Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/4189 E., 2025/3489 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4189 E., 2025/3489 K. (06.03.2025) – Velayet

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4189
Karar No
2025/3489
Karar Tarihi
06.03.2025
Konu
Velayet, Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/4189 E. , 2025/3489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Mahkemece 22.03.2024 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin davacı ... yönünden temyiz başvurusunun kabulü ile diğer davacılar ..., ... ve ... yönünden süresi içerisinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olmakla ve anılan 22.03.2024 tarihli ek karar davacılar vekilince temyiz edilmekle, davacılar vekilinin 22.03.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede temyiz harcının 08.01.2024 tarihinde davacılar vekilince yatırıldığı temyiz dilekçesinin de verildiği görülmekle davacılar vekilinin tüm davacılar yönünden temyiz isteminin usulüne uygun ileri sürüldüğü anlaşılmakla temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına ilişkin 22.03.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacıların murisi ...'nun davalı şirkete ait işyerinde kaynakçı ustası olarak, işverenin beyanına göre günlük 100,00-TL net ücret karşılığında çalışmakta iken 04.11.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, murisin davalıya ait işyerinde iş sözleşmesine istinaden davalı şirkete bağlı olarak 4857 sayılı Kanun kapsamında işçi olarak çalıştığını, buna rağmen sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, meydana gelen kazada şirket yetkilisi ... hakkında Aliağa Cumhuriyet Savcılığının 2010/2764 soruşturma sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda davalı ...'ın asli kusurlu olduğu, işverenin de önleyici ekipman bulundurmamak ve gerekli tedbirlerin alınmasını denetlemeyerek tam kusurlu olduğunu, ölüm sebebiyle murisinin eşinin ve çocuklarının murisin desteğini yitirdiğinden maddi zarara uğradıklarından... için 1.000-TL maddi, 100.000-TL manevi,... için 1.000-TL maddi, 75.000-TL manevi, ... için 1.000-TL maddi, 50.000-TL manevi, ... için 50.000-TL manevi tazminatın 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisinin, davalıların işçisi olmadığını, muris ile davalılar arasında bir eserin meydana getirilmesi için "işyeri tadilat ve tamir sözleşmesi" başlıklı istisna akdi düzenlendiğini, bu nedenle genel mahkemelerin görevli olduğunu, iş mahkemesinin görevli olmadığını, davalı ...'a husumet yöneltilemiyeceğini, kazanın meydana gelmesinde muris kusurlu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı öncesi verilen 17.02.2021 tarih ve 2020/25 Esas 2021/25 sayılı kararı ile "..1- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- Takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine," davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararına davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde Dairemiz 10.05.2022 tarih ve 2021/6944 Esas 2022/6815 Karar sayılı ilamıyla; "..Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, davalı .... Geri Dönüşebilir Atık Maddeler İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Temizlik Nakliyat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin vekil tarafından temsil edildiği kabul edilerek yargılama yapılarak vekiline karar tebliği ile yetinilmiş ise de; Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan incelemede, anılan davalı şirketin 27.02.2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunun geçici 7.maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. O halde taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket adına karar verilebilmesi için anılan davalı şirketin usulüne uygun ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir 2- Davacı çocuk ...’in ilk derece mahkemesi kararından önce 18 yaşını ikmal ederek dava ehliyetini kazandığı, anılan davacı adına velayeten düzenlenmiş bulunan vekâletnameye dayanılarak vekili tarafından temsil edildiği, anılan davacının vekilini görevlendirmesine dair vekâletinin dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmaktadır. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 77. maddesi gereğince; avukata davacı ... vekili olduğuna ilişkin vekâletnamesini ibraz etmesi için kesin süre içerir muhtıra tebliğ edilip, vekâletname sunulmaması halinde ise, davacı asile yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile bildirmesi için kesin süre içerir muhtıra tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. 3- 492 sayılı Harçlar Kanunun 15. Maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır. Somut olayda kabule göre hüküm altına alınan tazminat alacakları üzerinden hükmedilmesi gereken karar ve ilam harcı miktarının 3.278.88 TL olması gerekirken yazılı şekilde 88,03 TL harca hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, özellikle kanunun açık hükmüne aykırı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacılar vekili ile davalılardan ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak bu aşamada davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin mahkeme hükmü bozulmalıdır." " gerekçeleriyle bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; "Yargıtay bozma ilamının taraf teşkiline yönelik olması sebebi ile davalı .... Geri Dönüşebilir Atık Maddeler İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Temizlik Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticaret sicilden terkin olması sebebi ile davacı tarafa ihya davası açmak üzere süre verildiği, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/129 Esas sayılı şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığı ve tasfiye memuru olarak ...'in atandığı, davacı çocuk ...’in reşit durumda olması sebebi ile bu davacıya ait vekaletnameyi sunmak üzere süre verildiği, vekaletnamenin sunulduğu görülmüştür. Yargıtay ilamı doğrultusunda usul işlemleri giderilmiş olup bozmadan önce gerekçesi kurulan hesap bilirkişisi Nuray Dağdelen'den alınan denetime elverişli 06.02.2015 havale tarihli rapor doğrultusunda; davacı eş ...'nun destekten yoksun kalma zararının 347.219,71-TL, davacı çocuk ...'nun destekten yoksun kalma zararının 95.811,62-TL, davacı çocuk ...'nun destekten yoksun kalma zararının 5.239,70-TL olduğu tespit edilmiş, belirlenen bu alacaklara davacıların talebi ile bağlı kalınarak hükmedilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle; "davanın kısmen kabulü ile 1-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Mahkemece 22.03.2024 tarihli ek karar ile davacılar ..., ... ve ... yönünden süresi içerisinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilince 22.03.2024 tarihli ek karara karşı süresi içerisinde temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili 08.11.2023 tarihli asıl hükme yönelik ve 22.03.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına yönelik düzenlenmenin HMK'nın 177. maddesine eklenen 2. fıkra ile kaldırıldığını, mahkemece ıslah ile arttırılan tutarlar dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, davalı ... Şirketinin önceki hükmü temyiz etmediği, müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, manevi tazminat miktarlarının az takdir edildiğini, Mahkemece süresi içerisinde ... dışındaki davacılar yönünden süresi içerisinde harç yatırılmadığı gerekçesiyle verilen ek karar ile temyiz talebinin ret kararının yerinde olmadığını beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında esas alınan kusur oranlarının hatalı olduğu, müvekkilinin sigortalı ile herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, taraflar arasında götürü bedel sözleşme imzalandığı, ücret tespitinin hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Somut olayda, davacı vekilince bozma ilamı öncesi İlk Derece Mahkemesince hükmolunan manevi tazminata ilişkin temyiz isteminde bulunulmadığı, Mahkemece bozma ilamı sonrası tesis edilen temyize konu kararında manevi tazminat yönünden hükmün tesis edildiği anlaşılmakla ilk kararı temyiz etmeyen davacının manevi tazminata yönelik ileri sürülen temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin davacılar yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE, Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere yükletilmesine, Fazla alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38c5ac5521d58213 5d5bf293f8b2b6b2 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/4189 E. , 2025/3489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Mahkemece 22.03.2024 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin davacı ... yönünden temyiz başvurusunun kabulü ile diğer davacılar ..., ... ve ... yönünden süresi içerisinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olmakla ve anılan 22.03.2024 tarihli ek karar davacılar vekilince temyiz edilmekle, davacılar vekilinin 22.03.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede temyiz harcının 08.01.2024 tarihinde davacılar vekilince yatırıldığı temyiz dilekçesinin de verildiği görülmekle davacılar vekilinin tüm davacılar yönünden temyiz isteminin usulüne uygun ileri sürüldüğü anlaşılmakla temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına ilişkin 22.03.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacıların murisi ...'nun davalı şirkete ait işyerinde kaynakçı ustası olarak, işverenin beyanına göre günlük 100,00-TL net ücret karşılığında çalışmakta iken 04.11.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, murisin davalıya ait işyerinde iş sözleşmesine istinaden davalı şirkete bağlı olarak 4857 sayılı Kanun kapsamında işçi olarak çalıştığını, buna rağmen sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, meydana gelen kazada şirket yetkilisi ... hakkında Aliağa Cumhuriyet Savcılığının 2010/2764 soruşturma sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda davalı ...'ın asli kusurlu olduğu, işverenin de önleyici ekipman bulundurmamak ve gerekli tedbirlerin alınmasını denetlemeyerek tam kusurlu olduğunu, ölüm sebebiyle murisinin eşinin ve çocuklarının murisin desteğini yitirdiğinden maddi zarara uğradıklarından... için 1.000-TL maddi, 100.000-TL manevi,... için 1.000-TL maddi, 75.000-TL manevi, ... için 1.000-TL maddi, 50.000-TL manevi, ... için 50.000-TL manevi tazminatın 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisinin, davalıların işçisi olmadığını, muris ile davalılar arasında bir eserin meydana getirilmesi için "işyeri tadilat ve tamir sözleşmesi" başlıklı istisna akdi düzenlendiğini, bu nedenle genel mahkemelerin görevli olduğunu, iş mahkemesinin görevli olmadığını, davalı ...'a husumet yöneltilemiyeceğini, kazanın meydana gelmesinde muris kusurlu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı öncesi verilen 17.02.2021 tarih ve 2020/25 Esas 2021/25 sayılı kararı ile "..1- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- Takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine," davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararına davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde Dairemiz 10.05.2022 tarih ve 2021/6944 Esas 2022/6815 Karar sayılı ilamıyla; "..Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, davalı .... Geri Dönüşebilir Atık Maddeler İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Temizlik Nakliyat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin vekil tarafından temsil edildiği kabul edilerek yargılama yapılarak vekiline karar tebliği ile yetinilmiş ise de; Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan incelemede, anılan davalı şirketin 27.02.2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunun geçici 7.maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. O halde taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket adına karar verilebilmesi için anılan davalı şirketin usulüne uygun ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir 2- Davacı çocuk ...’in ilk derece mahkemesi kararından önce 18 yaşını ikmal ederek dava ehliyetini kazandığı, anılan davacı adına velayeten düzenlenmiş bulunan vekâletnameye dayanılarak vekili tarafından temsil edildiği, anılan davacının vekilini görevlendirmesine dair vekâletinin dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmaktadır. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 77. maddesi gereğince; avukata davacı ... vekili olduğuna ilişkin vekâletnamesini ibraz etmesi için kesin süre içerir muhtıra tebliğ edilip, vekâletname sunulmaması halinde ise, davacı asile yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile bildirmesi için kesin süre içerir muhtıra tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. 3- 492 sayılı Harçlar Kanunun 15. Maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır. Somut olayda kabule göre hüküm altına alınan tazminat alacakları üzerinden hükmedilmesi gereken karar ve ilam harcı miktarının 3.278.88 TL olması gerekirken yazılı şekilde 88,03 TL harca hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, özellikle kanunun açık hükmüne aykırı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacılar vekili ile davalılardan ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak bu aşamada davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin mahkeme hükmü bozulmalıdır." " gerekçeleriyle bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; "Yargıtay bozma ilamının taraf teşkiline yönelik olması sebebi ile davalı .... Geri Dönüşebilir Atık Maddeler İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Temizlik Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticaret sicilden terkin olması sebebi ile davacı tarafa ihya davası açmak üzere süre verildiği, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/129 Esas sayılı şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığı ve tasfiye memuru olarak ...'in atandığı, davacı çocuk ...’in reşit durumda olması sebebi ile bu davacıya ait vekaletnameyi sunmak üzere süre verildiği, vekaletnamenin sunulduğu görülmüştür. Yargıtay ilamı doğrultusunda usul işlemleri giderilmiş olup bozmadan önce gerekçesi kurulan hesap bilirkişisi Nuray Dağdelen'den alınan denetime elverişli 06.02.2015 havale tarihli rapor doğrultusunda; davacı eş ...'nun destekten yoksun kalma zararının 347.219,71-TL, davacı çocuk ...'nun destekten yoksun kalma zararının 95.811,62-TL, davacı çocuk ...'nun destekten yoksun kalma zararının 5.239,70-TL olduğu tespit edilmiş, belirlenen bu alacaklara davacıların talebi ile bağlı kalınarak hükmedilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle; "davanın kısmen kabulü ile 1-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ...'ya verilmesine, maddi ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Mahkemece 22.03.2024 tarihli ek karar ile davacılar ..., ... ve ... yönünden süresi içerisinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilince 22.03.2024 tarihli ek karara karşı süresi içerisinde temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili 08.11.2023 tarihli asıl hükme yönelik ve 22.03.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına yönelik düzenlenmenin HMK'nın 177. maddesine eklenen 2. fıkra ile kaldırıldığını, mahkemece ıslah ile arttırılan tutarlar dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, davalı ... Şirketinin önceki hükmü temyiz etmediği, müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, manevi tazminat miktarlarının az takdir edildiğini, Mahkemece süresi içerisinde ... dışındaki davacılar yönünden süresi içerisinde harç yatırılmadığı gerekçesiyle verilen ek karar ile temyiz talebinin ret kararının yerinde olmadığını beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında esas alınan kusur oranlarının hatalı olduğu, müvekkilinin sigortalı ile herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, taraflar arasında götürü bedel sözleşme imzalandığı, ücret tespitinin hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Somut olayda, davacı vekilince bozma ilamı öncesi İlk Derece Mahkemesince hükmolunan manevi tazminata ilişkin temyiz isteminde bulunulmadığı, Mahkemece bozma ilamı sonrası tesis edilen temyize konu kararında manevi tazminat yönünden hükmün tesis edildiği anlaşılmakla ilk kararı temyiz etmeyen davacının manevi tazminata yönelik ileri sürülen temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin davacılar yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE, Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere yükletilmesine, Fazla alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38c5ac5521d58213 5d5bf293f8b2b6b2 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı