10. Hukuk Dairesi 2024/6151 E. , 2025/4159 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... Mühendislik İnşaat ...Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... Mühendislik İnşaat ... Ltd. Şti. vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... İnşaat’ın taşeronluğunu yaptığı ... Büyükşehir Belediyesine ait ...’daki Toplu Konut inşaat alanında kaynak ustası olarak çalışmakta iken 08.03.2008 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda her iki gözünde görme kaybı meydana geldiğini ve malul kaldığını, işverenin işçiye her gün eldiven vermesi gerekirken 3 günde bir vermesi sebebi ile eldivenin parçalandığını, böylece eline oksit bulaştığını, işverenin yeterli işgüvenliği malzemesini temin etmediğini, işverenin 11.03.2008 tarihinde müvekkilinin işine son verdiğini, davacının bu durumu Hastanede vizite kağıdını alınca öğrendiğini, bunun üzerine 02.04.2008 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayet dilekçesi verdiğini, şikayet sonucu işverenin müvekkilinden şikayetini geri alırsa işe yeniden başlatacağını bildirdiğini, müvekkilinin de şikayetini geri aldığını ve bir süre daha davalı işyerinde çalıştığını, bilahare yeniden işine son verildiğini, ... Bölge Çalışma Müdürlüğünün kusuru müvekkiline yüklemiş ise de bunun doğru olmadığını, müvekkilinin 16.05.2008 tarihinde SSK İl Müdürlüğüne başvurarak olayın iş kazası sayılmasını ve iş kazası sigorta kollarından gelir bağlanmasını talep ettiğini, buna rağmen bugüne kadar müvekkiline gelir bağlanmadığını, müvekkilinin olay tarihindeki net gelirinin aylık 900,00.-TL olduğunu beyanla olayın iş kazası sayılarak müvekkilinin maluliyet oranının tesbitine, olay tarihinden itibaren geçici ve sürekli maluliyet geliri bağlanmasına, fazlaya yönelik talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00.-TL geçici ve sürekli maluliyet zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminatın saklı tutulmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Mühendislik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının müvekkili şirkette 16.10.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, 11.03.2008 tarihinde endi isteği ile işten ayrıldığını, müvekkilini Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayet ettiğini, bilahare şikayetinden tekrar vazgeçerek 27.06.2008 tarihinde yeniden işe başladığını ve kendi isteği ile 26.01.2009 tarihinde işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan sonra İş-Kur’dan maaş aldığını, müvekkili şirketin işçilerini İşçi sağlığı ve İş Güvenliği Yönetmeliklerine uygun olarak çalıştırdığını, kendilerine gerekli teçhizat ve malzemelerin verildiğini, izah edilen olayla ilgili olarak müvekkilinin herhangi bir bilgisi bulunmadığını, davacının görme kaybına uğramasına neden olayın müvekkili şirket yetkililerinin eylemlerinden veya kusurundan kaynaklanmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili; davanın Belediyeleri açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, ...’daki Toplu Konut İnşaat işinin gerçekleştirilen ihale sonucunda yüklenici ... Mühendislik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne verildiğini, 24.05.2007 tarihinde anahtar teslim sözleşme imzalandığını, sözkonusu sözleşmenin 18. maddesi çerçevesinde yüklenici tarafındn ... İnşaat Sigortası yaptırıldığını, yine anılan sözleşmenin ilgili maddelerine göre gerekli işgüvenliği önlemlerinin alınmasından yüklenicinin sorumlu olacağının, yüklenicinin kusurlu olduğu hallerde sigortanın ödemediği bedelden idarenin sorumlu tutulamayacağının, çalışanlara gerekli eğitimlerin yüklenici tarafından verileceğinin ve çalışanların kazaya uğramaları halinde talep olunacak tazminattan yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını beyanla davanın Belediye yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili; davacın Kurumlarının ... ss numaralı sigortalısı olduğunu, çalışmalarının ...’de görüldüğünü, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin müdürlüklerinde ... sicil numaralı dosyada işlem gördüğünü, 07.06.2007 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını, olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunun 506 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, sigortalının geçirdiği iş kazasının da işveren tarafından Kuruma bildirilmesi gerektiğini, iş kazasından dolayı gelir bağlanması talep ve iddiasının Kuruma karşı ileri sürülüp müsbet veya mebnfi bir karar alınması ve bundan sonra dava hakkının kullanılması gerektiğini, davalı tarafından bu yola başvurulmadan dava açılmış ise davanın reddi gerektiğini, ayrıca 506 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca zamanaşımı ve hakdüşürücü süre itirazında bulunduklarını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...İstinaf ortadan kaldırma kararından sonra kusur oranının tespiti için dosyamız bilirkişi heyetine tevdii edilmiş bilirkişi heyeti 01.04.2021 tarihli raporu dosyaya sunmuş raporda davalı ... % 70 kusurlu olduğu, davalı ... Başkanlığının kusurunun bulunmadığı, davalı ... Müdürlüğünün kusurunun bulunmadığı, davacı kazazede işçi ...’nın % 30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, itirazlar üzerine dosya aynı heyete tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 28.06.2021 tarihli raporu dosyaya sunmuş raporda davalı ... % 70 kusurlu olduğu, davalı ... Başkanlığının kusurunun bulunmadığı, davalı ... Müdürlüğünün kusurunun bulunmadığı, davacı kazazede işçi ...’nın % 30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, itirazlar üzerine dosya aynı heyete tekrar tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 20.08.2021 tarihli raporu dosyaya sunmuş raporda davalı ... % 70 kusurlu olduğu, davalı ... Başkanlığının kusurunun bulunmadığı, davalı ... Müdürlüğünün kusurunun bulunmadığı, davacı kazazede işçi ...’nın % 30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. ... 9. İş Mahkemesinin 2020/296 Esas (eski 2018/113 Esas) sayılı dosyasında Yargıtay 10. HD'nin 24.09.2020 tarih 2019/4837 Esas - 2020/4959 Karar sayılı bozma ilamı ve ... 9. İş Mahkemesi kararı kusur tespiti yönünden bozulmuş, bozma sonrası alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı ... % 70 kusurlu olduğu, davalı ... Başkanlığının kusurunun bulunmadığı, davacı kazazede işçi ...’nın % 30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyamız kapsamında alınan raporlar ve ... 9. İş Mahkemesinde alınan raporun birbiri ile uyumlu olduğu, dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun, teknik verilere dayalı ve her türlü denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş bu nedenle hükme esas alınmıştır. Davanın iş kazası nedeniyle oluşan maddi zararın tazminine ilişkin olduğu bu bakımdan davada SGK'nın taraf sıfatının bulunmadığı değerlendirilmiş ve adı geçen kurum aleyhine açılan davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmiştir. Yukarıda da izah edildiği ve en son 20.08.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği gibi davalı ... Başkanlığının ihale makamı olduğu ve anahtar teslim usulü diğer davalı ... Mühendislik İnş. San ve Tic. Ltd. Şti.'nden hizmet alımı yaptığı, işin yapım sürecinde herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı bu nedenle davalı ... Belediyesinin davaya konu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiş ve belediye aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir. Davacı ...’nın 08.03.2008 tarihinde davalıya ait işyerinde geçirdiği iş kazası sonucu % 43,2, 02.12.2014 tarihinden sonra % 56 ve 10.10.2018 tarihinden sonra % 47,2 malul olduğu değerlendirilmiştir. Dosyadaki mevcut belge ve bilgilere göre davacının asgari ücretle çalıştığı tespit edilmiştir. Kusur maluliyet oranı, davacının ücretine ilişkin yukarıda yazılı Mahkememiz kabulünden hareketle yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde 24.01.2022 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere davacının Mahkememizce kabul edilen kusur oranı ve 2022 yılı asgari ücret tutarı üzerinden 433.164,77 TL maddi tazminat talep hakkının bulunduğu, ancak davcı vekilinin 02.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 232.710,44 TL üzerinden artırdığı, bozmadan sonra ikinci kez ıslah dilekçesi sunduğu ve bu kez dava değerini 433.167,77 TL ye yükselttiği ancak yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği ikinci ıslah dilekçesine itibar edilemeyeceği (Yargıtay 9 HD'nin 2016/461 Esas - 2019/294 Karar) değerlendirilmiş bu nedenle davacının talebi ile bağlı kalınarak davalı ... Mühendilik aleyhine hüküm kurulduğu.." gerekçesiyle; "1-Davalı ... aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK madde 114/1-d, 115/2 uyarınca husumet yokluğundan usulden reddine, 2- Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, 3- Davalı ... Mühendislik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulü ile 233.710,44 TL maddi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 06.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Mühendislik vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkemece davalı ... Belediyesi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yapım işlerine ait sözleşme ve teknik şartnamede anahtar teslim sözleşme olmadığı ve Belediye ile davalı şirket arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi olduğunun görüleceğini, müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması gerektiğini, yerel Mahkemenin ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceği gerekçesiyle ikinci arttırım dilekçesini reddinin yanlış olduğunu, davacı adına açılan belirsiz alacak davasında alacağın ek rapor ile belirli hale gelmesiyle 2. kez arttırdıklarını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... Mühendislik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkeme tarafından kaldırma kararı doğrultusunda hüküm kurulmadığı gibi delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, istinaf kararı uyarınca yerel Mahkemece alınan kusur raporlarında çelişkilerin giderilmesine yönelik taleplerin değerlendirilmediğini, rücuen tazminat davasının kesinleşmeden hesap raporu aldırılmasının yerinde olmadığını, davacının geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, kusuru ve sorumluluğu kabul etmemekle birlikte hesap raporuna beyan ve itirazlarının değerlendirilmediğini, hatalı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, meydana gelen artışın müvekkili şirketten tahsiline karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Mühendislik firma vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece 03.07.2020 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamından önce verilen hükme esas alınan 11.07.2019 tarihli hesap raporunda dava konusu olayın meydana gelmesinde davanın % 30, davalı işveren ... Mühendislik firmasının %70 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davacının maddi zarar miktarının 247.696,18 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece davacının zararının rapordaki gibi olduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak davacı vekilince anılan rapordan önce sunulan 02.04.2014 tarihli talep arttırım dilekçesinde arttırılan tutar olan 233.710,44 TL üzerinden karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulduğu, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde maddi tazminatın hesap yöntemine bir itirazın bulunmadığı, yalnızca diğer davalılar yönünden verilen ret kararlarının hatalı olduğunun beyan edildiği, yukarıda anılan 03.07.2020 tarihli kaldırma kararı ile istinaf mahkemesince kusur oranlarının tespitinde eksik inceleme yapıldığı yeniden kusur belirlemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece istinaf ilamı üzerine yeniden kusur raporu aldırıldığı aldırılan kusura ilişkin heyet raporunda kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan kusur oranlarının değişmediği, Mahkemece bu kez dosyasının hesap bilirkişisine tevdi edildiği, 24.01.2022 tarihli hesap raporunda diğer verilerin değiştirilmemesine rağmen bilinen dönem sonunun ileriye çekilmesi nedeniyle tazminatın daha fazla pasif dönemde gelir vergisi istisnasının dışlanmayacağının kabulü halinde 1.ihtimalde maddi zarar 433.164,77 TL, gelir vergisi istisnasının dışlanması halinde ise 2.ihtimalde 418.830,62 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince 1.ihtimal üzerinden 08.02.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırdığı, Mahkemece temyize konu kararında 24.01.2022 tarihli hesap raporunda 1.ihtimalde belirlenen maddi tazminat miktarına davacının hak kazandığı ancak kaldırma ilamı sonrası sunulan 08.02.2022 tarihli dilekçenin 2.ıslah dilekçesi niteliğinde olduğundan bahisle kabul edilemeyeceği gerekçesiyle önceki karar gibi 233.710,44 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacının aldırılan 11.07.2019 tarihli hesap raporunda tespit edilen miktar üzerinden karar veren İlk Derece Mahkemesi kararına karşı maddi tazminat alacağının hesap yöntemine itiraz içerir istinaf talebinin bulunmadığı gözden kaçırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden Mahkemesine gönderilmesi üzerine düzenlenen ek raporun hükme dayanak kılınması suretiyle davalı lehine bu yönden oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan; "...Kusur maluliyet oranı, davacının ücretine ilişkin yukarıda yazılı mahkememiz kabulünden hareketle Yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde 24.01.2022 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere davacının Mahkememizce kabul edilen kusur oranı ve 2022 yılı asgari ücret tutarı üzerinden 433.164,77 TL maddi tazminat talep hakkının bulunduğu, ancak davacı vekilinin 02.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 232.710,44 TL üzerinden artırdığı, bozmadan sonra ikinci kez ıslah dilekçesi sunduğu ve bu kez dava değerini 433.167,77 TL'ye yükselttiği ancak yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği ikinci ıslah dilekçesine itibar edilemeyeceği (Yargıtay 9 HD'nin 2016/461 Esas - 2019/294 Karar) değerlendirilmiş bu nedenle davacının talebi ile bağlı kalınarak davalı ... Mühendilik aleyhine açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "ibarelerinin silinerek yerine gelmek üzere," Kusur maluliyet oranı, davacının ücretine ilişkin yukarıda yazılı Mahkememiz kabulünden hareketle Yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde 24.01.2022 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda mahkememizce kabul edilen kusur oranı ve 2022 yılı asgari ücret tutarı üzerinden 1.ihtimalde 433.164,77 TL, 2.ihtimalde 418.830,62 TL maddi tazminat hesaplanmış ise de Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan 11.07.2019 tarihli hesap raporunda zararının 247.696,18 TL olarak tespit edildiği ancak davacı vekilinin 02.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 232.710,44 TL üzerinden artırdığı ve taleple bağlı kalınarak hüküm verildiği, davacı vekilince hükümde belirlenen maddi tazminat miktarına hesap yöntemi yönünden itiraz ve istinafının bulunmadığı gözetilerek davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince 24.01.2022 tarihli rapora itibar edilmeksizin 11.07.2019 tarihli hesap raporu hükme esas alınarak davacının kaza nedeniyle uğradığı maddi zararının 247.696,18 TL olduğu tespiti ile davacının talebi ile bağlı kalınarak davalı ... Mühendislik aleyhine açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgili davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dda44ed21f1b2d05 7855f768236e4963