Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/5992 E., 2025/4157 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5992 E., 2025/4157 K. (13.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5992
Karar No
2025/4157
Karar Tarihi
13.03.2025
Konu
Tazminat, Miras

10. Hukuk Dairesi 2024/5992 E. , 2025/4157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/472 E., 2024/557 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/222 E., 2023/511 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverenin diğer davalı şirketten Buca ... mevkiinde aldığı iş sebebiyle 03.02.2015 tarihinde yapılan çalışmada vinç operatörü olarak çalışmaya başladığını, çalışma esnasında üzerine düşen beton yığını sebebiyle müvekkilin ağır derecede yaralandığını, kaza sonrasında ...Hastanesi’ne kaldırıldığını ve tedavisine bu hastanede devam ettiğini, adı geçen hastaneye iş kazası sebebiyle getirildiği ve 03.02.2015 tarihinde ... Bildirim Formu düzenlendiği bilindiği fakat yapılan harici araştırmalar neticesinde sorumlular hakkında soruşturma başlatılmadığının öğrenildiği, iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği, işverenlerin iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlaması gerektiği, fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak şimdilik 5.000.-TL maddi ve 50.000.-TL manevi olmak üzere toplam 55.000.-TL tazminatın; kazanın meydana geldiği 03.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 21.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarını artırdığı görülmüştür.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: "öncelikle davacı 03.02.2015 tarihinde müvekkilin firmasında işe giriş yaptığı, 23.10.2015 tarihinde işten çıkış yaptığı, bu dönemde SGK raporlu olduğu döneme ilişkin ödemeleri aldığı, müvekkil tarafından defalarca belgeli ve belgesiz olarak ödemeler yapıldığı, müvekkilin üzerine düşen her türlü maddi ve manevi yükümlülüğü yerine getirdiği, iş kazasının davacının kendi kusuruyla oluştuğu, davacının davalı müvekkilin yanında vinç operatörü olarak çalışmaya başladığı, davacı çalışma esnasında kule vinçin betonlarını kulplarını takıp yük mahallinden ayrılması gerekirken iş güvenliğini hiçe sayarak 4 tonluk betonun yanından ayrılmadığı, betonun yerden yükselmesi ile yükün esnediği, bu beton kütlenin yerinden ayrıldığında esneyeceğini tüm operatörlerin bildiği, gerekli özen ve itinayı göstermeyen davacının bacağına çarpan 4 tonluk betonun davacının bacağını kırdığı, davalı müvekkilin iş kazası sonrası her türlü maddi desteği sağladığı, sadece hastane masraflarını karşılamakla kalmayıp hastane çıkışı davacının evinin ihtiyaçlarını karşıladığı, alışveriş yapıp evine bıraktığı, davacıya Mart-Nisan-Mayıs ve Haziran 2015’te toplam 4.595 TL elden para yardımında bulunulduğu, davacının kendi el yazısıyla bu yardımları aldığını kabul ettiği, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundan raporlu olduğu döneme ilişkin ödemelerin davacıya yapıldığı, davacıya manevi olarak da her türlü desteğin verildiği, kaza sonrası davacıya sırt dönmediği hatta davacının hastanede yattığı 15 gün boyunca müvekkilin babası refakatçi olarak yanında kaldığı, davacı hastaneden çıktıktan sonra defalarca ziyaret ettiği, moral verdiği, davacının kısa sürede iyileşerek başka firmalarda sigortalı bazen de sigortasız olarak çalıştığı, bu dönem de dahi müvekkilin iyi niyetini kötüye kullandığı, müvekkilden davalıdan defalarca para almasına ve başka yerlerde çalışmasına rağmen son defasında “para vereceksin, yoksa dava açarım” diyerek aralarındaki iyi niyet ilişkisine son verdiği, bu aşamada davacının işvereni ... olan firmada Ocak-Şubat-Mart aylarında çalıştığı, sonuç olarak davacının davalıya ait firmada çok kısa bir süre çalışmasına rağmen davacının yaptığı iş için gerekli özeni göstermeyerek doğacak riskleri öngördüğü halde kendi kusuruyla iş kazası geçirdiği, davalı müvekkilden her türlü maddi ve manevi desteği almasına rağmen kötü niyet ve tazminat alma kaygısıyla bu davayı açtığı açık olduğu, davacıya sgk dan raporlu olduğu döneme ilişkin ödemelerin dökümlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan celbedilmesi gerektiğini, açıkladıkları nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin haksız davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini” talep etmiştir. 2.Davalı ... Gayrimenkul Geliştirme İnş. ve .... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile diğer davalı arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunmadığı istisna akdi bulunduğu işveren sıfatı bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği ayrıca iş kazasının meydana gelmesinde kusurlarının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıda oluşan maluliyetin % 25,20 oranında olduğu ve kesinleştiği, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ...'ın % 70, diğer davalı şirketin % 0, davacının ise % 30 kusurlu olduğu, iş kazası sonrasında yapılan ödemelerin itfa amacı taşımadığından mahsup edilemeyeceği gerekçesiyle; "Açılan davanın kısmen kabulüne, 545.118,44 TL maddi tazminatın; olay tarihinden (03.02.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın; olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..."tan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı ... Gayrimenkul Geliştirme İnşaat ve ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ye karşı açılan davanın reddine" şeklinde dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içerisinde hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tartışılmadığı yalnızca davacı tanıklarının beyanıyla sonuca varıldığı davalı tanığı olarak gösteren ... ve ...'ın adreslerine tebligat çıkartılıp bila ikmal gelmesi üzerine ihzaren celbine karar verildiği, ancak kararın yerine getirilememesi sonrasında tanık olarak dinlenmekten vazgeçildiği iş kazasının akabinde davacıya yapılan belgeye dayalı ödemenin mahsubu gerekirken itfa amacı olmadığı gerekçesiyle mahsup edilmemesinin hatalı olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin kusurlu olduğu, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş düzeyde olduğu, diğer davalı hakkındaki davanın hangi sebeple reddedildiğinin mahkemece tartışılmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı sigortalının davalı işveren ... (...) ünvanlı firmada “Vinç Operatörü” olarak çalıştığı, kazanın gerçekleştiği 03.02.2015 tarihinde Buca ... Mevkii’nde diğer davalı ... Gayrimenkul Geliştirme İnşaat Ve ... Sanayi Ticaret Limited Şirketine ait inşaat iş yerinde beton bloğun vinç ile kaldırılması sırasında beton bloğun sağ bacağının üzerine düşerek yaralanması sonucu kazanın meydana geldiği, Mahkemece aldırılan ve hükme esas alınan 05.05.2022 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine ilişkin dosya kapsamında delil veya belge bulunmadığından değerlendirme yapılamadığı, mevcut belgelere göre kazanın meydana gelmesinde davacının % 30, davalı işveren ...'ın % 70 oranında kusurlu olduğunun tespitinin yapıldığı, Mahkemece hükmün gerekçesinde davalılar arasındaki ilişkinin niteliği değerlendirilmeksizin anılan rapora atıf yapmak suretiyle davalı ... Gayrimenkul firmasının kusursuz olduğu gerekçesiyle hakkında açılan davanın reddi ile davalı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda; Mahkemece davalı ... Gayrimenkul firması yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Şöyle ki davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın dosya kapsamına uygun olmayan rapora itibarla karar tesisi isabetli görülmemiştir. O halde; Mahkemece yapılacak iş taraflardan sorulmak suretiyle kazalı işvereni ... ile davalı ... Gayrimenkul şirketi arasında imzalanmış olup da dava konusu kazaya ilişkin işi kapsayan sözleşme örneğinin veya var ise bilgi ve belgelerin dosya kapsamına alınması , yine var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin getirtilmesi ile davalı ... tarafından bildirilen tanıklar ... ve ...'ın davalılar arasındaki ilişkinin niteliğine dair beyanları alınmak üzere dinlenilmesinden sonra davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde davalı ... Gayrimenkul firmasının asıl işveren sıfatıyla veya asıl - alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kanaatinin oluşması halinde ise 3. kişi sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra usuli kazanılmış hakları gözetecek şekilde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı ... bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalı vekinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 03d2cfc765e82613 63621c0084fcafc2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı