Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/4719 E., 2025/6657 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4719 E., 2025/6657 K. (24.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4719
Karar No
2025/6657
Karar Tarihi
24.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/4719 E. , 2025/6657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/264 E., 2024/180 K. İlk Derece Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yurtdışı borçlanmasının 25.01.1981 tarihinden ileriye doğru maledilmesini, 28.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını ve maletmeye göre yükseltilecek aylığın ve fark aylıkların faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini, ıslahla 11.512,88 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarih, 2017/208 E., 2018/107 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2019 tarih, 2018/1853 E., 2019/2234 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...davacının 31.10.2012 tarihinde yurtdışı sürelerinden çalışılan ve boşta geçen süreleri borçlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurumun günlük 10.032 prime esas günlük kazanç üzerinden 6996 gün ve 70183,87 lira olan tahakkuku 31.12.2012 tarihli yazı ile davacının Almanya adresine gönderdiği, davacının 18.3.2013 tarihinde 50.300,00 lira (5013 gün) ödediği, 20.3.2013 tarihinde Kuruma verdiği dilekçesi ile 6996 günlük tahakkuktan emekliliği için yeterli süreyi ödediğini belirterek tahakkukun ödemesine göre düzeltilmesi talebinde bulunduğu, 21.3.2013 tarihinde bulunduğu tahsis talebinin 15.4.2013 tarihli yazı ile davacının Almanya rant sigortasına ilk giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesi nedeniyle yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddedildiği, 1.4.2013 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, aylık bağlanmaması üzerine 19.9.2013 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, davalı Kurumun bu talebe cevaben 26.9.2013 tarihli yazı ile davacının 17.4.2013 tarihinde yeniden borçlanma talebinde bulunduğundan bahisle ilgili servisin 31.10.2012 tarihli borçlanma talebinin iptali yönünde dilekçe istendiğinin ancak henüz cevap alınmadığının belirtildiği, dolayısıyla davacının borçlanma gün sayısına ilişkin düzeltme talebinin borçlanma talebinin iptaline ilişkin bir talep olarak değerlendirildiği , hizmet günü “0” gösterilerek tahsis talebinin reddedildiği, davalı Kurumun talebi üzerine davacı vekili tarafından 28.10.2013 tarihinde verilen ve herhangi bir süre ve gün belirtilmeyen borçlanma talep dilekçesine “not: 31.10.2012 tarihli dilekçenin iptalini arz ve talep ederim” yazıldığı, bu talebe karşılık davalı Kurum tarafından 13.12.2013 tarihli yazı ile bu defa 10,896 lira prime esas günlük kazanca göre hesaplanan 25.1.1981-1.2.2012 tarihleri arasında 6996 gün ve 76228,43 lira bedelli tahakkukun gönderildiği, davacının bu tahakkukun iptali ile Almanya’da işe başladığı tarih olan 25.1.1981 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespiti talebiyle 20.12.2013 tarihinde açtığı davada, henüz borçlanma ile ilgili niza bulunmadığından borçlanma ile ilgili talebin usulden reddine, sigorta başlangıcının 25.1.1981 olduğunun tespitine karar verildiği, kararın 21. Hukuk Dairesinin 15.1.2015 tarihli onama kararı ile kesinleştiği, davacının 9.4.2015 tarihli dilekçesi ile kesinleşen ilam ve ödediği borçlanma gereği yaşlılık aylığının ilk tahsis talebine göre bağlanmasını talep ettiği, 14.5.2015 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talep formunu sunduğu, davalı Kurumun 1.5.2015 tarihinden itibaren 4616 gün borçlanma ve 24 gün 4/a sigortalılık süresi olmak üzere toplam 4640 gün üzerinden 506 sayılı Kanun Geçici 81/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağladığı, davacının 17.8.2015 tarihinde Kuruma verdiği dilekçe ile borçlanma ödemesinin 5000 gün olduğunu, 1.4.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinden bu tarihten itibaren aylığın faiziyle ödenmesi talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 28.12.2015 tarihli yazısı ile davacının Almanya çalışmalarının 31.12.2014 tarihine kadar devam etmesi nedeni ile 19.9.2013 tarihli tahsis talebine istinaden aylık bağlanamadığını, 17.4.2015 tarihli tahsis talebine istinaden 1.5.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını bildirdiği, davacının 19.2.2016 tarihli dilekçesi ile 12.5.2015 tarihli Almanya hizmet belgesini sunarak 21.3.2013 tarihi itibariyle Almanya’da sigortalı olmadığı ve aylık başlangıcının değiştirilmesi talebinde bulunduğu, talebin 25.2.2016 tarihli yazı ile reddedildiği, 4.4.2016 tarihinde yeniden aynı talepte bulunduğu, 25.4.2016 tarihli Kurum yazısı ile sigortadan muaf cüz’i çalışmanın kesin dönüş şartına engel olduğunun belirtilerek talebin yeniden reddedildiği, davacının 13.3.2017 tarihli dilekçesi ile 25.1.1981 tarihinden itibaren borçlanmanın maledilmesi ve 28.10.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması, maletmeye uygun olarak yaşlılık aylığının hesaplanması ile ödenmeyen aylıkların faizleriyle ödenmesi talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 24.3.2017 tarihli yazısı ile 22.3.2013 tarihli tahsis talebine istinaden kesin dönüş şartı yerine gelmediğinden aylık bağlanamayacağının bildirildiği, talebin reddi üzerine eldeki davanın açıldığı, ilk derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Davacı, 25.1.1981 sigorta başlangıç tarihine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluşumunda 506 sayılı kanunun 60/A/a maddesinin sigorta başlangıç tarihindeki yürürlük şekline tabi olup bu düzenlemeye göre yaşlılık aylığı bağlanması için 50 yaş ve 5000 gün yeterlidir. Davacının Türkiye’de 2.7.2012-25.7.2012 tarihleri arasında 24 gün 4/a kapsamında sigortalılık süresi, 31.10.2012 tarihinde yurtdışı çalışma sürelerini borçlanma talebinde bulunarak, 31.12.2012 tarihli yazı ile bildirilen tahakkuku 5013 gün olarak 18.3.2013 tarihinde süresinde ödemesi nedeniyle toplam 5037 gün 4/a kapsamında sigortalılık süresi ve dava dilekçesine göre 28.10.2013 tarihli yaşlılık aylığı tahsisi talep tarihinde 50 yaşında olması nedeniyle tahsis koşullarını gerçekleştirmiş olup 1.11.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisine hak kazanmıştır. Ne var ki dosya içerisine alınan 12.5.2015 tarihli yurtdışı çalışma kayıtlarına göre 1.11.2013 tarihinden sonra 1.5.2014-31.12.2014 tarihleri arasında sigortadan muaf cüz’i çalışma nedeniyle kesin dönüş yapılmadığı anlaşıldığından, davacının fark aylık ödenmesine ilişkin talebi bu dönemin dışlanmasına göre değerlendirilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının 01.11.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının tespitine, davacının 01.11.2013-30.04.2014 ve 01.01.2015-30.04.2015 tarihleri arasındaki mahrum kaldığı yaşlılık aylıklarının müstahak olduğu tarihlerden itibaren dava tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanan toplam 11.512,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 01.05.2014-31.12.2014 tarihlerine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yurtdışı borçlanmasının 25.1.1981 tarihinden ileriye doğru maledilmesini, 28.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını ve maletmeye göre yükseltilecek aylığın ve fark aylıkların faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini, ıslahla 11.512,88 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12aca58ac3619351 629cfb3acf14e363 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/4719 E. , 2025/6657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/264 E., 2024/180 K. İlk Derece Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yurtdışı borçlanmasının 25.01.1981 tarihinden ileriye doğru maledilmesini, 28.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını ve maletmeye göre yükseltilecek aylığın ve fark aylıkların faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini, ıslahla 11.512,88 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarih, 2017/208 E., 2018/107 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2019 tarih, 2018/1853 E., 2019/2234 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...davacının 31.10.2012 tarihinde yurtdışı sürelerinden çalışılan ve boşta geçen süreleri borçlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurumun günlük 10.032 prime esas günlük kazanç üzerinden 6996 gün ve 70183,87 lira olan tahakkuku 31.12.2012 tarihli yazı ile davacının Almanya adresine gönderdiği, davacının 18.3.2013 tarihinde 50.300,00 lira (5013 gün) ödediği, 20.3.2013 tarihinde Kuruma verdiği dilekçesi ile 6996 günlük tahakkuktan emekliliği için yeterli süreyi ödediğini belirterek tahakkukun ödemesine göre düzeltilmesi talebinde bulunduğu, 21.3.2013 tarihinde bulunduğu tahsis talebinin 15.4.2013 tarihli yazı ile davacının Almanya rant sigortasına ilk giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesi nedeniyle yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddedildiği, 1.4.2013 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, aylık bağlanmaması üzerine 19.9.2013 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, davalı Kurumun bu talebe cevaben 26.9.2013 tarihli yazı ile davacının 17.4.2013 tarihinde yeniden borçlanma talebinde bulunduğundan bahisle ilgili servisin 31.10.2012 tarihli borçlanma talebinin iptali yönünde dilekçe istendiğinin ancak henüz cevap alınmadığının belirtildiği, dolayısıyla davacının borçlanma gün sayısına ilişkin düzeltme talebinin borçlanma talebinin iptaline ilişkin bir talep olarak değerlendirildiği , hizmet günü “0” gösterilerek tahsis talebinin reddedildiği, davalı Kurumun talebi üzerine davacı vekili tarafından 28.10.2013 tarihinde verilen ve herhangi bir süre ve gün belirtilmeyen borçlanma talep dilekçesine “not: 31.10.2012 tarihli dilekçenin iptalini arz ve talep ederim” yazıldığı, bu talebe karşılık davalı Kurum tarafından 13.12.2013 tarihli yazı ile bu defa 10,896 lira prime esas günlük kazanca göre hesaplanan 25.1.1981-1.2.2012 tarihleri arasında 6996 gün ve 76228,43 lira bedelli tahakkukun gönderildiği, davacının bu tahakkukun iptali ile Almanya’da işe başladığı tarih olan 25.1.1981 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespiti talebiyle 20.12.2013 tarihinde açtığı davada, henüz borçlanma ile ilgili niza bulunmadığından borçlanma ile ilgili talebin usulden reddine, sigorta başlangıcının 25.1.1981 olduğunun tespitine karar verildiği, kararın 21. Hukuk Dairesinin 15.1.2015 tarihli onama kararı ile kesinleştiği, davacının 9.4.2015 tarihli dilekçesi ile kesinleşen ilam ve ödediği borçlanma gereği yaşlılık aylığının ilk tahsis talebine göre bağlanmasını talep ettiği, 14.5.2015 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talep formunu sunduğu, davalı Kurumun 1.5.2015 tarihinden itibaren 4616 gün borçlanma ve 24 gün 4/a sigortalılık süresi olmak üzere toplam 4640 gün üzerinden 506 sayılı Kanun Geçici 81/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağladığı, davacının 17.8.2015 tarihinde Kuruma verdiği dilekçe ile borçlanma ödemesinin 5000 gün olduğunu, 1.4.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinden bu tarihten itibaren aylığın faiziyle ödenmesi talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 28.12.2015 tarihli yazısı ile davacının Almanya çalışmalarının 31.12.2014 tarihine kadar devam etmesi nedeni ile 19.9.2013 tarihli tahsis talebine istinaden aylık bağlanamadığını, 17.4.2015 tarihli tahsis talebine istinaden 1.5.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını bildirdiği, davacının 19.2.2016 tarihli dilekçesi ile 12.5.2015 tarihli Almanya hizmet belgesini sunarak 21.3.2013 tarihi itibariyle Almanya’da sigortalı olmadığı ve aylık başlangıcının değiştirilmesi talebinde bulunduğu, talebin 25.2.2016 tarihli yazı ile reddedildiği, 4.4.2016 tarihinde yeniden aynı talepte bulunduğu, 25.4.2016 tarihli Kurum yazısı ile sigortadan muaf cüz’i çalışmanın kesin dönüş şartına engel olduğunun belirtilerek talebin yeniden reddedildiği, davacının 13.3.2017 tarihli dilekçesi ile 25.1.1981 tarihinden itibaren borçlanmanın maledilmesi ve 28.10.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması, maletmeye uygun olarak yaşlılık aylığının hesaplanması ile ödenmeyen aylıkların faizleriyle ödenmesi talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 24.3.2017 tarihli yazısı ile 22.3.2013 tarihli tahsis talebine istinaden kesin dönüş şartı yerine gelmediğinden aylık bağlanamayacağının bildirildiği, talebin reddi üzerine eldeki davanın açıldığı, ilk derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Davacı, 25.1.1981 sigorta başlangıç tarihine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluşumunda 506 sayılı kanunun 60/A/a maddesinin sigorta başlangıç tarihindeki yürürlük şekline tabi olup bu düzenlemeye göre yaşlılık aylığı bağlanması için 50 yaş ve 5000 gün yeterlidir. Davacının Türkiye’de 2.7.2012-25.7.2012 tarihleri arasında 24 gün 4/a kapsamında sigortalılık süresi, 31.10.2012 tarihinde yurtdışı çalışma sürelerini borçlanma talebinde bulunarak, 31.12.2012 tarihli yazı ile bildirilen tahakkuku 5013 gün olarak 18.3.2013 tarihinde süresinde ödemesi nedeniyle toplam 5037 gün 4/a kapsamında sigortalılık süresi ve dava dilekçesine göre 28.10.2013 tarihli yaşlılık aylığı tahsisi talep tarihinde 50 yaşında olması nedeniyle tahsis koşullarını gerçekleştirmiş olup 1.11.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisine hak kazanmıştır. Ne var ki dosya içerisine alınan 12.5.2015 tarihli yurtdışı çalışma kayıtlarına göre 1.11.2013 tarihinden sonra 1.5.2014-31.12.2014 tarihleri arasında sigortadan muaf cüz’i çalışma nedeniyle kesin dönüş yapılmadığı anlaşıldığından, davacının fark aylık ödenmesine ilişkin talebi bu dönemin dışlanmasına göre değerlendirilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının 01.11.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının tespitine, davacının 01.11.2013-30.04.2014 ve 01.01.2015-30.04.2015 tarihleri arasındaki mahrum kaldığı yaşlılık aylıklarının müstahak olduğu tarihlerden itibaren dava tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanan toplam 11.512,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 01.05.2014-31.12.2014 tarihlerine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yurtdışı borçlanmasının 25.1.1981 tarihinden ileriye doğru maledilmesini, 28.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını ve maletmeye göre yükseltilecek aylığın ve fark aylıkların faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini, ıslahla 11.512,88 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12aca58ac3619351 629cfb3acf14e363 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı