Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3478 E., 2025/3261 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3478 E., 2025/3261 K. (04.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3478
Karar No
2025/3261
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/3478 E. , 2025/3261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverenliğe ait iş yerinde levha operatörü olarak çalışmakta iken 30.10.2014 tarihinde soveplast isimli merdaneli levha makinesinin sol elini kapması sonucu ağır bir şekilde yaralandığını, kazanın davalı işverenliğin kusurundan kaynaklandığını belirterek maddi ve manevi tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde... makinesinin çalışması sırasında işlenmekte olan pet folyonun kopması neticesinde üretimin durduğunu, üretime devam edilebilmesi için makinede bulunan silindirin kapanmasını sağlayan sistemin kapatılarak makineye yeniden manuel olarak mal sürülmesi gerekmesine rağmen davacı tarafından makineye müdahale edilirken silindirin kapanmasını sağlayan sistem kapatılmaksızın el ile mal sürmeye başladığını, dava dışı çalışan makine operatörü ...'nın ise makineye mal sürme işleminin tamamlandığını düşünerek silindirlerin hareket tuşuna basıp harekete geçirmesi sonucunda kazanın meydana gelmiş olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..davanın kısmen kabulüne, davacı kazalı ... için 308.368,40 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın, davacı eş ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline.." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafında istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın maluliyetinin SGK tarafından %28 olarak tespit edildiğini, YSK tarafından da aynı oranın tespit edildiğini, davalı tarafın bu orana itirazı üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini ve Adli Tıp Kurumunca maluliyet oranının %32 olarak tespitlendiğini, davalı tarafın itirazı ile raporlar arasındaki çelişki üzerine dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderildiğini ve maluliyet oranının buraca %32 olarak tespitlenerek kesinleştiğini, hesap bilirkişisinin müvekkilinin maluliyet oranını %32 üzerinden değerlendirmeyip %28 maluliyet oranına göre hesap yaptığını, hesaplamalara itiraz etmelerine rağmen itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, henüz yargılama devam ederken maluliyet oranındaki artışın bir önceki maluliyete itiraz olmadığından bahisle dikkate alınmamasının usule aykırılık taşıdığını ve bu durumda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, müvekkilleri bakımından da takdir olunan manevi tazminatın düşük kaldığını ileri sürüp davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müvekkili şirkete atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığını, ısrarlı taleplerine rağmen mahallinde keşif yapılmaksızın rapor tanziminin hatalı olduğunu, davacının almış olduğu ücretin SGK ve banka kayıtları ile sabit olmasına, ücret konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamasına rağmen davacı beyanı, husumetli tanık anlatımı ve emsal ücret araştırmasına göre tespit edilen ücret seviyesi üzerinden hesaplanan maddi tazminat tutarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, gerekçeli kararda belirtilmemiş ise de bilirkişi tarafından HMK 25.maddesine aykırı olarak TÜİK verileri üzerinden değerlendirme yapıldığını, TÜİK verilerine davacı tarafça dayanılmadığını, HMK.'nın 25. maddesine aykırı davranılarak ücret tespiti yoluna gidildiğini, yerel mahkemece müvekkili tarafından davacıya yapılan 34.500,00 TL'lik ödemenin maddi tazminattan mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, ödemenin tazmin kabilinde olduğunu, Mahkemece davacının ATK tarafından tespit edilen maluliyet oranının %53 sanılarak davacılar lehine eşi görülmemiş derecede fahiş tutarlarda manevi tazminata hükmedildiğini, ATK raporları ile belirlenen maluliyet oranının %53 olmayıp %32 olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla %28 oranındaki ağır bedensel zarar anlamına gelmeyen maluliyetten dolayı davacı eşine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürüp davanın reddine karar verilmek üzere temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1- Taraf vekilllerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup hükmedilen manevi tazminata yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1.Taraf vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8c91e3cc6231174c 59f20cb31b85cfb3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı