10. Hukuk Dairesi 2024/7364 E. , 2025/5873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/81 E., 2023/668 K. Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... Ağır Sanayi İnş. ve Taah. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalılara ait işyerinde 12.07.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda sürekli iş gücü kaybına uğradığını belirterek 5000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminata yönelik talep miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda 109.299,80 TL olarak artırmış, ayrıca 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.06.2016 tarihli 2016/96 Esas- 2016/224 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 109.299,80 TL maddi tazminatın ve 10,000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata yönelik fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.03.2018 tarihli kararıyla, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş " kaza tarihinden önce davacı işçiye banka kanalıyla yapılmakta olan maaş ödemelerine ilişkin kayıt ve belgelerin dosyaya getirtmek, aynı zamanda davacının yaptığı kaynakçı ustalığı işi dikkate alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TÜİK ve ilgili meslek odalarından, sendika üyesi işçi olması halinde ise bağlı bulunduğu sendikadan yapmış olduğu iş ile ilgili alabileceği ücreti araştırmak, aynı zamanda davalı tarafça kaza tarihinden sonra davacıya yapılan ödemelerin ifaya dönük olup olmadığını değerlendirmek, ifaya ilişkin olmasının kabulü halinde tazminat alacağından indirmek, ifa amacı taşımayan maaş ödemesi veya sosyal yardım amacıyla yapılan ödeme niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise tazminat alacağından tenzil etmeden maddi tazminat alacağını belirlemek" gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 18.02.2020 tarihli 2018/161 Esas -2020/88 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulü ile, 45.674,20 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 29.03.2022 tarihli kararı ile davalı ... Ağır Sanayi İnş. ve Taah. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin yasal temyiz süresi geçtikten sonra verildiği anlaşıldığından temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine karar verildikten sonra, davacı ve davalı ... (... ...) vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede " uyulan bozma kararı gereklerine uygun olarak davacıya kaza tarihinden önce davalı işveren tarafından banka kanalıyla yapılmakta olan maaş ödemelerine ilişkin kayıt ve belgeler var ise (özellikle davalı adına açıldığı anlaşılan ... Bankası, Tuzla Şubesi ... nolu banka hesabına dair kaza öncesi maaş ödemelerini gösterir hesap ekstresini) dosyaya getirtmek, bu belgelerle beraber dosya kapsamındaki emsal ücret araştırmalarını dikkate alarak, davacının olay tarihinde yaptığı “kaynakçı ustalığı” işine uygun olarak alabileceği ücreti belirlemek, öte yandan, kaza tarihinden sonra işveren tarafından yapılan ödemelerin davacı tarafça “maaş niteliğinde olduğu ve açıkça ifaya yönelik olduğu kabul edilmemesine” karşın hangi gerekçe ile Türk Borçlar Kanun'un 55. maddesi kapsamında ifaya yönelik ödeme olarak kabul edildiği (gerekçesi de kararda) açıklanarak maddi tazminat alacağından tenzil edilip edilmeyeceği noktasında bir karar vermek" gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "hesap raporunda davacının emsal ücret araştırmasında bildirilen net ücret miktarı olan 2.715,00 TL ücret ile çalıştığı kabulü ile hesaplama yapılmasının, bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 tablosunun dikkate alınmasının isabetli olduğu, davalı yanca maaş ödemesi adı altında yapılan ve ifaya yönelik olduğu ispat edilemeyen ödemelerin hesaplanan tazminattan indirilemeyeceği, davacının maddi zararının 508.929,69 TL olarak tespit edildiği ancak taleple bağlı kalmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 109.299,80 TL maddi tazminatın ve 10,000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata yönelik fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili; usuli kazanılmış haklar gözetilmeksizin maddi tazminat konusunda daha önce bozma kapsamı dışında kalan kesinleşmiş olan hükmün üzerinde karar verilmesinin hatalı olduğu, kusur raporunda belirtilen kusur oranlarının tanık anlatımlarına ve dosya kapsamına uygun olmadığı, kusur oranları itiraza uğramış ve kabul görmemiş olmasına rağmen bu kusur oranları esas alınarak maddi tazminat hesabı yapılarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya kapsamından; mahkemece verilen ilk karara esas alınan 20.1.2016 tarihli kök raporda davacının tazminat hesabına esas ücretinin davalı tarafından bankaya yapılan ödemelerin ortalamasına göre asgari ücretin 4.88 katı olduğunun kabul edildiği, bakiye ömür süresinin PMF tablosuna göre belirlendiği ve işlemiş devre sonunun 31.12.2016 olarak dikkate alındığı, Mahkemece bu rapor esas alınarak verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, davalıların temyizi üzerine davalıların kusur oranına, asıl-alt işveren ilişkisine dair diğer temyiz itirazları bozma kapsamı dışında bırakılarak, ücreti araştırmak, aynı zamanda davalı tarafça kaza tarihinden sonra davacıya yapılan ödemelerin ifaya dönük olup olmadığını değerlendirmek yönünden kararın bozulduğu, ilk bozma kararından sonra bu defa Esnaf Odası,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TÜİK tarafından bildirilen emsal ücretlerin ortalaması olan asgari ücretin 2.86 katı düzeyinde belirlenen ücret dikkate alınarak tazminatın hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiği, kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine , Dairece ... Ağır Sanayi İnş. ve Taah. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazları yönünden , önceki bozma ilamına uygun araştırma yapılarak davacının olay tarihinde yaptığı “kaynakçı ustalığı” işine uygun olarak alabileceği ücreti belirlemek ve kaza tarihinden sonra işveren tarafından yapılan ödemelerin maddi tazminat alacağından tenzil edilip edilmeyeceği noktasında bir karar vermek gerektiği belirtilerek kararın tekrar bozulduğu, mahkemece, temyiz incelemesine konu son kararda, asgari ücretin 3.37 katı düzeyinde ücrete göre ,bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak belirlendiği ve bilinen dönem sonunun 31.12.2023 olarak esas alındığı 12.10.2023 tarihli hesap raporu esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar, 03.12.2008 T., 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, Mahkemece verilen 01.06.2016 tarihli ilk kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmemiş olduğu gözetilerek 20.01.2016 tarihli bilirkişi raporundaki veriler dikkate alınıp bu raporda işlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan 31.12.2016 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki artışlar yansıtılmadan hesap yapılması gereği gözetilmeksizin ve ilk karara esas alınan hesap raporunda PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömür süresi yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacının ücretinin esnaf ve sanatkarlar odası tarafından bildirilen emsal ücret esas alınarak asgari ücretin 3.37 katı olarak belirlenmesi isabetli bulunduğundan, ilk kararda hükme dayanak kılınan 20.01.2016 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate alıp, bu rapora asgari ücretin 3.37 katını uygulayarak, PMF 1931 tablosuna göre belirlenen bakiye ömür süresine göre ve raporda işlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan 31.12.2016 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret artışlarını rapora yansıtmamak suretiyle davacının maddi zararını tespit etmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları dikkate alarak karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.