10. Hukuk Dairesi 2024/920 E. , 2025/342 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/174 E., 2023/2463 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/554 E., 2022/779 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.06.2005 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve malul kaldığını, Ankara 12. İş Mahkemesinin 2013/21 Esas sayılı dosyasında bu durumun ispat edildiğini, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca maluliyetin %67 oranında tespit edildiğini, Ankara 12. İş Mahkemesinde %37 oran üzerinden karar verildiğini, iş bu Mahkeme dosyasının ise zamanaşımına maruz kalmamak için %67'lik oran için açıldığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 100.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın faizleri ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının daha önce Ankara 12. İş Mahkemesinin dosyasında tespit edilen %37 oranındaki maluliyete itiraz etmediğini, bu nedenle %67 maluliyet üzerinden tazminat istemesinin usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, fark tazminat için Yargıtay'ın görüşleri de dikkate alındığında önce SGK'ya başvuru yapması, daha sonra dava yolunu denemesi gerektiği, ancak davacının başvuru yapmadığını, Ankara 20. İş Mahkemesinde açılan tespit davasınında usulsüz olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının herhangi bir maddi tazminat alacağının kalmadığını, manevi tazminatının ise bölünemeyeceğini, sonradan manevi tazminat talebinin değiştirilemeyeceğini, davacının 12.07.2015 tarihinde emekli olduğunu, bu hususun dikkate alınması gerektiğini beyanla haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle dava konusu uyuşmazlığın iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının maddi tazminatının hesabı yapılırken davacının emeklilik tarihi olan 15.07.2015 tarihinin dikkate alınması gerektiği, dosyaya kazandırılmış 12.09.2022 tarihli SGK Batman Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü yazısından da anlaşıldığı üzere davacıya yapılan fiili ödeme tutarlarının toplam 120.944,70 TL olduğu, söz konusu miktarın %67 maluliyet oranına denk gelen fiili ödeme tutarı olduğu, bu nedenle %30 fark maluliyet için 120.944,70 TL üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 54.154,34 TL'lik kısmının ödenmiş olduğunun (120.944,70/67*30=54.154,34TL) tespit edildiği, ancak davacıya 15.07.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığının bağlanması nedeniyle gelirin yarıya düştüğü, bu hususta dikkate alındığında 54.154,34 TL tutarın yarısı olan 27.077,17 TL'nin dikkate alınması ile bilirkişi tarafından 09.08.2022 tarihinde tespit edilen %30 fark maluliyet ilişkin hesaplanan 298.588,97 TL'den yaşlılık aylığı bağlanması ve gelirin yarıya düşmüş olması ile gelirin yarıya düştüğü tarihe kadarki %50 fazla ödeme olan 27.077,17 TL'nin mahsubu ile davacının ödenmemiş gerçek zararının 271.511,80 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 177.642,57 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği, davacının olaydan duyduğu üzüntü ve elem derecesi, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaşı, bedensel bütünlük veya vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasız olup bu objektif ölçüler ve tarafların olaydaki kusur durumları göz önüne alındığında, takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili ileri sürdüğü istinaf sebeplerinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olan 10.06.2005 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın da az olduğunu iddia ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ileri sürdüğü istinaf sebeplerinde özetle; davacının Ankara 36. İş Mahkemesinin 2016/619 E. sayılı dosyasında %37'lik maluliyet oranını kabul ederek bu oran doğrultusunda karar verilmesini istediğini, bu nedenle müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca maddi tazminat hesaplanırken pasif devrenin 70 yaşına kadar hesaplanması gerekirken 75 yaşına kadar hesaplanmasının isabetsiz olduğunu, Mahkemece kabul edilen kusur oranlarının da yerinde olmadığını, diğer taraftan Ankara 36. İş Mahkemesinin 2005/1479 E. sayılı dosyasında davacı tarafça 40.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, Mahkemece manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiğini ve bu hükmün Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2014/18759 E. 2015/8184 K. sayılı kararıyla onandığını, dolayısıyla davacının artık manevi tazminat talep edemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesince manevi tazminata hükmedilmesinin manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırı olduğunu, kaldı ki davacıya TİS kapsamında 8.041,45 TL ödeme yapıldığını, maddi tazminat hesabında yapılan ödemenin de dikkate alınmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...eldeki davada davacı tarafça 10.06.2005 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili Ankara 12. İş Mahkemesinde görülen davada 40.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Ankara 36. İş Mahkemesinin 24.02.2016 tarih, 2016/619 E., 2016/70 K. sayılı kararı ile 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.03.2017 tarih, 2016/11703 E., 2017/2029 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmektedir. ATK Başkanlığı Genel Kurulunun 16.01.2014 tarihli kararında ile davacının sürekli iş göremezlik derecesinin iş kazasının gerçekleştiği tarih olan 10.06.2005 tarihinde E cetveline göre %67 olduğu oybirliği ile mütalaa olunmuş, iş kazası sonrası gelişen ve değişen bir durumdan bahsedilmemiştir. Bu durumda davacının Ankara 12. İş Mahkemesinde açtığı dava ile talep ettiği 40.000,00 TL manevi tazminatın Ankara 36. İş Mahkemesinin 24.02.2016 tarih, 2016/619 E., 2016/70 K. sayılı kararı ile hüküm altına alarak kesimleştiği, manevi tazminatın bölünemeyeceği ve bir defada istenebileceği ilkesi çerçevesinde, aynı iş kazasına ilişkin yeniden manevi tazminat talebinde bulunulamayacağı dikkate alınarak, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle istinaf ilamında usuli kazanılmış hak değerlendirmesinin hatalı yapıldığını da beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c0a57d18df474efe 4bd57f915e7b9ae9