Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/15834 E., 2025/10704 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15834 E., 2025/10704 K. (26.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15834
Karar No
2025/10704
Karar Tarihi
26.06.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/15834 E. , 2025/10704 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/679 E., 2024/1014 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/474 E., 2024/183 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.06.2018 günü saat 09.30 sıralarında .... Mahallesinde bulunan davalı işyerinde işletmeye iade gelen 600' lük denilen takriben 100 kg ağırlığında olan boruların 44... Plakalı kamyondan indirilmesi sırasında destek suntalarının kırılması ile birlikte takriben 6 metre yüksekten düşmesi ile kazanın meydana geldiğini, yüklemenin uygun ekipman ile yaptırılmadığı için davaya konu iş kazasının meydana geldiğini, 2018/27335 soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda işveren temsilcisi ...' ın asli kusurlu olduğunu, kazalının kazada hiçbir kusur ya da ihmalinin olmadığını, kaza sonrası ağır yaralanmasına rağmen ambulans çağrılmayarak işyerine ait bir araç ile hastaneye kaldırıldığını, bunun işverenin ihmali olduğunu, kaza sonrası takriben %60 oranında kalıcı iş göremez hale geldiğini, başkasına muhtaç durumda olduğunu, uzun süre yatalak kaldığını ve başkasının bakımına muhtaç olduğu dönemler için bakıcı gideri zararının olduğunu, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının % 56 maluliyet oranı ve davalı şirketin % 90 kusur oranı gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporunun hatalı olduğunu, davalıların tam kusurlu olduklarını ve müvekkilinin kusursuz olduğunu, davalı ...'ın Kahramanmaraş 6. Asliye Ceza Mahkemesince alınan kusur raporunda asli kusurlu olduğunun rapor edildiğini, kusurlu olan ... vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirterek Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... Plastik Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporlarının yanlış olduğunu, davacı işçinin tam kusurlu olduğunu, davalı işverenin hiç bir kusurunun olmadığını, davacının kendi dikkatsizliği sebebi ile iş kazasının meydana geldiğini, illiyet bağının kesildiğini, maluliyet oranının çok yüksek belirlendiğini, manevi tazminatın fahiş belirlendiğini belirterek Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK.'nın 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan Mahkeme hükmüne karşı davacı ve davalı Şirket vekillerince yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Plastik firma vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Plastik firma vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı kazalının davaya konu iş kazası tarihi olan 27.06.2018 tarihinde davalı işveren şirkete ait işyerinde işletmeye iade gelen 600'lük denilen takriben 100 kg ağırlığında olan boruların 44... plakalı kamyondan indirilmesi sırasında destek suntalarının kırılması ile birlikte takriben 6 metre yüksekten düşmesi ile kazanın meydana geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davalı işverence güvenli çalışma şekillerinin belirlenerek buna yönelik iş organizasyonunun yapılmasını sağlamaması, tır üzerinde çalışma yapılırken çalışanların yüksekten düşmeye karşı koruyacak ekipmanların tesis edilmemesi (paraşüt tipi emniyet kemerlerini bağlayabileceği platformlar vb.), kazalıya tır dorsesi üzerinde malzeme indirme işi sırasında karşılaşabileceği, yüksekte yapacağı çalışmanın risklerini de içeren kendisinde davranış değişikliği yaratacak şekilde eğitim verilmemesi, tır dorsesi üzerinde iken kazalıya güvenli çalışmasını sağlayacak baret, emniyet kemeri gibi kişisel koruyucuların verilip kullanımının sağlanmaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde %90 (Yüzde Doksan) oranında, davacı ...'in tır dorsesinde baret ve emniyet kemeri olmadan yüksekte yaptığı çalışma sırasında dorsenin üzerindeki boruların düşmesini engelleyici tahtalardan birinin kırılması ile boruların kayarak aşağıya düşmesi sonucu olay anında kendisini güvenli bölgeye alamayarak dengesini kaybetmesi ve bu şekilde dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle olayın meydana gelmesinde % 10 (Yüzde On) oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, işveren yetkilisi diğer davalı ... yönünden ise şahsi kusurunun bulunmadığının bildirildiği, kaza olayına ilişkin yürütülen Kahramanmaraş 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/493 Esas, 2022/5 Karar sayılı dosyasında davalı işveren ... Plastik firması işveren vekili ...'ın asli kusurlu bulunarak hakkında adli para cezasına dair mahkumiyet hükmü tesis edildiği ancak şartlarının bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Mahkemece yukarıda anılan kusur raporuna itibarla davanın davalı işveren şirket yönünden kısmen kabulü ile diğer davalı ... yönünden ise reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davacıya atfedilen kusur oranı yerinde ise de davanın ... yönünden davanın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi yukarıda açıklandığı üzere ceza dosyasında hükme esas alınan kusur raporunun değerlendirilmemesi yönünden hatalı olmuştur. Ayrıca davalı ... yönünden maddi tazminat istemi hakkında davanın reddine karar verilmesine rağmen iş bu davalı vekili lehine maktu vekalet ücreti takdiri gerekmekte olup nispi vekalet ücretine hükmolunması da hatalıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince ilgili ceza dosyası da getirtilmek suretiyle davalı ... yönünden sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunu değerlendirmek üzere davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre davacının maddi tazminat miktarının hesaplanmasına dair temyiz isteminin bulunmadığı gözetilerek davalılar lehine oluşan ve dosya kapsamına göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeten Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca usulüne uygun vekalet ücreti takdirini içeren bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı