11. Hukuk Dairesi 2024/4102 E. , 2025/2514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1488 Esas, 2024/170 Karar BİRLEŞEN GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1407 SAYILI DOSYASINDA HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1347 E., 2022/217 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ... .... Loj. Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında imzalanan 22.08.2013 ve 25.10.2013 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi uyarınca davalı şirketin müvekkili bankanın borçlusu olduğunu, müvekkili banka ile borçlu firma arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ve rehin sözleşmesi ile ..., ... ...plakalı araçlar üzerine müvekkili banka lehine rehin tesis edildiğini, borçlunun ödemelerinin gecikmesi üzerine .... Noterliğinin 20.09.2016 tarihli kat ihtarnamesi ile firma borçlarının kat edildiğini, yasal süre içerisinde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağının temini amacıyla davalı firma ve davalı kefil aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/73489 E. sayılı dosyası üzerinden menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlu firma tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini, bu itirazın tamamen zaman kazanma amacına yönelik olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, alacaklarının likit olup borçlulara hesap kat ihtarnamelerinin gönderildiği ve müvekkili banka alacağının muaccel hale geldiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan 22.08.2013 ve 25.10.2013 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi uyarınca davalı şirketin müvekkili bankanın borçlusu olduğunu, müvekkili banka ile borçlu firma arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile davalı ...'ın borçlu firmanın müvekkili bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarına borçlu firma ile müteselsil kefil olduğunu beyan ve taahhüt ettiğini, borçlunun ödemelerinin gecikmesi üzerine ... . Noterliğinin 20.09.2016 tarihli kat ihtarnamesi ile firma borçlarının kat edildiğini, yasal süre içerisinde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağının temini amacıyla davalı firma ve davalı kefil aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/73476 E. sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak borçlu firma ve kefiller yönünden takibe itiraz edildiğini, alacaklarının likit bir alacak olduğunu, borçlulara hesap kat ihtarnamelerinin gönderildiği ve müvekkili bankanın alacağının muaccel bir hale geldiğini ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını, banka kayıtlarında yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, dosya arasında bulunan GKS ve diğer bazı evraklar üzerinde yer alan imzaların banka personeli tarafından imzalanarak kredi kullanımının sağlandığını, dava dilekçesinde iddia olunduğu gibi araçlara ait rehin sözleşmesinde yer alan imzaların da müvekkiline ait olmadığını, takibe konu olduğu iddia edilen alacağın muaccel halde olmaksızın icra takibine konu edildiğini, icra takibinde alacaklara mevzuata aykırı olarak faiz işletildiğini, davaya konu Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/73489 E. sayılı takip dosyasında ödeme emrinin müvekkiline 11.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak eldeki davanın açılış tarihinin 15.11.2018 olduğunu, iki tarih arasındaki sürenin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine aykırı olarak 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, alacaklı tarafından aynı alacak için 3 icra takibi açıldığını savunarak davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar vekili birleşen dosyada davaya cevap dilekçesinde; davacı bankaya hiçbir borçları bulunmadığını, banka kayıtlarındaki imzaların davalıya ait olmadığını, GKS ve bazı evraklardaki imzaların banka personeline ait olduğunu, belgelerin asılları üzerindeki imzaların incelenmesi gerektiğini, kat ihtarının 23.09.2016 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiğini, ancak tüzel kişi olduğu için Tebligat Kanunu'nun 21/2 hükmünün uygulanamayacağını, takibe konu alacaklar muaccel olmadığı için takibe geçilemeyeceğini, icra takibinde mevzuata aykırı faiz işletildiğini, icra takibinde bileşik faiz uygulandığını, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/73489 E. ve 2017/73493 E. sayılı dosyalarının aynı alacak kalemleri ile açıldığını savunarak davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaların asıl borçlu olarak davalı şirketin, müteselsil kefil olarak davalı gerçek kişinin imzalamış oldukları genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandıkları, ...'ın her ne kadar kefil sıfatıyla imzası bulunsa da eş rızasına dair herhangi bir belirtme veya imza bulunmadığı, ancak davalı ...'ın borçlu şirketin yetkilisi olduğu, kat ihtarnamesinin tebliğ mazbatalarına göre ihtarnamenin muhataplarına tebliğine dair çıkartılan tebligatların iade geldiği, yine tebligatların muhatapların sözleşmedeki adreslerine çıkartıldığı, tebligatın iade döndüğü tarih itibariyle davalı kefilin de temerrüde düştüğü, ödeme emrinin tebliği üzerine davalılar tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz edildiği ve icra dairesince takiplerinin durdurulduğu, yapılan itirazların davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu haliyle de eldeki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, genel kredi sözleşmeleri ve taşıt rehni sözleşmelerinde davalılar adına atılı olan imzaların davalı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalılar vekilince sözleşmelerin süresinde sunulmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de davacı banka tarafından bahse konu sözleşmelerin daha önce sunulduğu, mahkemenin ve birleşen dava dosyasına daha önce bakan Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin yazışmalarında yaşanan sorunlar nedeniyle bahse konu sözleşmelere ulaşılamadığı ve bu sorunlar giderildikten sonra sözleşmelere ulaşıldığı, hazırlanan her iki hesap raporunda da davalıların sorumlu oldukları borç miktarlarının davaya konu icra takiplerinde talep edilen borç miktarlarında çok daha yüksek olduğu, davalıların itirazlarında haksız oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen davada davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava ve birleşen dava ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup alacaklı ve davacı takip talebinde belirttiği takip dayanakları ile işbu dava süresince de bağlıdır. Hal bu olmakla birlikte somut dosyaya konu takibin dayanağı olarak, 22.08.2013 ve 25.10.2013 tarihli sözleşmelerin gösterildiği, yargılama aşamasında ise dosya içerisinde 2014 tarihli başka bir sözleşmenin daha sunulduğu ancak sunulan sözleşmeler nazarında yapılan bilirkişi rapor hesabında 22.08.2013 tarihli sözleşme kapsamında bir borç bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yer almadığı, esasen bulunan bakiyelerin 2014 tarihinden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklandığı rapor edilmiştir. Bu kapsamda takibe dayanak olarak gösterilen sözleşmeler ile sınırlı kalınarak değerlendirme yapılması, birleşen davada davalı kefilin 22.08.2013 tarihli sözleşme kapsamında da geçerli bir kefil sıfatının bulunup bulunmadığının saptanması, varılacak sonuca göre işbu iki sözleşme nazarında kullandırılan kredilerin daha sonraki tarihli kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden ayrıştırılıp denetime elverişli bir biçimde ait olduğu sözleşme ile ilişkilendirilmesi, takibe dayanak sözleşmeler ile sonraki sözleşmelerin birbirlerinin eki mahiyetinde olup olmadığının tespiti ve nihai olarak davalı kefilin sorumluluk miktarının belirlenmesi için mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması, atanacak bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi de verilerek bilirkişi raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 076c7088b36a9e75 2b451ffc60fe26a7