10. Hukuk Dairesi 2024/2331 E. , 2025/1366 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/667 E., 2022/565 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde 22.07.2003 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın faizi ile tahsilini istemiş 18.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 2000 TL maddi tazminat, 5000 TL iktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden dolayı uğradığı zarar ve 2000 TL efor kaybı sebebiyle uğradığı zarar olarak toplam 9000 TL'nin kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen 2011/559 Esas sayılı dava ile 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş, birleşen 2013/364 Esas sayılı dosyada 30.000 TL maddi tazminatın, Dairenin bozma ilamından sonra açılan birleşen 2020/384 Esas sayılı dosya ile de 5.775,95 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini istemiş son olarak, 07.04.2021 tarihli dilekçesi ile asıl dava, ıslah ve ek davalarla talep edilen tazminat toplamının 45.775,95 TL olduğunu beyan etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2009/369 Esas 2016/329 Karar kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, açılan davanın kabulü ile 9.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın davacının %75 kusuru oranında indirim yapılarak kısmen kabulü ile 7.500,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine 21. Hukuk Dairesinin 05.06.2018 tarihli 2016/18931 Esas 2018/5364 Karar sayılı ilamı ile " olayın oluşuna uygun kusur oranının tespitinden sonra davacının maluliyet oranının %10 olarak kesinleştiği gözetilerek bu oran üzerinden davacıya bağlanması muhtemel gelirin ilk peşin sermaye değerinin kurumdan sorularak, geçici iş göremezlik ödeneği ile beraber rücuya kabil kısımının usuli kazanılmış haklar çerçevesinde hesaplanacak tazminat alacağından tenzil ederek sonucuna göre bir karar vermek" gereğine işaret edilerek temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmuştur. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" asıl dava yönünden; davanın kabulü ile 9.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen İstanbul 2. İş Mahkemesinin 2011/559 Esas 2012/356 Karar sayılı dosyası yönünden; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 25.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Mahkememizin birleşen 2013/364 Esas 2013/399 Karar sayılı dosyasının yönünden; davanın kabulü ile 30.000,00TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2020/384 Esas 2020/408 Karar sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile 5.775,95TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, esas dosyada davanın 1.000,00 TL'lik maddi tazminat olarak açıldığını ve bilahare 9.000,00 TL olarak ıslah edildiğini yani ana davadan toplam maddi tazminat olarak 10.000,00 TL talep edilmiş olmasına rağmen 9000,00 TL ye hükmedilmesinin bozma sebebi olduğunu, manevi tazminat yönünden talebinin tümden kabul edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; yokluğunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı itirazının dikkate alınmadığını, sonradan açılan iki ayrı maddi tazminat davasının dikkate alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca 18.12.2009 havale tarihli ıslah dilekçesi ile alacak tutarını bir defa ıslah etmiş olmakla ıslah/ek dava açma hakkını kaybettiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediğini, Yargıtay ilamında belirtilen şekilde %10 işgöremezlik oranı üzerinden bağlanması muhtemel peşin sermaye değerinin belirlenerek tazminattan indirilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. Davacı vekilinin reddedilen manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra Mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2022 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 5.810,00 TL olarak değiştirmiştir. Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Somut olayda, davacı yönünden reddedilen manevi tazminat miktarının kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün bulunmadığından, reddedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. B. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmüne uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacının 15.12.2013 tarihli kök hesap raporuna itiraz etmemesi ve ücretin asgari ücretin 2.05 katı olduğunun SGK kayıtları ile de sabit bulunması karşısında işlemiş dönem sonu dahil anılan rapordaki veriler gözetilerek bozma sonrası alınan kusur raporu kök rapora uygulanmak suretiyle zarar hesabı yaptırılmalı, ayrıca %10 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanacak gelir Kurumdan sorularak, Kurum tarafından bildirilmemesi halinde ise bilirkişi marifetiyle hesaplattırılarak yukarıda belirlenecek zarardan mahsup edilerek tarafların hak ve sorumlulukları belirlenmeli, davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi üçüncü birleşen davaya ilişkin olarak irdelenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin reddedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 35e43ab38800d3ba 0789889d7ffcac27