/5263 K. (11.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5937
Karar No
2025/5263
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/5937 E. , 2025/5263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2069 Esas, 2024/1133 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/761 E., 2018/1022 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.09.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Özel Sağlık Hiz... Ltd. Şti. (Yeni Unvanı: ... Özel Sağlık... Ltd. Şti.) bünyesinde bulunan Özel ... Hospital Hastanesi'ndeki hisselerini davalı ... ve dava dışı ...'ya 21.02.2014 tarihli noter sözleşmesiyle devrettiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, devrin ortaklar kurulunca onaylanarak Ticaret Sicil Gazatesi'nde yayınlandığını, davalının devir nedeniyle 1.100.000,00 TL borcunu ödemediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının süresinden sonra itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, dava konusu hisse devralınırken herhangi bir borcun bulunmadığının belirtildiğini; ancak devirden sonra hastanenin birçok borcu olduğu ve farklı bankalardan çek keşide edildiğinin ortaya çıktığını, alacaklıların müvekkilinden alacaklarını talep etmesi üzerine tüm borçları ödemeye çalıştığını, ödemelerin hisse devir bedelinin üzerine çıktığını, müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu, aksi kabul edilmemekle birlikte borcu olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin borcu ifa etmesinin mümkün olmadığını, hastanenin bulunduğu Cizre/Şırnak'ın yoğun terör saldırısı altında bulunduğunu, hastanenin çalışıp borçlarını ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, hastanenin işlevsiz kaldığını, ticari yaşamının son bulduğunu ve hastane kullanılamaz hale geldiğinden oluşan zararın tazmini amacıyla müvekkilinin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na yaptığı başvurunun sonucunun beklendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ödeme savunmasını verilen kesin süre sonunda sunduğu-bildirdiği belge ve deliller ile ispatlayamadığı, alınan bilirkişi raporunda şirket defterleri, banka kayıtları ve vergi kayıtlarının incelenebileceğinden bahsedilmesine rağmen davalının, şirket ticari defterleri ve diğer resmi kayıtların incelenmesi delilline dayanmadığı, bu belgelerin incelenmesine gerek olmadığını bildirdiği, davacının da bu aşamadan sonra savunmanın ve delillerin genişletilmesine muvafakatları olmadığını belirttiği, toplanan belge ve delillere göre davalının kabul ettiği borcun ödeme savunmasını ispatlayamadığı, alacağın likit olduğu, davalı vekilinin 03.07.2018 tarihli dilekçesindeki menfi tespit talebi konusunda harcı yatırılarak açılan bir dava bulunmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.100.000,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davalıya tensip zaptıyla her iki duruşmada kesin süreli olarak verilen ara kararlara rağmen ve hatta istinaf dilekçesinde dahi sözleşmeye göre kendisinin ödememesi gerekirken ödediği, kime-nereye hangi ödemeleri yaptığına dair herhangi bir delil sunmadığı, sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen banka yapılandırmalarından doğacak fark ve ileride çıkacak bilinmeyen borçlar hükmünden hangi borçların anlaşılması gerektiğinin belirli olmadığı, davalının bu borçların da hangi borçlar olduğunu, ne yargılama ne de istinaf aşamasında açıklamadığı, bilirkişinin ticari defterlerin incelenmesi gerektiği görüşü hususunda da incelenmesine gerek olmadığını belirtilerek o delile dayanılmadığının açıkça ikrar edildiği, bilirkişinin banka kayıtlarının getirtilerek incelenmesi gerektiğini ifade ettiği, davalının dilekçesinde kayıtların celbini istediği fakat yargılama boyunca kendisine verilen bilgi-belge sunma süreleri içinde hangi bankanın hesap numarasından hangi kaydın isteneceği hususunda hiç bir somut veri belirtmediği, davalı, terör olayları nedeniyle hastanenin zarar gördüğünü, hiç bir kayda ulaşılamadığını iddia etmekte ise de bu iddiasını destekleyecek herhangi bir ticari defter ve kayda ilişkin zayi belgesi vs. ibraz etmediği, bu nedenle hastanenin bulunduğu yerdeki terör eylemlerinin davalının sözleşmeden doğan borcu için mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü teşkil etmeyeceği, davalının savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a234340b118efa6a ef1d48d189c082cb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı