10. Hukuk Dairesi 2025/8285 E. , 2025/11505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1721 E., 2025/344 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Espiye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/135 E., 2024/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde çalışırken 05.01.2015 tarihinde iş kazası geçirerek yaralandığını, davalı işverenin iş kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, iş kazası nedeniyle çalışma gücünü kaybettiğini belirterek, 200.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya dair hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000,00TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 17.5.2022 tarihli dilekçe ile 1.663.007,03 TL olarak arttırmış, 27.3.2024 tarihli dilekçe ile de 5.842.541,60 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda davacının kusurlu olduğunu, dosya kapsamında davacının maluliyet oranına ilişkin bir belge mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.872.541,60 TL maddi tazminatın olay tarihi 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının 27.03.2024 tarihli ikinci bedel artırım dilekçesine itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından belirlenen maluliyet oranıyla Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen oran arasında fahiş fark bulunmakla, maluliyet artışının sebebi araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporuna esas alınan ücretin doğru belirlenmediğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Anayasa'nın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28. maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi de.. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklindedir. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ya Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472) Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde maddi zararın 5.842.541,60 TL olarak belirtildiği, davacı vekilinin 27.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 5.842.541,60 TL olarak ıslah ettiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında "Bilirkişi raporunda, ... %81 oranında bağlanma varsayımına göre hesaplanan PSD değerinin tenzil edilmesi halinde 5.842.541,60 TL sürekli iş göremezlik zararı olacağı hesaplanmıştır." denildikten sonra aşağıda ".. davacının bu kaza nedeniyle maddi zararı 5.872.541,60 TL olduğu, dosya içeriği 25.03.2024 tarihli hesap raporunun olaya uygun, açıklayıcı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir" denilerek gerekçe bölümünün içeriğinde ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, ayrıca davacının talebini, maddi tazminat yönünden 5.842.541,60 TL olarak ıslah ettiği gözetildiğinde, talep aşılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Mahkemece yapılacak iş, çelişkilerden arındırılmış bir gerekçe oluşturmak ve bu gerekçeye ve davacının talebine uygun bir karar vermekten ibarettir. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebep gözetilerek davalı vekilinin bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.