Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1572 E., 2025/290 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1572 E., 2025/290 K. (21.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1572
Karar No
2025/290
Karar Tarihi
21.01.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/1572 E. , 2025/290 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2275 Esas, 2023/1745 Karar KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/319 E., 2020/96 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.08.2013 tarihinde akdedilen sözleşmeyle, "Zahide İle Yetiş Hayata" adlı gündüz kuşağı programının davacıya ait kanalda yayımlanacağı, programın marka haklarının davacıya ait olacağı ve davalının bu hükümlere aykırı davranması halinde program için ödenen tüm bölüm başı ücretler toplamının üç katı tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı hakaret ederek 2013/ 84582 sayılı "ZAHİDE İLE YETİŞ HAYATA" ibareli markayı adına tescil ettirdiği gibi sözü edilen programı başka bir kanalda aynı isimle yayımlamaya başladığını, davalıya gönderdikleri ihtarnameyle, sözleşmeye aykırı davranışlara bir son verilmesini ve markanın müvekkiline devrini talep ettiklerini, davalının bu ihtar üzerine programın ismini değiştirdiğini ancak markayı müvekkiline devretmediğini, oysa sözleşmeye göre markayı müvekkiline devretmesi gerektiğini, cezai şartın tahsili koşullarının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline, 2013/ 84582 sayılı markanın müvekkiline devrine, bu talebin uygun görülmemesi halinde zikredilen markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmiş, 12.07.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, müvekkilinin hak ettiği cezai şart tutarının 22.304.847,72 TL olduğu tespit edilerek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğuna dair karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, cezai şarta ilişkin 10.000,00 TL tutarındaki taleplerinin 990.000,00 TL artırarak toplam 1.000.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, işbu dilekçe ile artırılan 990.000,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava dilekçesi ile talep edilen 10.000,00 TL tutarındaki cezai şart talebi bakımından, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde olup bu sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebi bakımından Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin davaya konu markayı devretmeye hazır olduğunu, davacının sözleşmeyle kararlaştırılan ücreti yapılan bir çok ihtara rağmen müvekkiline ödemediğini, markayı bu güne kadar ücretini alamadığı için devretmediğini, nitekim bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, müvekkilinin ödenemeyen ücretlerini tahsil için davacı aleyhine icra takibi başlattığını, bu takibi konu olan itirazın iptali davasının derdest olduğunu, davacı taraf kendi edimlerini yerine getirmediği için cezai şartın tahsili koşullarının oluşmadığını, kaldı ki sözleşme ile belirlenen cezaî şartın başta Anayasa olmak üzere kanunun emredici hükümlerine, adap ve ahlâka aykırı olarak tek taraflı şekilde çok yüksek bir miktar olarak belirlendiğini bu nedenle geçersiz olduğunu, söz konusu miktarın davalının ekonomik mahvına neden olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 2013/84582 tescil nolu "Zahide ile Yetiş Hayata " ibareli markanın davacı adına devrine, davalı tarafın söz konusu markayı sözleşmeye göre devretmeyen sözleşmedeki cezai şart hükümlerinin ihlal ettiğinin, cezai şartın ihlal edilen maddeye göre 22.314.847,72 TL olarak bulunmasına rağmen bu miktarın davalının öz varlığı olarak hesap edilen miktara kıyasla davalı şirketin mahvına neden olacağı kesin olmakla hakkaniyet gereği indirilerek takdiren 750.000,00 TL cezai şart alacağının ıslah tarihinden itibaren hesap edilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı; davacının marka tesciline sessiz kaldığını ileri sürmüş ise de; marka tescilinin 10.10.2013 tarihinden itibaren on yıl müddetle 27.08.2014 tarihinde sağlandığı, eldeki davanın ise 08.06.2016 tarihinde açıldığı, eldeki davanın açılabilmesi için özel bir süre şartının bulunmadığı ancak dava tarihinde Yargıtay içtihatları ile marka hükümsüzlüğüne ilişkin davalarda uygulanan 5 yıllık sürenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2.maddesi ışığında kıyasen somut olaya uygulanması gerektiği, bu kapsamda marka tescili ile dava tarihi arasında geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediğinden davalının bu yöndeki istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, davacıya ait kanalda yayımlanmak üzere ayrıntıları sözleşmeyle belirtilen ''ZAHİDE İLE YETİŞ HAYATA'' adlı gündüz kuşağı programının canlı yayınlarını gerçekleştirmesi için taraflar arasında 28.08.2013 tarihinde akdedilen sözleşmenin 20.7’nci