Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/2581 E., 2025/2728 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2581 E., 2025/2728 K. (22.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2581
Karar No
2025/2728
Karar Tarihi
22.04.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/2581 E. , 2025/2728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/749 Esas, 2024/305 Karar HÜKÜM : Davanın reddi-esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/318 E., 2021/336 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 22.04.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ... Gıda ve ... İşletmeciliği A.Ş.'nin hissedarları olduğunu, davalının mali müşavir olması nedeniyle şirketin para işlerinden sorumlu yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin de davalıya şirket adına iş ve işlem yapması için vekalet verdiğini, ayrıca davalıya güvenmesi sebebiyle şahsi iş ve işlemlerini yürütmesi için de vekaletname verdiğini, şirketi temsil ve ilzam eden müvekkilinin yurt dışında bulunduğu zamanlarda şirket ödemelerinde kullanılmak üzere boş senetleri şirket kasasına imzalayarak bıraktığını, rakam ve yazılı bölümün davalı tarafından tamamlanıp müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, icra takibinin gıyabında kesinleştirildiğini, davalının davacıya mal satarak ve sattığı mallar karşılığı davacının davalıya 130.000,00 euro borçlanmış gibi senet düzenlediğini, davalının satımdan kaynaklanan alacağı olduğu iddiası ile icra takibi yaptığı için davalının bu satımı ve malların teslimini ispat etmek zorunda olduğunu, ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalıya hiçbir borcunun olmadığının tespitine, sahte olarak düzenlenmiş senede istinaden yapılmış icra takibi ile bu takibin dayanağı olan sahte senedin iptaline, davalının cebri icra yoluyla tahsil ettiği 493.840,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka reeskont faizi ya da yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının bankalardaki hesaplarına tedbir konulmasına, sahtecilik incelemesi sonuçlanana kadar sahte belge ile yapılan icra takibinin durdurulmasına, icra dosyasında alınan ve davalıya ödenen 493.840,00 TL'nin dışında kalan bakiye dosya miktarının davalıya ödenmemesi için davalıya yapılacak ödemenin tedbiren durdurulmasına, %20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın şirketin faaliyetlerini tek başına yürütebilmek ve şirketin tek ortağı olabilmek için davalı müvekkilinin hissesini satın almak isteğini, davalının 130.000,00 euro bedel karşılığında şirketteki hisselerini devir etmeyi kabul ettiğini, hisse devri karşılığı kararlaştırılan 130.000,00 euroyu davacı peşin ödeyemeyeceğinden bu miktarlı bir senet düzenlenmesini talep ettiğini, dava konusunu teşkil eden malen kaydı taşıyan 24.04.2018 tanzim 18.10.2018 vade tarihli senedin davacı tarafça imzalanarak müvekkiline verildiğini, senet bedelinin ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket işlerinde kullanılmak üzere imzalı boş senetleri davalıya verdiğini, davalının bu senetleri doldurup icra takibine konu ettiğini ileri sürdüğü, senetteki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, ayrıca senetteki imzanın inkarına yönelik İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davadan feragat edildiği ve icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olduğu hususunun ihtilafsız olduğu, davacı tarafça senedin sahte olarak doldurulduğu iddiasıyla savcılığa başvuru yapılmış ise de, davalı şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği, davacının söz konusu iddialarını da ispat edemediği, davacının geçerli imzasını taşıyan belgenin sonradan doldurulmasının mümkün olduğu, senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, davacı tarafça takip esnasında icra dosyasına yapılan kısmi ödemeden sonra geriye kalan bölüm olan 485.736,05 TL üzerinden hesaplanacak tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının söz konusu senedin hisse satışı karşılığında verildiği şeklindeki savunmasının malen kaydında talile yol açmayacağı, davacı her ne kadar hisselerin 56.000,00 TL karşılığında satılmış olduğunun toplantı tutanağı ile ispatlanmış olduğunu belirtmiş ise de, söz konusu tutanakta 56.000,00 TL bedelle satıldığının belirtilmediği, aksine 200.000.000,00 TL sermayesi olan davaya konu anonim şirketten davalının 56.000,00 TL'ye tekabül eden 28 pay hissesinin devrolunduğunun belirtildiği, kaldı ki davacının 56.000,00 TL'yi dahi ödediğini gösterir herhangi bir bilgi, belge de sunmadığı, senetteki imzanın davacıya ait olduğunun uyuşmazlık dışı olduğu, bu konuda davacının da herhangi bir itirazının olmadığı, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı