10. Hukuk Dairesi 2025/1379 E. , 2025/5366 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1500 E., 2024/2118 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/39 E., 2024/105 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacınınn 01.03.1999 tarihinden askerlik nedeniyle iş akdini fesih ettiği 31.01.2002 tarihine kadar kesintisiz olarak ...'nin yanında sigortalı olarak çalıştığını, daha sonra 01.10.2005 tarihinde yeniden davalı yanında işe başladığını ve 31.07.2015 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin davalı yanında 01.03.1999 tarihinde işe başlamasına rağmen sigorta girişinin 01.12.1999 tarihinde yapıldığını beyanla davacının 01.03.1999 ile 01.12.1999 tarihleri arasında davalı işverenlik hizmetinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresinin Darıca olduğunu, yetkili Mahkemenin Gebze İş Mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet tespiti talebi, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının hizmetlerinin eksik bildirildiğine ilişkin iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iki dönem halinde çalışması, tespitini istediği sürenin ilk dönemin başlangıcına ait olması, ilk dönemin sona erdiği tarihten itibaren 31.12.2007 tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde hizmet tespiti davasının açılmamış olması gerekçeleri ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı nazara alınarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı işverenlik nezdinde 01.03.1999 tarihinde işe başlamış olmasına rağmen sigortalılığı 01.12.1999 tarihinde Kuruma bildirilmiş olduğundan 01.12.1999 tarihi öncesi çalışmaların birleşen blok çalışma sebebiyle hak düşürücü süreye uğramadığının açık olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.03.1999 ile 01.12.1999 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 09.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından Kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır. Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir. 506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Kesintili çalışma halinde de yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır. Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurumun kendi kusurundan yaralaması düşünülemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98, 23.04.2004/21-369-371 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Somut olayda da davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçip geçmediği araştırılmadan, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde değildir. Kararın eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ad21e706209a630a 0b8ed5f05bed158f