11. Hukuk Dairesi 2024/2167 E. , 2025/533 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1854 Esas, 2024/21 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/428 E., 2021/276 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2003/22182 sayılı, 18, 25 ve 35. sınıflara konu mal ve hizmetlerde tescilli “...” ibareli markasına dayalı olarak davalı şirketin 2018/33451 sayılı “... ” ibareli başvurusuna 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1, 6/2, 6/3, 6/5 ve 6/9 hükümlerine dayalı itirazlarının davalı ...’in Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, karara karşı itirazları üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) kararı ile markaların benzerliği kabul edilerek SMK’nın 6/1 hükmü uyarınca itirazın kısmen haklı görülüp başvurunun kapsamından bazı hizmetlerin çıkartıldığını, birebir aynı nitelik taşıyan veya birbirini tamamlayan bir kısım mallar bakımından ise tescil kararı verildiğini, “...” ibaresinin İspanyolca’da “aerosoller” anlamına geldiğini, Türkiye’de yaygın dil İngilizce olduğundan markayı gören alıcılar nezdinde “sprey boya” imajının oluşmayacağını, “...” ibaresinin İngilizce “ayakkabı tabanı” anlamını içerdiğini, “...” ibaresinin 25. sınıfa konu emtia açısından ayırtediciliği yüksek bir ibare olduğunu, davacı ... davalı şirket arasında 2000’li yılların başından itibaren ticari ilişki sürdürüldüğünü, Türkiye’de davalı şirketin “desa.com” ibareli internet sitesinde “...” markalı malları sattığını, alıcıların işletme ve markaları karıştıracağını, davacı markasının tanınmış marka olduğunu, başvuru markasının davacı markasının serisi olarak algılanacağını, davalı şirketin davacının “...” markalı mallarının satışını ve dağıtımını yapan ticari temsilcisi iken “... ” ibaresini tescil ettirmesi sebebiyle başvurunun SMK’nın 6/2 hükmü uyarınca da reddedilmesi gerektiğini, davalı başvurusunun tesadüfi olmadığını, başvuru markasının davacı markasının tanınmışlığından istifade edecek kötüniyetli bir başvuru niteliği taşıdığını ileri sürerek asıl davada 2019-M-9031 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil edilmiş ise 2018/33451 başvuru sayılı markanın tescil edildiği mallar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2003/22182 sayılı, 18, 25 ve 35. sınıflara konu mal ve hizmetlerde tescilli “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın 2018/33451 sayılı “...” ibareli başvuru markası ile itiraza mesnet marka benzer görülmeyerek Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla reddedilmişse de YİDK tarafından markalar benzer görülerek itirazın kısmen kabul edildiğini, başvuru kapsamından 25 ve 35. sınıf bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, taraf markalarının bütünsel değerlendirilmesinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresinden oluştuğunu, İspanyolca’da “havada asıltılı, sıkıştırılmış gaz, sprey, sprey tüpü” gibi anlamlara gelen “...” kelimesinin çoğulunu ifade ettiğini, müşterek “...” ibaresinin 25. sınıf bakımından ayırtediciliğinin bulunmadığını, “hava geçiren” gibi tanımlayıcı bir unsura işaret ettiğini, işaretlerin esas unsurlarının ve emtia listelerinin birbirinden farklılık arzettiğini, sadece birbirini tamamlayan ya da aynı yerde satılan ürünler için aynı mal ve hizmet değerlendirilmesinin yapılamayacağını, başvuru kapsamından çıkartılan mal ve hizmetlerin davacının marka tescili kapsamındaki mal ve hizmetlerle karıştırılmayacağını ileri sürerek 2019-M-9031 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Asıl davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaların esas unsurlarının ve emtia listelerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, sadece birbirini tamamlayan ya da aynı yerde satılan ürünler için aynı mal ve hizmet değerlendirilmesinin yapılamayacağını, başvuru markasının kapsamındaki 25. sınıf malların davacının marka tescili kapsamındaki mal ve hizmetlerle karıştırılmayacağını, ayakkabı ve giysinin benzer sınıflar olarak değerlendirilemeyeceğini, müşterek “aero” ibaresinin 25. sınıf bakımından ayırtediciliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 4.Birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararıyla başvurudan çıkartılan malların müvekkilinin markasının kapsamında birebir aynı veya birbirinin tamamlayan/benzer mallar olduğunu, “...” ibaresi İspanyolca’da “...” anlamına gelse dahi Türkiye’de İngilizce dilinin yaygın bilindiğini, markayı gören alıcılar nezdinde “sprey boya” imajının oluşmayacağını, “...” ibaresinin İngilizce “ayakkabı tabanı” anlamına geldiğini, “AERO” ibaresinin 25. sınıfa konu emtia açısından ayırtediciliği yüksek bir ibare olduğunu, davacı ... davalı arasında 2000’li yılların başından itibaren ticari ilişkinin sürdürüldüğünü, davacının Türkiye’de “AEROSOLES” markalı mallarının satışını ve dağıtımını yaptığını, alıcıların taraf işletme ve markalarını karıştıracağını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dosyada davalının “...+şekil+...” marka başvurusu ile davacının “...” ibareli tescilli markası arasında dava konusu markanın kapsamında bırakılan 25 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve işitsel benzerlik oluştuğu, ortalama tüketicinin her iki taraf markasını aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, taraf markaları arasında bu mallarda SMK’nın 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas koşulunun oluştuğu, davacının aynı maddenin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkralarında belirtilen koşulların oluştuğunu kanıtlayamadığı, birleşen dosyada davacının “...+şekil+...” marka başvurusu ile davalının “...” ibareli tescilli markası arasında başvuru kapsamından çıkartılan 25 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu başvuru kapsamından çıkartılan mal ve hizmetler için başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği, markaları karıştırabileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, dava konusu 2019-M-9031 sayılı YİDK kararının, başvurunun kabulüne ilişkin kısmı yönünden iptaline, 2018/33451 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü, birleşen dava, YİDK kararının iptali istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 04.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.