Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3540 E., 2025/1892 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3540 E., 2025/1892 K. (18.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3540
Karar No
2025/1892
Karar Tarihi
18.03.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/3540 E. , 2025/1892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/108 Esas, 2024/396 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/182 E., 2021/421 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin..., 2019/...., 2020/..., 2011/...., 2017/..., 2020/..., 2013/... 2010/..., T/... sayılı ve "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/.... kod numarasını alan başvurunun yayımına yaptıkları itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirkete ait "..." markasının, ulusal ve uluslararası alanda tanınmış bir marka olduğunu, taraf markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik olduğunu, iltibas ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek YİDK'in 21.04.2021 tarih ve 2021-M-3018 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın mitolojiden gelen, müvekkilinin yaşadığı çevrede sıklıkla bilinen bir isim olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için önceden tescilli ve hukuken koruması devam eden bir markanın olması gerektiğini, kötüniyet iddiasına ilişkin yeterli delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında yer alan “...”/“...” ibarelerinin yapısal olarak benzer harf dizilimini içerdiği kabul edilse de markaları benzer hale getirmediği, görsel olarak taraf markalarında yer alan diğer unsurların markaları birbirlerinden ayırdığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, taraf markalarının anlamları, okunuşları ve görsel öğeleri itibari ile benzer markalar olduğunun söylenemeyeceği, davaya konu markada yer alan “...” esas unsurunun davacı markaları karşısında ayırt ediciliğe sahip olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, YİDK kararının iptali talebi yönünden davacının yayıma itirazında "..." ibareli..., 2019/38214 ve 2020/20147 sayılı markalarını mesnet gösterdiği, .... sayılı markasının yenilenmemesi nedeniyle müddet olduğu, 2019/38214 sayılı markanın feragat/geri çekilme nedeniyle tescil edilmediği, 2020/20....sayılı markanın başvurusunun ise dava konusu markadan daha sonra yapıldığı, böylece davacının yayıma itirazında mesnet alabileceği bir markasının bulunmadığı, SMK'nın 6/5 hükmü şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanamadığı, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden yapılan incelemede ise tarafların marka işaretleri yanında, markaların kapsamındaki emtia listeleri yönünden de benzerlik şartının gerçekleştiği, bu hale göre, davalının davaya konu markasının, davacının itiraza mesnet markalarına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün yerinde görülmediği, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanamadığı, tanınmışlık itirazının ise sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine, hükümsüzlük davasının kabulüne, dava konusu 2019/101421 sayılı "... ..." ibareli markanın hükümsüzülüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, davacının "....", "...", "...", "..." ibareli markalarıyla, davalının 2019/101421 sayılı “... ...” ibareli başvuru konusu markası arasında iltibasın olup olmadığı, markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup, davacının adına tescil edilmiş, önceki tarihte başvurusu yapılmış ve hükümsüzlük davasını dayandırdığı markaları ile davalı gerçek kişinin başvuru konusu markasının arasında SMK'nın 6/1. maddesince ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı gerçek kişinin başvuru konusu markası, standart karekterle yazılmış "... ..." ibaresinden oluşurken, hükümsüzlüğe mesnet davacı markaları ise 2011/91897 sayılı "...", 2017/94575 sayılı "...", 2013/62371 sayılı "...", T/01476 sayılı "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Taraf markalarının sınıflarının aynı veya benzer mal ve hizmetlerden oluştuğu, markaların karşılaştırmasına gelindiğinde ise İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu markanın kendine özgü yazı karakteri kullanılmak suretiyle oluşturulmuş kelime markası olduğu ve "... ..." ibaresini içerdiği, davaya mesnet davacı markalarının ise genel olarak kelime markası olduğu ve bazı markalarda figüratif özelliklerin yer aldığı, davacı markasında ortak unsurun “...” ibaresi olduğu, sadece ....tescil numaralı markanın “...” ibaresini içerdiği, anlamsal açıdan yapılan karşılaştırmada, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin Türkçe olduğu, deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire, tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm, kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan, çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu anlamlarına geldiği, “...” ibaresinin ise Yunan mitolojisinde, “Throas'da İda Dağının ayaklarında ... şehrinin kurucusu” olarak geçtiği, “...” ibaresinin İngilizce olduğu ve “iyi yiyecekler” / “güzel yemekler” anlamına geldiği, “...” ibaresinin ise M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini koruyan Çanakkale’nin eski adlarından biri olduğu, “...” ibaresinin ise türetilmek sureti ile tescile konu edildiği, belli bir anlamının bulunmadığı, davacı markasında yer alan "..." ibarelerinin esas unsur, “...” ibaresinin de tescile konu edilen mal ve hizmetler de dikkate alınmak sureti ile ayırt ediciliği olmayan yan unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda, esas unsurlar üzerinden yapılan incelemede taraf markalarının anlamları itibari ile birbirlerinden farklı olduğu, fonetik olarak yapılan karşılaştırmada kısıtlı benzerlik olduğu, markaların geneline yansımadığı, görsel olarak yapılan karşılaştırmada ise benzerlik olmadığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmış olmakla, markanın hükümsüzlüğü davasının da reddi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle hatalı şekilde markanın hükümsüzlüğü davasının kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ İddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. O nedenle kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3079602846cbd840 7ff9351744bc9c78

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı