Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/6343 E., 2025/380 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6343 E., 2025/380 K. (23.01.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6343
Karar No
2025/380
Karar Tarihi
23.01.2025

11. Hukuk Dairesi 2023/6343 E. , 2025/380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2796 Esas, 2023/1273 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2017/440 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacı vekilince, duruşma istemsiz olarak davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.01.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ...Ş. vekili Av. ..., davalı .... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketleri tarafından sigortalanmış teknenin yaptığı yardım çağrısı sonucu müvekkilinin romorkör ile bu tekneyi kurtarmaya gittiğini, yapılan kurtarma faaliyeti sonrası tutanak ve sözleşme imzalandığını, teknenin müvekkili tarafından marinaya demirlendiğini ve hizmet aldığını, ancak ertesi gün halatlarını keserek kaçtığını, müvekkilinin kurtarma ve sair hizmet bedelleri yönünden davalılardan alacaklı olduğunu iddia ederek alacağın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; kurtarma sözleşmesinin geçerliliğini kabul anlamına gelmemek kaydı ile geçerli olduğu düşünülürse sözleşmede tahkim şartı olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü hakeme ait olduğundan davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davacının kimden ne kadar istediğini açıkça belirtmesi gerektiğini, kurtarma ücretinin borçluları arasında teselsül olmadığını, tekne donatanı ... Şirketi'nin mavi dalga yat sigorta poliçesi ile dava konusu tekneyi sigortalattığını, poliçedeki teminatla donatanın sorumluluğu ile sınırlı olarak kendilerinin sorumlu olabileceklerini, kurtarma ücretinin tamamının davacı donatan tarafından talep edilemeyeceğini, kurtarma ücretinin kaptan ve gemi adamlarına inhisar edecek kısmı bakımından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının verdiği hizmetin çekme hizmeti olduğunu, kurtarma olmadığını, çekme halatı ile Marmaris limanına getirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1301. maddesi gereğince sözleşmenin uyarlanması veya iptal edilmesi gerektiğini, poliçedeki çekme/kurtarma teminatının yıllık 5.000,00 euro ile sınırlı olup talep edilebilecek rakamın bu tutar olabileceğini, bu tutarın da donatan, gemi adamları ve kaptan tarafından garameten paylaştırılması gerekeceğinden teminatın tamamının donatan tarafından istenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının delil olarak dayandığı kurtarma sözleşmesinde iş bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünün tahkim yolu ile çözüleceği maddesi olduğunu, tahkim şartı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, İstanbul ... Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen poliçenin çifte sigorta yasağı nedeni ile geçersiz olduğunu, Güldeniz isimli gezinti teknesinin müvekkili şirket tarafından 31.07.2015-31.07.2016 tarihleri arasında gezinti tekneleri sigorta poliçesi ile sigortalandığını, sigorta bedelinin 2.050.000,00 euro olduğunu, aynı teknenin ... Sigortaya da aynı rizikolar için sigortalandığını, davaya konu tekneye verilen hizmetin kurtarma değil çekme hizmeti olduğunu, davacı tarafından imzalatılan lof belgesinin geçersiz olduğunu, verilen hizmetin kurtarma olduğu düşünülse dahi talep edilen ücretin fahiş olduğunu, sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın kurtarma ücretinden doğan alacak davası olduğu, hükme esas almaya yeterli görülen bilirkişi raporuna göre yapılan eylemin bir kurtarma faaliyeti olduğu, gemi kaptanının da imzaladığı belge ile bunu kabul ettiği, davalı vekilinin kaptanın bu belgeyi bilmeden imzaladığı iddiasının dinlenebilecek bir iddia olmadığı, yapılan hizmetin gece yarısı motor arızası yaşayan bir teknenin güvenli şekilde limana getirilmesi olduğu, yapılan hizmette alınan riskin ve harcanan emeğin az veya çok oluşunun, bu hizmetin kurtarma hizmeti olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, diğer taraftan bu hizmet, mesleki kurtarma olup kurtarmaya katılanların bundan pay almasının söz konusu olmayacağı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kurtarma gibi büyük değerlere sahip tekneler için verilen istisnai ve zor bir hizmetin, 5.000,00 euro gibi bir rakam olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, davalının bu iddiasının yerinde görülmediği, Kanun'un kurtarma bedeli konusunda hakime indirme ve iptal yönünde takdir yetkisi verdiği, davacının talep ettiği alacağın dayanaklarını göstermediği, yapılan hizmet bir kurtarma faaliyeti olsa da dosya içerisindeki belgelerden davacının bu faaliyet sırasında büyük bir risk üstlenmediği anlaşılmakla bedelin fahiş olduğu, bilirkişinin bu konuda ücretin yarıya yakınının indirilmesi gerektiğini önerdiği, ancak Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında böyle bir hizmetin 100.000,00-150.000,00 USD civarında bir ücrete yapılacağının bildirildiği, yapılan hizmetin niteliği, geçirilen zaman, hizmetin verildiği teknenin cinsi ve değeri göz önüne alınarak dosyada delillendirilmiş en düşük bedel olan 100.000,00 USD'nin kurtarma bedeli olarak belirlendiği, (dava tarihi itibariyle 1 USD= 0.89 euro, 0.89x100.000,00 USD=89.000,00 euronun uyap sisteminden alınan kur karşılığı 271.503,40 TL'dir), kaptanın ve tekne acentesinin bu ücretten sorumlu olmadığı, ... Sigorta'nın ise çifte sigorta yasağı kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın tekne maliki, donatanı ve sigorta ettireni yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... Ltd. ve ... Sigorta yönünden 271.503,40 TL üzerinden kısmen kabulüne, bu tutarın anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı .... vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle davaya konu kurtarma sözleşmesini imzalayan gemi kaptanı donatan adına hareket ettiğinden ve donatanın da tahkim itirazı bulunmadığından davalı ... şirketlerinin tahkim itirazları ve buna ilişkin istinaf taleplerinin yerinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince, davacının verdiği hizmetin kurtarma hizmeti olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişiden aldırılan raporun denetime elverişli ve açık olduğu, gerek dosyada bulunan kurtarma sözleşmesinden gerekse de dosyaya sunulan diğer delillerden, dava konusu teknenin motor arızası yaparak sürüklenmesi nedeni ile yardım talep edildiği, bunun üzerine davacı tarafın gemiyi Marmaris Limanı'na güvenli bir şekilde getirdiği, gemi kaptanının imzaladığı sözleşmede verilen hizmetin kurtarma hizmeti olduğunu kabul ettiği, bilirkişi raporunda da eylemin kurtarma hizmeti olduğunun ortaya konulduğu, dolayısıyla davacı tarafça yapılan hizmetin çekme değil kurtarma hizmeti olduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafın verdiği hizmet karşılığı ücret talep etmekte haklı olduğu, davacı ile gemi kaptanı arasında yapılan sözleşmede, bir ücret belirlenmediği, ancak para birimi olarak euro belirlendiği, bilirkişi raporunda kurtarma ücretinin fahiş olduğu, yarı oranında indirilmesi gerektiğinin belirtildiği, taraflarca bir ücret belirlenmediğinden Mahkemece Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden böyle bir hizmetin ne kadara yapılabileceğinin sorulduğu, gelen yazı cevabında 100-150 bin USD civarında bir ücrete yapılacağı bildirilmekle Mahkemece 100.000,00 USD euroya çevrilip TL olarak bu miktara hükmedildiği, taraflarca bir ücret kararlaştırılmadığından Mahkemenin gerekçesine ve takdirine göre tespit edilen ücrette bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı ...'nın sözleşmesinde sigorta süresi 30.07.2015-30.07.2016 tarihleri arası, ... Sigorta sözleşmesinde ise 31.07.2015-31.07.2016 tarihleri arası olarak belirtildiği, davalı ... sözleşmesinin priminin 03.08.2015 tarihinde sigorta ettiren tarafından ödendiği, ... Sigorta'nın düzenlediği poliçede, "10 gün içinde prim ödenirse sigortacının sorumluluğu poliçenin başlangıç tarihinden başlar" şeklinde düzenleme bulunduğundan prim de 4 gün içerisinde ödendiğinden ... Sigorta'nın poliçesinin geçerli olduğu, sigortanın sorumluluğunun 30.07.2015 tarihinden itibaren başladığı, ... Sigorta'nın poliçesinde ise aynı tarihleri kapsar şekilde aynı riziko teminat altına alındığından ve ... Sigorta sözleşme yapılırken ... Sigorta'nın poliçesinden haberdar olduğu ispatlanamadığından çifte sigorta hükümleri uygulanacağından ... Sigorta'nın poliçesinin geçersiz olduğu, İlk Derece Mahkemesince ... Sigorta'nın 2.000.000,000 euro limiti içinde sorumluluğunu kabulde bir isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça 02.12.2015 tarihinde sunulan dilekçe ile dava dilekçesinde 2 numaralı davalı olarak belirtilen davalıya karşı atiye bırakılan dava ile ilgili davalıya geri almayı kabul edip etmediğinin sorulmaması doğru değil ise de, sonuca etkisi olmadığından kaldırma gerekçesi yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı .... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kurtarma ücretinden doğan alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle fiziki dava dosyası içinde bulunan ve UYAP sisteminde kayıtlı olan davacı tarafa ait istinaf dilekçesinde, alacağın euro olarak talep edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince Türk Lirası üzerinden hüküm kurulduğunun açıkça istinaf sebebi yapılmamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının ve davalı ....'nin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalılardan ...., ... Sigorta A.Ş. ve ...'a verilmesine, keza takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ....'den alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı