Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2025/905 E., 2025/5093 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/905 E., 2025/5093 K. (27.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/905
Karar No
2025/5093
Karar Tarihi
27.03.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/905 E. , 2025/5093 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/348 E., 2024/137 K. İlk Derece Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I- DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı müvekkilinin şoför olarak çalışmakta iken ... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığına 16.06.1986 tarihinde üye kaydı yaptırdığını ancak davacının yasal olarak başlaması gereken Bağ-Kur sigortalılığının bu tarih itibariyle başlamadığını, davacının ... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığına kayıt tarihi olan 16.06.1986 tarihinden 10.08.2005 tarihine kadar süre için Bağ-Kur Sigortalı sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının açtığı davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2021 tarih, 2020/64 E., 2021/237 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2021 tarih, 2021/3123 E., 2021/1721 K. Sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... davacının vergi kaydı dışındaki 16.06.1986-26.03.1997 arasına ilişkin olarak oda-sicil kaydı yönünden faaliyet araştırması yapılmaması hatalı olup, 1479 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, davacının, kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için, davacıya maddi delilleri olup olmadığı sorularak, varsa bunları mahkemeye sunmak üzere davacıya önel verilmeli, davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının nasıl olduğu, davacının işyerine ilişkin emniyet, trafik sicili, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırılmalı, oda aidatı ödeyip ödemediği, davacı adına düzenlenen dava konusu döneme ilişkin varsa trafik cezası tutanaklarının celbi, vergi kayıtlarına ilişkin işe başlama ve yoklama kayıtları celp edilerek, vergi ve odadaki kaydın gerçek bir çalışmaya ilişkin olup olmadığı; hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, yine davacının Af Kanun'ları kapsamında geçmişe yönelik prim ödemeleri araştırılıp, sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre/süreler kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı ...'nün 16.06.1986- 03.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü ile talep edilen tüm sürenin hüküm altına alınması gerektiğini, kısmen red kararı verilerek aleyhe yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d38a6b4f52d8f0b8 23d1c72ea28f214a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı