Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/878 E., 2025/3287 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/878 E., 2025/3287 K. (04.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/878
Karar No
2025/3287
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/878 E. , 2025/3287 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalılar ...Yön. Tic. A.Ş. ile ... vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 05.05.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP 1.Davalı... Yönetimi Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, bu nedenle sigorta şirketlerine yaptıkları başvuruların şartları oluşmadığından reddedildiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından İSG eğitimlerin verildiği ve kişisel koruyucu ekipmanlarının verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır. 2.Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, olayın iş kazası olmadığını, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, diğer davalı ...'nın %100 kusurlu olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabul, maddi tazminat yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, maddi tazminat talebine ilişkin davada ilgili sigorta şirketi tarafından 2015 yılında davacı tarafa ödeme yapıldığı anlaşıldığından, ödeme tarihindeki veriler ile yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması gerektiğinden ve dolayısıyla hesap bilirkişisi tarafından 2015 yılındaki asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama isabetli olduğundan, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusuna itibar edilmediği, somut olayda, alkollü şekilde araç kullanarak ve kullandığı aracın hızını yol durumuna göre ayarlamayarak dava konusu kaza olayının oluşumuna sebebiyet veren davalılardan araç sürücüsü ...'nın ağır kusurlu olduğu açık olmakla birlikte; yol üstünde çalışmak durumunda olan davacının, işini emniyetli şekilde yerine getirebilmesi için trafik akışının kısıtlanmasına ve kontrollü şekilde trafiğin devam etmesine yönelik gerekli tedbirleri almayan davalı şirket ile davalı Belediyenin de az da olsa kusurlu olduklarının kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun düştüğü, bu kapsamda, davalı şirket ile davalı ...'nin %10'ar kusurlu olduğu tespitini içeren 03.10.2016 tarihli teknik bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerekirken araç sürücüsü davalı ...'nın ağır kusurunun diğer davalılar yönünden illiyet bağını kestiğine yönelik kabulün dosya kapsamına uygun olmadığı, aynı yöne temas eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen yerinde olduğu gerekçesiyle; A-Davacı vekilinin istinaf sebepleri kısmen yerinde olup, Mahkeme kararının kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu, ancak mevcut delil durumuna göre yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca Mahkeme kararının kaldırılmasına, B-Davanın maddi tazminat talepleri yönünden her bir davalı yönünden ayrı ayrı reddine, C-Davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 1-Davacı ... için 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı ... için 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacı ... için 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı ... için 100,000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Maddi ve manevi tazminat takdirinde davalı işverenlerin kusur ve sorumluluğunun eksik ve hatalı hesaplandığını, b. Davalıların ıslah edildiği şekilde %45 kusurlu oldukları göz önüne alınarak hesap bilirkişisinin raporu doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, 23.11.2020 tarihli ıslah dilekçesinde, 03.10.2016 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki kusur oranları doğrultusunda 30.10.2020 tarihli aktüerya bilirkişisinin hazırlamış olduğu maddi tazminat hesabında 4. seçenek hesaplamasının hükme esas alınmasının talep edildiğini, mahkeme her ne kadar 4. seçenek maddi zarar hesaplamasını da dikkate aldığını belirtmişse de yanlış hüküm kurduğunu, c. Mahkemenin dosyada mübrez 07.12.2015 tarihli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi 2015/1451 E. sayılı dosyasında ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme tarihini dikkate alarak maddi zarar hesaplaması yaptığını, ancak, dosya kapsamında bulunan 30.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda aslında Yargıtayın yerleşik içtihatı haline gelmiş tazminat hesaplamalarının en son yasal asgari ücrete göre hükme en yakın tarih olması gerekliliğine göre bir hesaplama yapıldığını, ancak mahkemenin ödeme tarihine göre yapılan hesaplamayı hükme esas aldığını, bu sebeple yerel mahkemenin kararının kaldırılarak maddi zarar hesaplaması tarihinin hükme en yakın tarihdeki asgari ücret artışına göre yapılması gerektiğini, d. Manevi tazminat tutarlarının davacıların yaşadıkları acıyla kıyaslanamayacak kadar az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kusursuz olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ...Yön.Tic.A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kusursuz olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalılar ...Yön.Tic.A.Ş. ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacılar vekilinin reddedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacılar vekilinin reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar ...Yön. Tic. A.Ş. ve ... vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davacılar vekilinin reddedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 3.Davacılar vekilinin reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgili davalılara iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı