10. Hukuk Dairesi 2024/9552 E. , 2025/5007 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat iskelesinin çökmesi sonucu 25 metre yüksekten düşerek yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin talep haklar saklı kalmak kaydı 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 01.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 162.036,19 TL ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türkiye ile Türkmenistan arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle 506 sayılı Kanun gereği Türkiye sınırları dışında meydana gelen iş kazasının sosyal güvenlik mevzuatı açısından iş kazası olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Ankara 12. İş Mahkemesinin bu konuda emsal kararı bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/504 Esas sayılı dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde çalışırken geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle yaralandığı ve çalışma gücünü %16,2 nispetinde kaybettiği, görevsiz mahkemede alınan kusur raporuna göre davacının %15 oranında davalı işverenin ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespitinin yapıldığı, yine görevsiz Mahkemede alınan aktüerya raporuna göre ise davacının geçici iş göremezlik zararının 2383,34 TL sürekli iş göremezlik zararının 752,75 TL olduğu, alınan bu raporların somut uyuşmazlığı çözmeye elverişli ve yeterli olduğu değerlendirmesi yapılarak mahkememizde usul ekonomisi açısından yeniden rapor alınmadığı, davacının dava açmakta haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerektiği yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuş ..." gerekçesiyle, Davanın kabulü ile 162.036,19 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 25.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde,hesap raporunun hatalı olduğunu,pasif dönemde asgari ücrete göre değil davacının son aldığı ücret üzerinden hatalı şekilde hesap yapıldığını,işverenin kusurlu olmadığı,ücret hesabına fazla çalışma ücretinin de dahil edilmiş olamsının hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi hükümleridir. 1.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının davalı işverenin Türkmenistan'da yapımını sürdürdürdüğü inşaat işyerinde alçı sıva ustası olarak çalıştırılmak üzere topluluk sigortası ile 17.11.2011 tarihinde Türkmenistan'a gönderilen davacı- kazalı, 25.04.2012 tarihinde sıva işi ile ilgili iskele üzerinde çalışırken iskele tekerlerinden birinin kırılması üzerine zemine düşerek yaralanması şeklinde meydana geldiği, İlk Derece Mahkemesince 2012/300 Esas 2013/1057 Karar sayılı ve 19.07.2013 tarihli kararıyla Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/504 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği, 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 02.04.2014 tarihli kusur raporunda davalının %85 davacının %15 kusurunun olduğu tespiti yapıldığı, yine 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan aktüerya raporuna göre de davacının geçici iş göremezlik zararının 2383,34 TL, sürekli iş göremezlik zararının 159.752,75 TL olmak üzere toplam 162.036,19 TL olarak tespit edildiği, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/504 Esas 2014/680 Karar sayılı ve 25/12/2014 tarihli kararı ile davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/21004 Esas 2016/14763 Karar sayılı ve 06.12.2016 tarihli kararı ile davacının davalı işverene ait Türkmenistan ülkesindeki iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemi bulunduğundan davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği halde işi esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesine usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozulduğu,dosyanın tekrar İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, İşbu mahkeme tarafından yağılan yargılama sırasında Kurum tarafından mahkemeye, iş kazasına ilişkin tahkikatın devam ettiği,bu aşamada 20.05.2019 tarihli ünite komisyon kararı ile kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği ve henüz tahkikat raporu olmadığından sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği yönünde bilgi verildiği, Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin Kurum tarafından işlemlerinin yapılması ve sonuçlanması beklenmeden, yine yeniden kusur ve hesap raporu alınmadan Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespitlere göre karar verildiği anlaşılmıştır. 2. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 3. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 4. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 5. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 6. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 7.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 9.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, hükme dayanak olarak alınan kusur ve hesap raporu Asliye Hukuk Mahkemesinde genel hükümlere göre kusur ve hesap raporu alındığı,öte yandan davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının henüz tespitinin yapılmadığı anlaşılmakla, mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranını tespit ettirerek bunun sonucunda yukarıda belirtilen ilkelere uygun kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kazanın oluşuna uygun bir rapor alarak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilmek, akabinde alınacak hesap raporu ile davacının maddi zararı tespit edilerek, usulü kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 246883754797b9f1 4238ec38ceb3a4df This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/9552 E. , 2025/5007 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat iskelesinin çökmesi sonucu 25 metre yüksekten düşerek yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin talep haklar saklı kalmak kaydı 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 01.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 162.036,19 TL ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türkiye ile Türkmenistan arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle 506 sayılı Kanun gereği Türkiye sınırları dışında meydana gelen iş kazasının sosyal güvenlik mevzuatı açısından iş kazası olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Ankara 12. İş Mahkemesinin bu konuda emsal kararı bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/504 Esas sayılı dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde çalışırken geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle yaralandığı ve çalışma gücünü %16,2 nispetinde kaybettiği, görevsiz mahkemede alınan kusur raporuna göre davacının %15 oranında davalı işverenin ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespitinin yapıldığı, yine görevsiz Mahkemede alınan aktüerya raporuna göre ise davacının geçici iş göremezlik zararının 2383,34 TL sürekli iş göremezlik zararının 752,75 TL olduğu, alınan bu raporların somut uyuşmazlığı çözmeye elverişli ve yeterli olduğu değerlendirmesi yapılarak mahkememizde usul ekonomisi açısından yeniden rapor alınmadığı, davacının dava açmakta haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerektiği yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuş ..." gerekçesiyle, Davanın kabulü ile 162.036,19 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 25.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde,hesap raporunun hatalı olduğunu,pasif dönemde asgari ücrete göre değil davacının son aldığı ücret üzerinden hatalı şekilde hesap yapıldığını,işverenin kusurlu olmadığı,ücret hesabına fazla çalışma ücretinin de dahil edilmiş olamsının hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi hükümleridir. 1.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının davalı işverenin Türkmenistan'da yapımını sürdürdürdüğü inşaat işyerinde alçı sıva ustası olarak çalıştırılmak üzere topluluk sigortası ile 17.11.2011 tarihinde Türkmenistan'a gönderilen davacı- kazalı, 25.04.2012 tarihinde sıva işi ile ilgili iskele üzerinde çalışırken iskele tekerlerinden birinin kırılması üzerine zemine düşerek yaralanması şeklinde meydana geldiği, İlk Derece Mahkemesince 2012/300 Esas 2013/1057 Karar sayılı ve 19.07.2013 tarihli kararıyla Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/504 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği, 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 02.04.2014 tarihli kusur raporunda davalının %85 davacının %15 kusurunun olduğu tespiti yapıldığı, yine 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan aktüerya raporuna göre de davacının geçici iş göremezlik zararının 2383,34 TL, sürekli iş göremezlik zararının 159.752,75 TL olmak üzere toplam 162.036,19 TL olarak tespit edildiği, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/504 Esas 2014/680 Karar sayılı ve 25/12/2014 tarihli kararı ile davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/21004 Esas 2016/14763 Karar sayılı ve 06.12.2016 tarihli kararı ile davacının davalı işverene ait Türkmenistan ülkesindeki iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemi bulunduğundan davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği halde işi esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesine usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozulduğu,dosyanın tekrar İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, İşbu mahkeme tarafından yağılan yargılama sırasında Kurum tarafından mahkemeye, iş kazasına ilişkin tahkikatın devam ettiği,bu aşamada 20.05.2019 tarihli ünite komisyon kararı ile kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği ve henüz tahkikat raporu olmadığından sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği yönünde bilgi verildiği, Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin Kurum tarafından işlemlerinin yapılması ve sonuçlanması beklenmeden, yine yeniden kusur ve hesap raporu alınmadan Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespitlere göre karar verildiği anlaşılmıştır. 2. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 3. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 4. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 5. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 6. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 7.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 9.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, hükme dayanak olarak alınan kusur ve hesap raporu Asliye Hukuk Mahkemesinde genel hükümlere göre kusur ve hesap raporu alındığı,öte yandan davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının henüz tespitinin yapılmadığı anlaşılmakla, mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranını tespit ettirerek bunun sonucunda yukarıda belirtilen ilkelere uygun kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kazanın oluşuna uygun bir rapor alarak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilmek, akabinde alınacak hesap raporu ile davacının maddi zararı tespit edilerek, usulü kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 246883754797b9f1 4238ec38ceb3a4df ... ...