10. Hukuk Dairesi 2025/7734 E. , 2025/8950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1820 E., 2025/566 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/543 E., 2024/373 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilinin tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2000'li yılların başından 28.04.2017 tarihine kadar davalı şirket bünyesinde çalıştığını, şimdi ise dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş. bünyesinde çalıştığını ve aylık brüt gelirinin 30 bin liranın üzerinde olduğunu, davacının 15.06.2014 tarihinde yaşadığı iş kazası nedeniyle sağ avut içinde derin kesikler ve kırıklar meydana geldiğini, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 250.000,00 TL manevi tazminatın 15.06.2014 olan kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı şirket ve... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkilinin işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak, özen yükümlüğü doğrultusunda hareket ettiğini, dava konusu somut olayda hukuka aykırı bir eylemi bulunmayan müvekkilinin manevi zarar iddiasına muhatap kılınmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın talep ettiği tazminat miktarının da afaki ve fahiş bulunduğunu, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını belirterek, davacının tüm iddia ve taleplerinin esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-)Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 2.683.740,03 TL maddi tazminatın 15.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-) Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın 15.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesi ile özetle; müvekkil şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, Yargıtayın ilke karalarında, yargılama aşamasında davacı tarafça benimsenen bilirkişi raporu sonrası bir bozma halinde bozma sonrası asgari ücretteki artışların dikkate alınmaması gerektiğini ve hesap devrelerinin ileri çekilemeyeceğini, dosya kapsamında alınan ve Mahkemece hükme esas alınan rapor 10.03.2023 tarihinde düzenlenmiş olup, dolayısıyla bu tarih itibari ile bilinen en son asgari ücret 8.506,80 TL net ücret olduğundan bozma sonrası yapılacak hesaplamada pasif dönem hesabında da hesaplamanın son bilinen net asgari ücret olan 8.506,80 TL'den yapılması gerektiğini, kaldırma sonrası yapılacak hesaplamada pasif dönem hesabında 11.402,32 TL net asgari ücretin esas alınması Yargıtay ilke kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, iş kazası geçiren işçinin kaza sonrasında iş yerinden ayrılması halinde hangi ücretin dikkate alınması gerektiği de maddi tazminat hesabının yapılmasında önem arz etmektedir. Yargıtay ilke kararlarında işverenin sorumluluğunun kendi iş yeri koşullarına göre belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Sigortalının yada iş kazasında ölüm halinde hak sahiplerinin açtıkları maddi tazminat davalarında maddi zarar kazalının gerçek net ücreti üzerinden yapılacak hesaplama ile belirlenmelidir. Zararın belirlenmesinde sigortalı işçinin hesaba esas alınacak ücreti büyük önem taşır. Zira, hesap tarihine kadar bilinen ücretlerden, hesap tarihinden sonraki dönem için ise son ücreti baz alınarak bilinen dönem zararı hesaplanacak, gelecek dönem zararın da hükme en yakın tarihteki son ücretinin gelecek yıllar için iskontolama yapılarak bulunacaktır. Bu nedenle maddi tazminat davalarında ücretin belirlenmesi öncelikle halledilmesi gereken ön meseledir. 3.Kural olarak yukarıda da değinildiği gibi işçi niteliksiz bir iş yapmakta ise hesaplama asgari ücretten yapılır. Eğer işçinin iş yerinde kaza anında usta, şef veya başkaca nitelikli bir eleman olarak çalıştığı ispatlanıyor ise talebi üzerine ücretinin ilgili meslek kuruluşlarından sorulması ve buraca belirtilen emsal ücrete göre hesaplama yapılması gerekmektedir. İşverenin ödediği ücret bazen işçinin de imzasını taşıyan ücret bordroları ile belgelenmiş olabilir. Bu durumda işçinin niteliğine, tecrübesine göre kendisine uygun bir ücret ödendiği anlaşılıyor ise bu belgeye dayanarak hesaplama yapılır. Aksi halde ilgili meslek kuruluşlarından işçinin yaşı, kıdemi, niteliği belirtilerek emsal ücret araştırmasının yapılması gereklidir. İşçi toplu iş sözleşmesine tabi ise bununda hesaplama sırasında göz önünde tutulması yine kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece gözetilmelidir. Kaza tarihi itibariyle asgari ücret alan işçinin ileride kıdemli ve usta işçi olarak daha yüksek ücretle çalışacağı ihtimaline göre hesap yapılamaz. Sigortalının veya onun ölümü halinde hak sahiplerinin açtıkları maddi tazminat davalarında sigortalının zararı kaza anındaki gerçek net ücreti üzerinden hesaplanmalıdır. İşçinin kazalandığı yerdeki son ücreti belli ise bilinmeyen dönemdeki diğer ücretleri bu son ücretinin asgari ücrete oranlanması ile tespit edilmelidir. 4.Dosya kapsamında kayıt ve belgelere göre; davacının % 32 sürekli iş göremezlik oranı ile dava konusu kaza olayında davalı işveren şirketin % 90 kusurludur. Ancak maddi zararın tespiti için alınan bilirkişi raporunda davacının davalı iş yerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı iş yerindeki ücreti ve bordroları dikkate alınarak zararın tespiti cihetine gidilmiş olması usul ve aykırı olmuştur. 5.Yukarıda açıklandığı üzere iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında hesaplama kazalının "olay (iş kazası) tarihindeki gerçek net ücreti üzerinden" yapılmalıdır. Kazalı sonradan daha yüksek bir ücret ile bir başka yerde çalışmaya başlasa bile bu sonraki ücreti hesaplamada dikkate alınamaz. Benzer durum davacının kaza anında daha yüksek bir ücret alıyorken sonrasında daha azını almaya başlaması hali için de geçerlidir. Buna göre kazalı sonradan daha az bir ücret ile çalışmaya devam etse bile maddi zararı yine kaza anında bilinen ve daha fazla olan ücreti üzerinden yapılmalıdır. 6. Somut olaya geldiğimizde; davacının davalı şirkette çalışmakta iken 15.06.2014 tarihinde iş kazası meydana geldiği, davacının davalı şirkette Nisan/2017 tarihine kadar çalıştığı işten ayrılırken de sendika üyesi olduğu bilinmektedir. Buna göre mahkemece yapılacak iş, davacının dosya içerisinde olmayan davalı iş yerinde çalıştığı döneme ait Haziran 2014 Temmuz 2016 tarihleri arasındaki bordrolarının getirtilerek bilinen döneme ilişkin ücret hesabında bordrolara göre hesaplama yapılması ayrıca her ne kadar bilinen dönem sonu 31.12.2023 tarihi olsa da son hesap rapor (10.03.2023 tarihli hesap raporu) tarihinden sonra temmuz 2023 yılındaki asgari ücret değişikliği dikkate alınmadan davacının bordrolarına (davalı iş yerinde çalıştığı Nisan 2017 tarihine kadar olan bordrolar) ve Mart 2023 yılına kadar davalı iş yerinde uygulanan TİS hükümlerine göre davacının ücretinin tespit edilerek bilinen dönemin hesaplanması ve davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hakların gözetilmesinden ibarettir. 7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4fd7036aa34562f2 9c42e6736c26d557