11. Hukuk Dairesi 2024/2481 E. , 2025/1322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1501 Esas, 2024/100 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/567 E., 2021/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine dayanak olarak 01.06.2015 tanzim, 03.10.2015 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bononun gösterildiğini, ilgili icra takibi ekinde sunulan bononun farklı bir bono olduğunu, söz konusu icra takibinin dayanağı olan bononun icra müdürlüğü kasasına girmediğini, kasada bulunan bononun 03.06.2015 tanzim, 13.10.2015 vade tarihli, 500.000,00 TL bedelli bono olduğunu, kasaya alınan bonoya dayalı olarak başlatılan bir icra takibi bulunmadığını, davalı tarafından başlatılan takibin hukuken geçerli bir takip olmadığını, bonoda "bedeli malen" kaydına yer verildiğini, dava ve takibe konu bononun keşidecisinin davacı, lehtarının davalı şirket olduğunu ve malen kaydı içeren bononun davalıya mal teslimi karşılığı verildiğini, ancak davalı şirket tarafından kendilerine mal teslimi yapılmadığını ve bononun bedelsiz kaldığını, icra takibine konu alacağın muvazaalı olarak diğer davalılara temlik edildiğini ileri sürerek icra takibine konu borçtan temlik eden davalı şirket ve temlik alan diğer davalılara borçlu olmadığının tespitine ve muvazaalı alacağın temliki sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalı şirket arasında İstanbul İli Kadıköy İlçesi ... Mah. 1141 ada 148 parsel sayılı taşınmazı konu alan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için 03.06.2015 tarihli ön anlaşma protokolü yapıldığını, bu protokol kapsamında davalı şirket tarafından davacıya 10.000,00 USD kapora verildiğini, yine anlaşma kapsamında ve anlaşmanın ifa edileceği inancı ile davacıya, davacının oğlu ve talimatı ile farklı kişilere borç para ödendiğini, davacı ve oğluna toplamda 1.103,26 TL borç verdiğini, 500.000,00 TL için davacının oğluna ait taşınmaza ipotek konulduğunu ve ön sözleşme kapsamında borç olarak verilen paralara karşılık davacının dava konusu bonoyu borç olarak verdiğini, dava konusu icra takibine konu alacağın ve ipotek alacağının 750.000,00 TL bedel karşılığında diğer davalılara alacağın temliki sözleşmesi ile temlik edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekili aşamalarda vermiş olduğu beyanlarında; dava ve icra takibine konu alacağın diğer davalı tarafından kendilerine temlik edildiğini, temlik eden şirketin davacıya verdiği borç paraya karşılık dava konusu bononun verildiğini ve kendilerinin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, takip talebine dayanak bononun 01.06.2015 tanzim, 03.10.2015 vade tarihli ve 500.000,00 TL bedelli bono olduğu, oysa taraflar arasında düzenlenen bononun 03.06.2015 tanzim, 13.10.2015 vade tarihli olduğu belirtilerek takibin usule uygun olmadığını iddia edilmiş ise de takip talebi başlatılırken İcra Müdürlüğü'ne sunulan bononun 03.06.2015 tanzim, 13.10.2015 vade tarihli bono olduğu, takip talebinde maddi hata yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenle zikredilen itiraz nazara alınmayarak işin esasına geçildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/3381 E., 2012/9645 K. ve 2012/11813 E., 2012/16314 K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere davacı tarafın, senedin düzenlenme sebebini oluşturan malların teslim edilmediğini ya da taraflar arasında, malların daha sonra teslim edileceği yönünde yazılı bir sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmeyi de sunmak suretiyle, ispat etmek zorunda olduğu, davalı şirketin cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında; senetlerin mal karşılığı değil nakden düzenlendiğini, bono nedeni ile davacıya mal teslimini yükümlenmediğini, davacıya nakit ödemeler yaptığını, davacının bu ödemelerin karşılığı olarak davaya konu senedi düzenlediğini savunduğu, bu savunma sebebiyle ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, davalı şirket savunması doğrultusunda, davacının da imzasına itiraz etmediği, davacı şirketi temsilen Hüseyin Akgün ile davacı arasında düzenlenen 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolüne konu edilen İstanbul ili Kadıköy İlçesi ... Mahallesi 1141 ada 148 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılacağı inancıyla davacıya yaptığı ödemelere ilişkin banka dekont ve tahsilat makbuzlarını dosyaya ibraz ettiği, ibraz edilen tüm ödeme ve tahsilat makbuzları nazara alındığında, dava konusu bononun bedelsiz olmadığı, davacı bu bonodan dolayı davalı şirkete borçlu olduğu gibi davacı taraf her ne kadar davalılar arasındaki temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve temlik sözleşmesinin bu nedenle iptali gerektiğini iddia etmiş ise de bu hususta davacı tarafından temlik sözleşmesinin geçersizliği bakımından İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/415 E. sayılı dava dosyasının sonucunun da işbu dava yönünden bekletici mesele yapılması gerekmediği ve temlik sözleşmesinde temlik edenle temlik alan arasındaki muvazaayı (gerçekte var olsa dahi) borçlunun ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2015/21717 E. sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava konusu, 03.06.2015 düzenleme, 13.10.2015 vade tarihli, 500.000,00 TL bedelli, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı şirket olduğu ve malen kaydı içeren bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine dayalı alacak, diğer davalılara temlik edilmiştir. Davacı her ne kadar davaya konu bononun "Malen” olarak düzenlendiğini ancak bono karşılığı malın davalı şirket tarafından kendisine teslim edilmediğini iddia etmekte ise de; bono karşılığı davalı şirketin yükümlendiği malların teslim edilmediğini ispat yükü iddia eden davacıdadır. Davacı taraf senedin düzenlenme sebebini oluşturan malların teslim edilmediğini ya da senet düzenlendiğinde malların daha sonra kendisine teslim edileceği yönünde yazılı sözleşmesini sunmak sureti ile ispat etmek zorundadır. Ancak somut olayda davalı şirket cevaplarında davacı ile yapılan 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolüne konu edilen İstanbul ili Kadıköy İlçesi ... Mahallesi 1141 ada 148 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılacağı inancıyla davacıya yapılan nakit ödemeler dışında bononun davacı tarafça düzenlenerek kendisine verildiğini, bono nedeni ile davacıya her hangi bir malın teslimini yükümlenmediği gibi mal tesliminde de bulunmadığını savunmuştur. Protokol kapsamında davalı şirket tarafından davacıya 10.000,00 USD elden kapora verildiğinin yazılı olduğu ve fakat protokol kapsamından dava konusu bononun verildiği/verileceği hususlarında bir hüküm yer almadığından dava konusu bono ile ön protokol arasında bağlantı kurulamamıştır. Davalı ayrıca kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifa edileceği inancıyla davacıya, oğluna ve talimatı ile farklı kişilere borç para ödendiğini savunmuş ve bononun mal karşılığı verilmediğini, verilen borç paralar karşılığında davacı tarafından bononun düzenlendiğini iddia etmiş olmakla bononun ihdas sebebinin aksine iddiada bulunarak senedi talil etmiştir. Davalının senedi talil etmesi sebebiyle ispat yükü yer değiştirmiş ve davalıya geçmiştir. Davalının bononun mal karşılığı değil, nakden verildiğini usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlaması gerekir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamından, gerek davacının oğlu gerekse diğer kişilere yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin makbuz ve diğer belgelerde dava konusu bonodan dolayı ödeme yapıldığına ilişkin hiçbir açıklama olmadığı gibi makbuzlarda davacının oğlu veya üçüncü kişilerin tek taraflı beyanları davacının davalıdan nakdi borç aldığı sonucunu doğurmaz. Bu durumda mahkeme kabulünün aksine davalı davacıya dava konusu bono miktarı kadar nakdi borç verdiği ispatlanmadığından mevcut olmayan alacağın temliki de temlik alanlar bakımından sonuç doğurmayacağından davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 57c60a986df5956e 5f7124997cd56c63