Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4942 E., 2025/2948 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4942 E., 2025/2948 K. (29.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4942
Karar No
2025/2948
Karar Tarihi
29.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/4942 E. , 2025/2948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kısmen kabul Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin "...", "... ...", "... ...", "... ayakkabımı seviyorum! ...", "..." ve benzeri ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 17.09.2019 tarihinde "..." markasını 25. ve 35. sınıflarında tescil ettirdiğini, aynı zamanda davalıya ait diğer marka olan "...+..." markasının ise 2018/... tescil numarası ile sadece 25. sınıfta tescil edildiğini, ... markasının müvekkilinin markası olup müvekkili firma ile özdeşleştiğini, toplumda ve ayakkabı sektöründe belirli bir tanınmışlık düzeyi ve ayırt edici niteliğe sahip iken davalı tarafından "..." ve "... ..." markalarının müvekkilinin markaları ile aynı sınıflarda tescil ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının kötüniyetle müvekkilinin maruf markasının sulandırılması suretiyle yeni bir marka oluşturduğunu, davalı markasının, davacı firmanın "..." isimli markasının başka bir serisi, bir alt veyahut üst markası veya devamı şeklinde anlaşılacağını, davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturmakla birlikte haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek davalının, müvekkiline ait markalara tecavüzünün önlenmesine ve men'ine, davalı adına tescilli 2017/... ve 2018/... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ... ibareli markaları seçmesindeki en önemli hususun; üretilen kumaş ile dikimi yapılan ürünlerin sıcaklığının ve dokusunun algısını müşteride oluşturmak adına İngilizce'de "..., " anlamına gelen kelime olmasından kaynaklandığını, davacının iddialarının aksine müvekkilinin markaları ile davacının markaları arasında ne görsel, ne kavramsal, ne de fonetik benzerlik bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markalarının "asli unsurları" benzerlik göstermediğini, markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, iltibas riskinin mevcut olmadığını, müvekkilinin markalarının seri marka niteliğinde olup kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, davacının müvekkiline karşı yönelttiği iddiaların kötüniyetli olduğunu, davalının davacı markaları üzerinden haksız yarar sağlama amacının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf markalarının yalnızca sınıfsal benzerlik taşıdıkları; bunun yanında görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklılıklarının bulunduğu ve bütünsel değerlendirmede iltibas ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davalı "..." markasının, İngilizcede "..., " anlamına geldiği ve "..." şeklinde okunduğu ileri sürülmüşse de, bu ibarenin Türkiye'de yaygın olarak kullanılan ve anlamı, telaffuzu bilinen İngilizce kelimelerden olmadığı, davalı markalarının davacının markasının tescilli olduğu 25 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, davacının tanınmış markası olan ... ibaresi ile davalı markasının ilk üç harfi ... arasında yüksek oranda benzerlik bulunduğu, "O" ve "U" harflerinin yuvarlak harfler olduğundan görsel ve işitsel olarak markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi tarafından ayırt edilemeyeceği, tüketicinin markaları yan yana getirerek aynı anda karşılaştırma imkanı bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olmasının iltibas riskini arttırdığı, davacı adına "... ...", "... ...”, “... akkabımı seviyorum+ ... , "... ", ibareli markaların tescilli olduğu, ortalama tüketici kitlesinin ... markasını davacı markalarının serisi, yenilenmiş hali olarak algılama, işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğu, 2018/... tescil numaralı "...+..." markasındaki premium gold ibaresinin yüksek kalite anlamına geldiği ve vasıf bildirdiğinden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, mahkemece hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gözetilerek hükümsüzlüğe ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,bilirkişi raporundaki hatalı görüşe itibar edilerek reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, markaya tecavüze yönelik istinaf sebebi ileri sürülmediği, dosyaya davalının markaya tecavüz ettiğini gösterir deliller sunulmadığından tek başına marka tescili de markaya tecavüz teşkil etmediğinden markaya tecavüz yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2017/... başvuru numaralı "..." ve 2018/... başvuru numaralı "...+..." ibareli markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 ve 6/5 maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün meni ve önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Davacının "...", " ... ayakkabımı seviyorum+..", "..", "... .... ibareli markalarına iltibas oluşturduğu ve kötüniyetli tescil olduğu iddiası ile davalının 25. ve 35.sınıflarda tescilli "..." ve "...+..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince markalar arasında benzerlik bulunmadığı, kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf talebi üzerine Bölge Adiye Mahkemesince davacının istinaf talebi kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Tarafların markaları arasında sınıf benzerliği bulunuyorsa da davacının "..." esas unsurlu markaları ile davalının "..." markası arasında şekilsel anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, yalnızca kelimelerdeki ilk iki harfin ortak olduğu, yazım stilleri renk ve şekilsel unsurların farklı olduğu, kelimelerin fonetik olarak benzemediği, söz konusu farklılıkların taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b153d34cc3664ad0 3a2813e7874d46a3 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2024/4942 E. , 2025/2948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kısmen kabul Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin "...", "... ...", "... ...", "... ayakkabımı seviyorum! ...", "..." ve benzeri ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 17.09.2019 tarihinde "..." markasını 25. ve 35. sınıflarında tescil ettirdiğini, aynı zamanda davalıya ait diğer marka olan "...+..." markasının ise 2018/... tescil numarası ile sadece 25. sınıfta tescil edildiğini, ... markasının müvekkilinin markası olup müvekkili firma ile özdeşleştiğini, toplumda ve ayakkabı sektöründe belirli bir tanınmışlık düzeyi ve ayırt edici niteliğe sahip iken davalı tarafından "..." ve "... ..." markalarının müvekkilinin markaları ile aynı sınıflarda tescil ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının kötüniyetle müvekkilinin maruf markasının sulandırılması suretiyle yeni bir marka oluşturduğunu, davalı markasının, davacı firmanın "..." isimli markasının başka bir serisi, bir alt veyahut üst markası veya devamı şeklinde anlaşılacağını, davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturmakla birlikte haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek davalının, müvekkiline ait markalara tecavüzünün önlenmesine ve men'ine, davalı adına tescilli 2017/... ve 2018/... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ... ibareli markaları seçmesindeki en önemli hususun; üretilen kumaş ile dikimi yapılan ürünlerin sıcaklığının ve dokusunun algısını müşteride oluşturmak adına İngilizce'de "..., " anlamına gelen kelime olmasından kaynaklandığını, davacının iddialarının aksine müvekkilinin markaları ile davacının markaları arasında ne görsel, ne kavramsal, ne de fonetik benzerlik bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markalarının "asli unsurları" benzerlik göstermediğini, markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, iltibas riskinin mevcut olmadığını, müvekkilinin markalarının seri marka niteliğinde olup kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, davacının müvekkiline karşı yönelttiği iddiaların kötüniyetli olduğunu, davalının davacı markaları üzerinden haksız yarar sağlama amacının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf markalarının yalnızca sınıfsal benzerlik taşıdıkları; bunun yanında görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklılıklarının bulunduğu ve bütünsel değerlendirmede iltibas ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davalı "..." markasının, İngilizcede "..., " anlamına geldiği ve "..." şeklinde okunduğu ileri sürülmüşse de, bu ibarenin Türkiye'de yaygın olarak kullanılan ve anlamı, telaffuzu bilinen İngilizce kelimelerden olmadığı, davalı markalarının davacının markasının tescilli olduğu 25 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, davacının tanınmış markası olan ... ibaresi ile davalı markasının ilk üç harfi ... arasında yüksek oranda benzerlik bulunduğu, "O" ve "U" harflerinin yuvarlak harfler olduğundan görsel ve işitsel olarak markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi tarafından ayırt edilemeyeceği, tüketicinin markaları yan yana getirerek aynı anda karşılaştırma imkanı bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olmasının iltibas riskini arttırdığı, davacı adına "... ...", "... ...”, “... akkabımı seviyorum+ ... , "... ", ibareli markaların tescilli olduğu, ortalama tüketici kitlesinin ... markasını davacı markalarının serisi, yenilenmiş hali olarak algılama, işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğu, 2018/... tescil numaralı "...+..." markasındaki premium gold ibaresinin yüksek kalite anlamına geldiği ve vasıf bildirdiğinden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, mahkemece hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gözetilerek hükümsüzlüğe ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,bilirkişi raporundaki hatalı görüşe itibar edilerek reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, markaya tecavüze yönelik istinaf sebebi ileri sürülmediği, dosyaya davalının markaya tecavüz ettiğini gösterir deliller sunulmadığından tek başına marka tescili de markaya tecavüz teşkil etmediğinden markaya tecavüz yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2017/... başvuru numaralı "..." ve 2018/... başvuru numaralı "...+..." ibareli markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 ve 6/5 maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün meni ve önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Davacının "...", " ... ayakkabımı seviyorum+..", "..", "... .... ibareli markalarına iltibas oluşturduğu ve kötüniyetli tescil olduğu iddiası ile davalının 25. ve 35.sınıflarda tescilli "..." ve "...+..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince markalar arasında benzerlik bulunmadığı, kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf talebi üzerine Bölge Adiye Mahkemesince davacının istinaf talebi kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Tarafların markaları arasında sınıf benzerliği bulunuyorsa da davacının "..." esas unsurlu markaları ile davalının "..." markası arasında şekilsel anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, yalnızca kelimelerdeki ilk iki harfin ortak olduğu, yazım stilleri renk ve şekilsel unsurların farklı olduğu, kelimelerin fonetik olarak benzemediği, söz konusu farklılıkların taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b153d34cc3664ad0 3a2813e7874d46a3 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı