Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/6177 E., 2025/217 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6177 E., 2025/217 K. (16.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6177
Karar No
2025/217
Karar Tarihi
16.01.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2023/6177 E. , 2025/217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2010/542 Esas, 2023/260 Karar HÜKÜM : Asıl dava kabul, karşı dava ret, birleşen dava kısmen kabul BİRLEŞEN DAVA: Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/371 E. ve 2017/310 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.01.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri pazarı konaklama sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili tarafından 15.09.2010 tarihinde yapılan hesap tetkikinde, davalının, gönderdiği müşteriler nedeni ile 23.07.2010 tarihinden sözleşmeye göre müşteri girişinden önce peşin ödemesi gereken ama kasten ve kötü niyetli olarak ödemediği 384.229,69 USD müşteri konaklama borcu bulunduğunu, müşteri girişlerine göre peşin ödeme yapılmaması nedeniyle davalının kesin vadeye bağlanmış bu borç için müşteri giriş tarihlerinde temerrüde düştüğünü, bu borcun ödenmesi gerektiğinin davalı şirkete 17.09.2010 tarihinde şifai 19.09.2010 tarihinde de yazılı olarak bildirildiğini, ancak davalı şirketin ödeme yerine 19.09.2010 tarihinde müşterilerini otelden geri çekme yoluna girdiğini, davalının 19.09.2010 tarihi itibarı ile müşterileri otelden erken çekmesi sebebiyle bu müşterilere ait konaklanmayan gün bedelleri olan 24.963,34 USD'nin 384.299,69 USD konaklama borcundan mahsup edildiğini, davalı şirketin yine aynı tarih itibarı ile 359.336,29 USD bakiye borcunun kaldığını ileri sürerek 359.336,29 USD konaklama borcunun temerrüt tarihinden itibaren bu döviz cinsine göre devlet bankalarınca bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen mükellefiyetlerine ve sözleşmenin 6. maddesine göre 170'er adet odayı her iki otelde davalı şirketin kullanımına hazır tutarak sözleşme şartlarına titizlikle riayet ettiğini, aynı hassasiyetin davalı şirket tarafından gösterilmediğini, 2.325.338,00 USD eksik edim gerçekleştirildiğini, sözleşmenin 7.3. maddesi gereğince her iki otel için ödenen toplam 500.000,00 USD ön ödemenin ve davalı şirketin alacağı olan 64.388,25 USD'nin davalı şirketin eksik edim dolayısıyla oluşan toplam 2.325.338,00 USD borcundan mahsup edilmesi sonucunda davalı şirketin davacı şirkete 1.760.949,70 USD borcu kaldığını ileri sürerek anılan bu alacağın ihtarnameler tarihinden itibaren bu döviz cinsine devlet bankalarınca bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA 1.Asıl davada davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında imzalanan 21.03.2010 tarihli kontenjan sözleşmesinin "faturaların ödenmesi" başlıklı 9. maddesinde, "otellere bildirilen rezervasyonlara ait ödemelerin tamamı, en geç müşteri girişinden önce proforma fatura karşılığında ilgili banka hesabına USD olarak naklen yapılacaktır" hükmünün yer aldığını, bu nedenle davacının gönderdiği proforma faturalarına istinaden müvekkilinin konaklama ücretlerini müşteri girişinden önce nakten davacıya ödediğini, nakit ödemeleri dışında sözleşmenin 7.3. maddesi uyarınca 20.05.2010 tarihinde davacıya 500.000,00 USD depozito ödendiğini, davacının müvekkilinin ödemede temerrüde düşmediği 277.436,45 USD konaklama bedeli alacaklarının nakit ödenen depozit bedelinden mahsup edilmesinden sonra müvekkili şirketin borçlu değil aksine 222.563,56 USD alacaklı olduğunu savunarak davacının 227.436,45 USD alacağının 20.05.2010 tarihinden bu güne kadar uhdelerinde tuttukları 500.000,00 USD nakit depozitten mahsubuna karar verilmesini istemiş, karşı dava olarak ise, davacının alacağının mahsubundan sonra bakiye 222.563,56 USD alacaklarının 20.05.2010 tarihinden itibaren bankaların bir yıl vadeli USD'ye uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte, 100.000,00 USD manevi tazminatın 16.09.2010 tarihinden itibaren bankaların bir yıl vadeli USD'ye uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, davacının gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağının tahsiline ilişkin olup taraflar arasında 31.03.2010 tarihinde akdedilen otel konaklama sözleşmesine dayandırıldığını, maddenin açık hükmüne göre sezon sona ermeden davalının kaç geceleme yapıp yapmadığının tespitinin mümkün olmadığını, başka bir ifade ile davacının no-show bedeli talep edebilmesi için sezonun sona ermesi gerektiğini, garanti tutarının aylık, haftalık gibi kısa sürelere bağlanmadığını, açıkça "tüm sezon" ifadesinin kullanıldığını, davalının gerçekleştirdiği geceleme sayılarında eksik geceleme bulunmadığını savunarak konu hakkında uzman bilirkişilerce inceleme yapılmasını istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 08.05.2022 tarihli talimat aracılığı ile aldırılan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, birleşen davada bozma öncesinde 2013/485 E. sayılı dosyadan karar verildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/7730 E. sayılı ilamı ile " Davacı vekili, dava dilekçesinde toplam alacağından 564.388,25 USD düşerek 1.760.949,70 USD olarak talep ettiğini bildirmiş, bilirkişi heyet raporunda farklı yöntemlerle tablolar halinde davacının no show alacağı ayrı ayrı hesaplanmış, mahkemece “Tablo 1” deki hesaplama benimsenerek davacı alacağının 1.195.407,50 USD olduğu saptanmış olduğuna göre, dava dilekçesinde davacının alacağından düştüğünü belirttiği miktar (564.388,25 USD), saptanan miktardan düşülmek suretiyle bakiye alacağa hükmedilmesi gerekirken, daha fazla alacağa hükmedilmesi talep aşımı niteliğindedir. Öte yandan, taraflar arasında Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/542 Esasında kayıtlı konaklama bedeline ilişkin dava ve karşılık dava mevcut olup, davalar arasında irtibat bulunduğundan, her iki davanın birleştirilerek görülmesinin düşünülmemesi de isabetsizdir. " hususlarına değinildiği, bozma ilamına uyulup işbu asıl dosya ile birleştirildiği nazara alınarak uyulan bozma ilamı doğrultusunda birleşen dosyada hüküm kurulduğu, asıl dosyada ise taraf şirketlerin tüm faturaları, ticari defterleri, dökümanları incelenerek denetime ve karar vermeye elverişli, özellikle açıklayıcı 08.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, davacı tarafın dava dilekçesindeki talep sonucu ile bağlı kalındığı, davalı tarafın karşı davası yönünden de yine aynı raporda alınan hesap raporuna göre davalı tarafın herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı, manevi olarak herhangi bir zararlarının olmadığı, keza bu zararlarını dosya kapsamı itibari ile ispat edemedikleri gerekçesiyle asıl davada, davanın kabulü ile 359.336,29 USD'nin ihtarnamelerin tebliğ tarihi olan 14.09.2010'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın ve manevi tazminat talebinin reddine, birleşen davada, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 631.019,25 USD'nin ihtarnamelerin tebliğ tarihi olan 14.09.2010'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiş, asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalı vekili birleşen davadaki yargılama giderleri bakımından tashih talep etmiş olup Mahkemenin 19.07.2023 tarihli ek kararı ile tashih talebinin reddine karar verilmiş, bu ek karar da asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl, karşı ve birleşen davalar, taraflar arasında akdedilen konaklama sözleşmesinden ve bu sözleşme ile bağlantılı sözleşmelerden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle asıl ve birleşen davada hükmolunan miktarlar bakımından uygulanmasına karar verilen yasal faizin, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi hükmü uyarınca uygulanacak faiz olarak anlaşılacak olmasına göre asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Asıl davada, Mahkemece alınmasına karar verilen harcın peşin harçtan mahsubundan sonra kalan kısmın Hazine'ye gelir kaydına şeklinde karar verilmesi gerekirken davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi birleşen davada, yargılama gideri olarak belirlenen kısım bakımından davalı aleyhine maddi hata ile fazla miktara hükmolunmuş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca asıl davada davalı, karşı davada davacı, birleşen davada davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ( Asıl Dava Yönünden; 2-) bendinde yer alan "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkartılarak yerine “davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına" ibaresinin yazılması, birleşen dava ile ilgili hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "260.041,13 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "13.438,82 TL" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davanın davacısından alınarak asıl ve birleşen davanın davalısına verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı