11. Hukuk Dairesi 2024/1795 E. , 2025/168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi'nin 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1424 Esas, 2023/2412 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/773 E., 2020/677 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin .... Noterliğinin 17.06.2008 tarihinde onaylanmış ana sözleşmesi ile kurulduğunu, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine 15.04.2008 keşide ve 02.06.2010 vade tarihli 150.000,00 Euro bedelli senede dayalı olarak Nusaybin İcra Müdürlüğü'nün 2013/240 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, senedin düzenleme tarihinde müvekkili şirketin tüzel kişilik kazanmadığını, ayrıca şirket ana sözleşmesine göre ilk on yıl için ortaklar ... ve ...'ın şirketi temsile müştereken yetkili kılındığını, takip konusu bononun ise yalnızca ... tarafından imzalandığını, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığını ileri sürerek müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve icra takibinin iptaline, davalı aleyhine %20 oranından aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet üzerinde borçlu sıfatıyla ...'ın imzası ve şirket kaşesinin bulunduğunu, vade tarihinin 02.06.2010 olmasının şirketin 2010 yılında borcu ödemeye dair iradesini ortaya koyduğunu, senet üzerindeki düzenleme tarihinde şirket tüzel kişilik kazanmış olmasına rağmen senetteki tarihin sehven yazıldığını, imza tarihi her ne kadar 15.04.2008 ise de şirkete ait taşınmazların ilk alım tarihinin 15.04.2009 tarihi olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca imzaya itiraz süresinin 5 gün olduğunu, itiraz edilmemesi sebebiyle imzanın borçluya ait olduğunun kabul edileceğini, şirketin tüzel kişiliği haiz olmadığı kabul edilse dahi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) ile ileride kurulacak şirket adına işlem yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca davacı şirketin, icra takibi kapsamında yapılan kıymet takdirleri ve ödeme emri tebliğlerine itirazda bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu senedin henüz şirket kurulmadan ve Türkiye Sicil Gazetesinde ilan yapılmadan önce dava dışı ... tarafından davacı şirketin kaşesi basılmak suretiyle tanzim edildiği, keşideci şirketin tek imza ile borç altına sokulmasının kural olarak mümkün olmadığı, bu halde 6102 sayılı Kanun'un 678. maddesi gereğince sadece imza edenin sorumlu olduğu, davacı tarafca bononun iptali talep edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 688. maddesinde öngörülen zorunlu şekil şartlarını haiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Nusaybin İcra Müdürlüğünün 2013/240 E. numaralı icra takip dosyasında davacı aleyhine başlatılan takibin iptali ile davacının takip konusu alacaktan davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminatı ve senedin iptaline yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu bonoda, davacı şirketin keşideci, davalının ise lehdar olduğu, lehtarın davacı şirket adına bono keşide eden kişinin yetkili temsilci olup olmadığını ve davacı şirketin tüzel kişilik kazanıp kazanmadığını bilebilecek durumda olduğu menfi tespit davası sonucunda İİK'nın 72/5 hükmü uyarınca davalı kötü niyetli kabul edilerek davacı yararına kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesinin isabetli bulunmadığı öte yandan, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden harç hesaplanması gerekmekte olup vekalet ücretini de dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesine göre hesaplanması gerektiği, bunun yanında 6102 sayılı Kanun'un 588/3 hükmü göre tescilden önce şirket adına bu nedenle işlem yapanların bu işlemler dolasıyla şahsen ve müteselsilen sorumlu olduğu, mahkemece sadece "Davacı tarafın davalı tarafa Nusaybin İcra Müdürlüğü'nün 2013/240 E. sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine" şeklinde hüküm kurulması gerekirken, başka borçlusu bulunan takibin iptaline karar vermesinde isabet bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görüldüğü ve kamu düzeni ilkesi uyarınca mahkemece davacının talebi doğrultusunda kötüniyet tazminatına ve dava değerine göre davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve icra takibinin iptal edilmemesi gerekirken yasal kötüniyet tazminat talebinin reddine, davacı lehine eksik vekalet ücretine ve icra takibinin iptaline hükmedilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, İİK'nın 72. madde hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfî tespit talebine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davalın kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: İİK'nın 72/5 hükmünde "... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu senette düzenleyen şirketin kaşesi bulunması ve imzasının da daha sonra yetkili olanlardan birine ait olması nazara alındığında somut olayda, davalı alacaklının kötü niyetli olarak icra takibine giriştiği olgusu davacı tarafça ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmadığından bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “2004 sayılı İİK'nın m. 72/5 hükmü uyarınca asıl alacak 150.000,00 Euro'nun icra takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı 354.105,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 70.821,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f21354a269ee8eab a293b6ce6b4de743