maddesinde, davacının davalıdan cezai şartın yanında sözleşmenin aynen ifasını da talep edebileceğinin düzenlendiği, ifaya eklenen cezai şart olarak, davacının eldeki davada sözleşmenin ifası ile birlikte cezaî şartı da talep edebileceği, sözleşme ile programa ilişkin marka hakkı sahibinin davacı olduğunun belirlendiği, bu hususta bir çekişme bulunmadığı, sözleşmenin 20.4’üncü maddesinde, davalının sözleşmede belirtilen ve davacıya devredeceğini taahhüt ettiği hakları devretmemesi, 20.6’ıncı maddesinde ise, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, davalının davacının uğradığı veya uğrayacağı her türlü maddi, manevi zarar, mahrum kaldığı kâr, yasadan, sözleşmeden kaynaklanan hak, takip, şikayet ve alacaklarının yanında, o güne kadar program için ödenen tüm bölüm başı ücretler toplamının üç katı tutarındaki cezai şart miktarının davacıya nakden, defaten ve aynen ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine uymaması halinde ceza şart ödeyeceği kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra sözleşme hükmüne aykırı olarak davaya konu markayı kendi adına tescil ettirdiği, her ne kadar davalı; davaya konu markayı davacıya devretmeye hazır olduklarını zikretmekle birlikte bugüne kadar devir işleminin gerçekleşmeme nedeninin, davacının kendilerine olan 251.235,35 TL'lik program bölüm ücretlerini ödememesi olduğunu iddia etmiş ise de, sözleşmenin 17.1 maddesi uyarınca sözleşmede belirtilen hak ve yetkilerin davacıya devredilmesi ve davalının üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmesi karşılığında yayımlanan bölüm başına ödeme yapılacağının taahhüt edildiği, sözleşmenin 17.4’üncü maddesinde de davalının üstüne düşen yükümlülüklerinden bir veya birkaç tanesini yerine getirmemesi halinde davacının ödeme yükümlülüğü altında olmayacağı ve davalının yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar ödemeyi erteleyebileceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı tarafından yapılacak olan ödemenin davalı tarafından yapılacak hak devrine bağlı tutulduğu, davacı aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/313 E, sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin, davacının icra takibindeki borca itiraz etmesi neticesinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/189 E. sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davası ve bu davada alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıya toplamda 273.067,70 TL borçlu olduğunun tespit edilmesinin, eldeki davada, davalı savunması bakımından bir delil oluşturmayacağı, davacı tarafından dava dosyasına sunulan banka dekontlarının incelenmesi sonucunda, davalı tarafa toplam 7.434.949,24 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 20.6 maddesinde yazılı olan cezai şart uyarınca, davalı tarafa ödenen bedelin üç katı olan 22,304.847,72 TL'nin davalı taraftan cezai şart olarak talep edebileceği, ancak davalı şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemede, şirketin kayıtlı öz varlık değerinin 1.629.043,61 TL olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin cezai şart maddesine göre hesaplanan tutarın davalı taraftan tahsilinin, davalı şirketin ticari olarak mahvına sebep olacağı, bu nedenle, davacı tarafın maddi tazminat talebinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 50. ve 51 maddelerine göre belirlenmesi ile, tarafların iş hacmine, ekonomik durumuna, öz varlığına, bilirkişi tespitlerine göre 750.000,00 TL olarak taktirinde bir hata bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde görülmediği, davacı vekili yönünden yapılan incelemede; davacı her ne kadar davalının cezai şart bedelinin indirilmesini isteyemeyeceğini ileri sürmüş ise de, ''davacının cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğine'' yönelik sözleşme hükmünün geçerli olmadığı, zira davalının sözleşme tarihinde ticari mahvına neden olabilecek bir cezai şart miktarını önceden öngörerek, buna rağmen indirim yapılmayacağını peşinen kabul etmesinin mümkün olmadığı, henüz doğmamış bir cezai şart bedelinin tenkisinden feragat edilemeyeceği, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin bu nedenle yerinde görülmediği, ancak; mahkemece cezai şart bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 50.maddesine takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmiş olması yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 2013/84582 tescil nolu "Zahide ile Yetiş Hayata " ibareli markanın davacı adına devrine, takdiren 750.000,00 TL cezai şart alacağının ıslah tarihinden itibaren hesap edilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın devri ile cezai şart bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a77e9342499687ba b2960a5fe8388275

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı