10. Hukuk Dairesi 2024/5819 E. , 2025/4155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait Denizli ili Ballık ... çıkarma işinde ... Nişancısı olarak saha alanında hizmet akdi ile çalışmakta iken 07.11.2006 tarihinde hafriyat taşıyan ... makinasının vurması sonucu 3-4 metre yükseklikten taş hafriyatın üzerine baş aşağı düşmesi nedeniyle beyninden darbe aldığını ve malul olduğunu, kazanın davalının işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almamasından meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik100.100,00 TL maddi, 100.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, olayın geçtiği iddia edilen mermer ocağı işletmesinin müvekkili şirketin uhdesine 2009 yılı Ekim ayında geçtiğini, dava konusu olayın 2006 yılında geçtiğinin iddia edildiğini, müvekkili şirketin mermer ocağı işletmesinin 2009 yılı öncesi faaliyetleri ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirkete ait Denizli ili Kaklık ... Mevkiinde bulunan mermer ocağı işyerinde davacının hiçbir zaman çalışmadığı gibi böyle bir iş kazasının da meydana gelmediğini, meydana geldiği iddia edilen tarihten 9 yıl gibi çok uzun bir süre sonra hiçbir delil ve hukuki dayanağı olmaksızın açılmış olan davanın tamamen kötü niyetli ve müvekkili şirketten maddi menfaat sağlama amacına yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; meydana gelen iş kazasında davalı şirketin %80 oranında, kazazede davacının %20 oranında kusurlu olduğu, ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulu Raporunda davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 0 olarak belirlendiği, davacının davalı işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açtığı maluliyetin tespitine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonucu Ankara 33. İş Mahkemesinin 22.09.2020 tarih 2016/559-2020/109 E.K. sayılı kararı ile davacının 07.11.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %14,02 olarak tespit edildiği ve kesinleştiği davacıya Kurum tarafından 25.494,05 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı açıklanarak alınan bilirkişi raporları doğrultusunda; "Mahkememiz kök dosyası ve birleşen 2016/297 Esas 2017/45 Karar sayılı dosyası hakkında, Maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, 452.358,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 07.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Manevi tazminat yönünden, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 50.000,00 TL manevi tazminat alacağının 07.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 33. İş Mahkemesi 2016/559-2020/109 E.K. sayılı kararı ile davacının maluliyet oranının %14,2 olarak belirlendiğini, kararın istinaf ve Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğini, Mahkemece verilen kararın maddi tazminat yönünden yerinde olduğunu, maluliyet oranı tespit edilemediğinden gerçek zararın öğrenilemediğini, kaza tarihinin üstünden 15 yıl geçmesi, maddi zararının hesaplanamadığı ve maluliyetin kesin olarak belirlenemediği bir durumda davanın belirsiz alacak davası olduğunun açık olduğunu, takdir olunan 50.000,00 TL manevi tazminatın müvekkilinin çekmiş olduğu ızdırabı hafifletecek düzeyde olmadığını belirterek manevi tazminat miktarını artırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile birleşen 2016/297 Esas sayılı dosyada davalı müvekkiline hiçbir tebligat yapılmadığını, sözkonusu dosyadan ancak işbu dosyada tebliğ edilen talep artırım dilekçesi ile haberdar olduklarını, dava dilekçesi tebliğ edilmeden, cevap ve savunma hakkı tanınmadan verilen birleştirme kararının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, kısmi dava olarak açılan davada talep artırım dilekçesi verilmek suretiyle talebin artırılmasının hukuken mümkün olmadığını, açılan her iki davanın da belirsiz alacak davası olarak açılmadığı ve şüpheye yer olmayacak şekilde kısmi dava olarak açıldığını, dava dilekçelerinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirten hiçbir ifade yer almadığını, talep artırım dilekçesine konu ek taleplerin zamanaşımına uğradığı açık olup davacı tarafın bu durumdan kurtulabilmek için açmış oldukları davanın belirsiz alacak davası olduğunu iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, kısmi dava türünün belirsiz alacak davası olarak değiştirilmesinin ıslah ile dahi mümkün olmadığını, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu 07.11.2016 tarihinden sonra davacı tarafça ileri sürülen tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, talep artırım dilekçesinin tebliğinden sonra yasal süresi içinde davacı tarafın tüm taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı tarafın 20.02.2023 tarihinde Mahkemeye sunduğu talep artırım dilekçesi, artırılan talep miktarına ait dava harcı yatırılmadığı halde Mahkemece taraflarına tebliğ edildiğini, yapılan tebligatın usûl ve yasaya aykırı olduğunu, iş kazası ve yaralanmanın hemen yakınında çalışmakta olan iş makinasına aldırış etmeden tedbirsiz şekilde makinaya yaslanarak orada duran davacı işçinin çok ağır ihmali nedeniyle meydana gelmiş olup, kaza sonrasında derhal müvekkil işveren tarafından kendisinin tüm tedavi işlemleri yaptırılmış, dosyadaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere mağdur olmaması için kazadan sonra uzun süre işyerindeki hafif işlerde çalıştırılmaya ve maaş ödenmeye devam edildiğini, bu şartlar altında müvekkili işverenin manevi tazminat yönünden de bir sorumluluğu bulunmadığını, olay tarihi olan 2006 yılı itibariyle talep edilen tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağının açık olması nedeniyle hükmedilen manevi tazminat miktarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Manevi tazminat tutarının belirlenmesi sırasında hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Bu ilkeler gözetildiğinde, hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat miktarı fazla olmuştur. Davacı için 25.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması somut olaya, manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun düşecektir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerindedir. Karar bu yönden düzeltilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı için 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği gözetildiğinde reddine ve kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 94b039a2d3740aa3 95a1bb02b898a195