10. Hukuk Dairesi 2025/3321 E. , 2025/9443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/31 E., 2023/399 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/145 E., 2022/604 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı S.S. ...Kooperatifi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ve davalı S.S. ...Kooperatifi vekili istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı S.S. ...Kooperatifi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'nun davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı firmanın çalışanı olarak asıl işveren diğer davalıya ait sitede çalışırken 01.04.2018 tarihinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği, davalı sitenin oldukça geniş bir alana kurulu olduğu, üstelik sitede görev alan güvenlik görevlilerinin tek başlarına yaya olarak devriye attığı, dolayısıyla bir kişinin devriyeyi tamamlamasının oldukça uzun sürdüğü, bu nedenle müteveffanın da zamanında fark edilmediği, müdahalede geç kalındığı, aynı anda ikişer üçer kişilik gruplar halinde devriye atılmış olsaydı veya ginger dediğimiz elektrikli bisikletler verilmiş olsaydı müteveffanın düştüğünde görüleceği, hemen müdahale edileceği ve bu elzem olayın yaşanmayacağı, müteveffanın ağır çalışma koşullarında gündc 12 saat ve üzerinde hem de İş Kanunu'nun öngördüğü ara dinlenmeler kullandırılmaksızın çalıştırıldığı, sürekli eleman eksikliğinden dolayı hafta tatillerini dahi kullanamadan çoğu zaman ayın 30 günü çalışmak zorunda kaldığı, üstelik çalıştığı süre boyunca davalılar tarafından işyerinde herhangi bir sağlık taraması ve kontrolü yaptırılmadığı, işyeri hekiminin bulunmadığı, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir eğitim verilmediğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP Davalı S.S. ...Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurda ikame ettiği davanın usul ve esas açısından haksız ve hukuksuz olduğunu, reddi gerektiğini, müvekkilinin kooperatif güvenlik işini ihale ile güvenlik firmalarına verdiğini, diğer davalı ... Güvenlik firmasına ihale yolu ile işin bütününü verdiğini, bu sebeple müvekkili kooperatifin, hem üst bir işveren sıfatı olmaması sebebi ile hem de davacının hiçbir şartta kendi çalışanı olmaması sebebi ile sorumluluğu bulunmadığından öncelikle husumet açısından açılan davanın reddini talep ettiklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığından çalışma koşulları hakkında bilgi sahibi olmadığını, ancak diğer davalıdan aldığı bilgi doğrultusunda, güvenlik elemanlarının İş Kanunu'na uygun olarak vardiyalı çalıştırıldığını ve izinlerini kullandığının öğrenildiğini, müvekkili kooperatif davacının işvereni olmadığından, davacının koşullarını belirleme yetkisine sahip olmadığını, ancak kooperatif alanında, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun koşulların sağlandığını, bu sebeple SGK tarafından hazırlanan raporlarda, işçi sağlığı ve güvenliğine aykırı eylemi bulunmadığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkili kooperatifin bir kusuru bulunmadığını, bunun SGK raporu ile sabit olması sebebi ile somut olayda kusuru bulunmadığından, davacının haksız ve hukuksuz davasının reddi gerektiğini, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini beyanla, müvekkili kooperatif ile hiçbir irtibatı bulunmayan davanın öncelikle müvekkili kooperatif yönünden husumet açısından reddini, zamanaşımı itirazlarının kabulünü, müvekkili kooperatifin kusuru olmaması sebebi ile haksız ve dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...1-açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2- 410.973,01 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine, 3- 31.659,67 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine, 4-56.968,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine 5- 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine 6-25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine 7- 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine 8-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine,.." şeklinde karar vermiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı S.S. ...Kooperatifi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine... " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı S.S. ...Kooperatifi vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatife husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili kooperatifin güvenlik görevlisi çalıştırmadığını, güvenlik işinin ihale yoluyla anahtar teslimi olarak güvenlik hizmeti aldığını, diğer davalı ile müvekkili arasında alt işveren - üst işveren ilişkisi bulunmadığının tartışmasız olduğunu, davada gerektiği şekilde kusur incelemesi yapılmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyada bulunan SGK’nın Müfettiş Raporunda müvekkilinin kusursuz olduğu ve müteveffanın ölümünün iş kazası olmadığının tespit edildiğini, bu tespitin dosyadaki kusur raporu ile çeliştiğini, müteveffanın ağır bir iş yapmadığını, dosya içeriğinde kendisinin zorlandığına ilişkin herhangi bir veri olmadığını, farazi olarak zorlamalı yorumlarla tamamen tabii ve öngörülemez ölüm nedeni için gerek müvekkiline gerekse diğer davalı güvenlik firmasına fahiş kusur yüklendiğini, buna karşın şeker hastalığını işverenden gizlemiş olan müteveffaya çok cüzi bir kusur verildiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere de 2 gün gündüz, 2 gün gece, 2 gün de dinlenme şeklinde çalışıldığını, bu durumda tanık beyanlarında belirtildiği gibi gündüz vardiyasında devriye atılmadığı dikkate alındığında müteveffanın haftada sadece 2 gün gece vardiyasında devriye atmakta olduğunu, bu çalışma koşullarının kimse için yorucu olmadığının tartışmasız olduğunu, dosyada mevcut kamera görüntülerinden de müteveffanın son derece rahat bir şekilde düz yolda açık havada yürüdüğünün hiç bir kaygı taşımadığının stresli olmadığının görüldüğünü, müteveffanın sakin bir halde yürürken fenalaştığını, hiçbir dış etken söz konusu olmadığını, Müvekkili kooperatifin iş organizasyonuna dahili bulunmasa da tanık beyanlarında deklere edilen çalışma düzeninden çalışma koşullarının ağır ve yorucu olmadığının ortada olduğunu, atfedilen kusurun bu sebeple kabul edilemeyeceğini, dosyada dinlenen tanıkların işyerinde 6 ayda bir sağlık kontrolü yapıldığını beyan ettiğini, davalı tanıklarının ifadelerinun de bu yönde olduğunu ve sağlık kontrollerinin yapıldığını beyan ettiklerini, davacılara SGK tarafından bağlanan aylığın yoksun kalınan kazanç miktarından tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, davalıların SGK'dan gelir elde ederken hiçbir gelir elde etmeyecek gibi müvekkilinden gelir kaybını tazmin etmesinin düşünülemeyeceğini, davacının ücretinin dayanaksız olarak gerçek ücretinin çok üzerinde hesaplandığını, fahiş tazminat hesabı yapıldığını, davacının ücretinin hatalı değerlendirildiğini, davacının aldığı ücretin resmi kayıtlarda yer aldığı şekilde olduğunu, davacıya ayrıca yol ve yemek olarak ilave bir ücret ödenmediğini, aldığı ücretin içinde ödendiğini, banka kayıtları ve tanık beyanları ile örtüşen imzalı bordroların dikkate alınmadığını, bunun yerine afaki rakamlar esas alınarak alternatif hesaplama yapıldığını, tamamen dayanaksız yapılan ikinci seçenek hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişinin yaptığı hesaplamaların dayanaksız olduğu gibi mahkemece de bilirkişi raporunda ikili hesaptan niye yüksek olana itibar edildiğinin açıklanmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Bilindiği üzere geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. 6.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanun'unun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. 7. Hal böyle olunca, hükme esas alınan kusur raporunun, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da bedensel faktörler olarak etkili olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği ve bu durumun olayın uygun illiyet bağını oluşturabileceği veya kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği, hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. 8. Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. 9. Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. 10. Bu açıklamalar doğrultusunda; somut olayda, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, her ne kadar mahkemece kalp krizi neticesinde ölüm sonucunun ortaya çıkmasında alınan kusur raporunda özel güvenlik şirketine kusur verilme sebebi olarak bu derece de damar daralması olan bir hastanın şikayetlerinin bilinmemesinin mümkün olmadığı, işveren tarafından bilinmesi gerekçe gösterilmiş olup sigortalının rahatsızlığı ile ilgili işverene yapmış olduğu şikayet olup olmadığı, işveren tarafından periyodik muayenelerinde tıbbi sonuçların bir hekim tarafından görülmesi halinde sigortalının kalp rahatsızlığının anlaşılıp anlaşılmayacağı hususu araştırılmalı, ayrıca asıl işveren konumunda S.S. ...Kooperatifi'nin sigortalının sağlık durumu ile ilgili herhangi bir araştırma yükümlülüğü bulunmaması nedeniyle kalp krizinden kusurlu olamayacağının gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 11. O halde kusur oranlarının tespiti açısından Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen araştırma sonucunda iş yeri hekimliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile ilgili iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile temyiz etmeyen davacılar vekili ve davalı ... Hizmetleri Limited Şirketi yönünden davalı S.S. ...Kooperatifi lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı S.S. ...Kooperatifi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fc35d2f028ba99cd da96beab30d01ad0